Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /srv/users/serverpilot/apps/milasbakis/public/wp-content/themes/the-rex/single.php:1) in /srv/users/serverpilot/apps/milasbakis/public/wp-content/themes/the-rex/single.php on line 13
“Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek …” – Milas Bakış Gazetesi – Milas Haberleri

“Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek …”

151
0
Paylaş:

BAKTIKÇA / A. Kemal KAŞKAR –

‘Adalet şart’!

Bunun gündelik yaşamımızda görmek istediğimiz yansıması ise ‘hakkaniyet’!

Yani hak ve adalete uygunluk, doğruluk, dürüstlük …

Her yerde, her şeyde önce adalet istiyor, arıyor ve bekliyoruz.

Sosyal, siyasal uyuşmazlıkların, uzlaşmazlıkların, giderek de çatışmaların hak-hukuk ihlali olmaksızın, tarihe ‘akla uygun’ notlar düşecek şekilde aşılması değil midir insanlığın en büyük mücadelesi!

Bu mücadelenin yaşamın her alanında kesintisiz olarak sürdürüldüğü gerçeği değil midir en büyük tarihsel tanıklığımız?

Bu mücadeleye ne kadar dahil olduğumuzla ilgilenmez tarih. Bu anlamda karşımıza çıkan ‘yol ayrımları’nda hangi yolu tercih ettiğimize bakar … Ancak tam bu noktada, olmazsa olmaz değerde bir ayrıntı var:

Tüm büyük tarihsel yol ayrımlarında tercih ettiğimiz yollarda yürürken “tarih bizi aklayacaktır” cümlesi derin anlamıyla hep yanımızda olmalıdır … En büyük yol arkadaşımız ‘haklılığımız’dır çünkü …

Sevgili Can Baba’nın (Yücel) uzunca yıllar önce ilk kez  “Bir Siyasi’nin Şiirleri” kitabında okuduğum ve Adana Cezaevi’nde yazdığını bildiğim şu şiirindeki gibi:

“Her gece, sanırım on bir buçuğa doğru

Bir uçak geçiyor üstümüzden

Yolcu uçağı anlaşılan

Beni bir ortaçağ yaşamına mahkum edenler anlamıyorlar ki

Ben her gece, sanırım on bir buçuğa doğru

Üstümüzden geçen o uçağın bir parçasıyım,

İniş takımıyım, göstergesiyim, motoruyum, aklıyım

Ve ben her gece, sanırım on bir buçuğa doğru

Bir kez daha anlıyorum ki

Haklıyım …”  

Bırakın büyük tarihsel olayları, spor karşılaşmalarında ve de yarışlarda da hakemlerden, gözlemcilerden beklediğimiz adaletli kararlar almaları, hakkaniyetli raporlar yazmaları, kararlarında-raporlarında taraflara ‘eşit muamele’ yapmaları, ‘oyunun kurallara göre oynanması’nı sağlamaları ya da gözetmeleri değil midir? Dolayısıyla sevgili hakimlerden de beklentimiz budur. Özellikle de ‘kurallar’la, ‘ölçütler’le oynamamaları, başka başka zamanlarda aynı uyuşmazlıklarla ilgili kararlarında ‘çifte standart’ uygulamamaları …

Bu bakımdan ele alındığında, sevgili yurttaşlarımın büyük büyük oranlarla izledikleri (ama sorulduğunda, -nedense- ‘belgesel izliyorum’ kalıbının arkasında bir yerlere gizledikleri) bir televizyon programından da örnekleme yapmak istiyorum. Bir tür yarışma programı olan ‘Survivor’dan (Sörvayvır) …

Nisan ayı başlarından bir gazete haberi: Sörvayvır’ın 4 yarışmacısına, kendilerini oyun parkuruna ulaştıran Dominikli tekne kaptanı aracılığıyla sevdiklerine mesajlar göndererek kural ihlali yapmaları nedeniyle ceza verileceği açıklanmış … Bu arada, küçük çocuğu olan yarışmacılar için de, çocukları ile telefon konuşması yapabilecekleri belirtilmiş …

‘Adalet’ ve ‘hakkaniyet’ bu değil midir?

İşte şimdi, sevgili yurttaşlarımın neden Sörvayvır’ı bu denli yaygın bir şekilde izlemekte olduklarına ilişkin ufacık ama çok etkili bir ipucuna ulaştırmış bulunuyorum sizleri!

Günlük yaşamınızda maruz kaldığınız ya da tanık olduğunuz bir dolu adaletsiz, hakkaniyetsiz muamelenin yanında “Sörvayvır Adaleti” diye bir şey sizi oraya doğru çekiyor ya da oraya doğru kaçırıyor … Televizyon kanalları arasında tercihinizi bu anlamda adaletsizliklerden kaçış için yapıyorsunuz bence (?) …

Yanlış okumadınız: Adaletten ve hakkaniyetten uzak dünyamıza sunulmuş (uydurulmuş) buna benzer-benzemez birçok -garip ama gerçek- pencere var gözümüzün kaydığı … Ya da ‘aralık duran kapı’ da diyebilirsiniz buna … Hafifçe ittiğinizde ardına kadar açılan ve size kendinizi iyi hissettiren …

Lafı çok uzatmaya hiç gerek yok. Sevgili yurttaşlarımızın bu programı izleme konusundaki ısrarı ve kararlılıkları üzerine tekrar tekrar düşünmeye, derin derin araştırmalar – geliştirmeler yapmaya hiç gerek yok, her şey çok açık: Yurttaş “Sörvayvır’ın Adaleti”ne güveniyor …

İnatla anlamazdan gelenler dışında bütün bunları niye yazdığımı anlamayan var mı!

Yüksek Seçim Kurulu’na çok sert irtifa kaybettiren “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin yinelenmesi” yönündeki kararının ardından kendimce kafamda karaladığım birkaç notu sizlerle paylaşmak istedim.

Ne yazık ki beklenmedik olmayan bir trajik tablo içinde yaşatılıyoruz ve fakat ne güzel ki 4’e karşı 7 oyla alındığı söylenen bu kararla ilgili bugüne dek söylenebilmiş onca haklı karşı-sözlere her gün bir yenisini daha eklemeyi sürdürüyoruz, sürdüreceğiz …

“Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek …”


“Her şey çok güzel olacak Anne!”

Bu Pazar ‘Anneler Günü’ …

Bu vesileyle tüm sevgili annelerimize sevgi ve saygılarımı sunmak ve sevgili annemin şahsında, şu aralar onlara söylenebilecek en değerli sözle seslenmek istedim:

“Her şey çok güzel olacak Anne!”


Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek

Adnan YÜCEL –

Aşksız ve paramparçaydı yaşam

bir inancın yüceliğinde buldum seni

bir kavganın güzelliğinde sevdim.

Bitmedi daha sürüyor o kavga

ve sürecek

yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

Aşk demişti yaşamın bütün ustaları

aşk ile sevmek bir güzelliği

ve dövüşebilmek o güzellik uğruna.

İşte yüzünde badem çiçekleri

saçlarında gülen toprak ve ilkbahar

sen misin seni sevdiğim o kavga,

sen o kavganın güzelliği misin yoksa …

Bir inancın yüceliğinde buldum seni

bir kavganın güzelliğinde sevdim.

Bin kez budadılar körpe dallarımızı

bin kez kırdılar.

Yine çiçekteyiz işte yine meyvedeyiz

bin kez korkuya boğdular zamanı

bin kez ölümlediler

yine doğumdayız işte yine sevinçteyiz.

Bitmedi daha sürüyor o kavga

ve sürecek

yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

Geçtiğimiz o ilk nehirlerden beri

suyun ayakları olmuştur ayaklarımız

ellerimiz, taşın ve toprağın elleri.

yağmura susamış sabahlarda çoğalırdık

törenlerle dikilirdik burçlarınıza

türküler söylerdik hep aynı telden

aynı sesten aynı yürekten

dağlara biz verirdik morluğunu

henüz böyle yağmalanmamıştı gençliğimiz …

Ne gün batışı ölümlerin üzüncüne

ne tan atışı doğumların sevincine,

ey bir elinde mezarcılar yaratan

bir elinde ebeler koşturan doğa

bu seslenişimiz yalnızca sana

yaşamasına yaşıyoruz ya güzelliğini

bitmedi daha sürüyor o kavga

ve sürecek

yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

Saraylar saltanatlar çöker

kan susar birgün

zulüm biter.

Menekşeler de açılır üstümüzde

Leylaklar da güler.

Bugünlerden geriye

bir yarına gidenler kalır

bir de yarınlar için direnenler …

Şiirler doğacak kıvamda yine

duygular yeniden yağacak kıvamda.

ve yürek,

imgelerin en ulaşılmaz doruğunda.

Ey her şey bitti diyenler

korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler.

ne kırlarda direnen çiçekler

ne kentlerde devleşen öfkeler

henüz elveda demediler.

bitmedi daha sürüyor o kavga

ve sürecek

yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

Paylaş:

Yorum Bırak