Kısa Devre

411
0
Paylaş:

KCan YÜCEL / Şiir / Yeni Yaprak Yayınları / Eylül 1990 / 25 Sayfa

Ayşegül KAŞKAR –

21 Ağustos 1926’da İstanbul’da doğan Şair Can Yücel, eski Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in oğlu olarak edebiyatla küçük yaşta tanıştı. Orta öğrenimini Ankara Erkek Lisesi’nde tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Klasik Filoloji Bölümü’nde okudu. Çeşitli elçiliklerde çevirmenlik, Londra’da BBC’nin Türkçe bölümünde spikerlik yaptı. 1962’de İngiltere’deyken, 1709 yılından kalma, Latin harfleriyle taş baskısı olarak basılmış bir Türkçe dilbilgisi kitabı bulması geniş yankı uyandırdı.

Askerliğini Kore’de yaptı. 1958’de Türkiye’ye döndükten sonra bir süre turist rehberi olarak çalıştı. Ardından bağımsız çevirmen ve şair olarak yaşamını İstanbul’da sürdürdü. 1956 yılında Güler Yücel’le evlendi. Bu evlilikten iki kızı (Güzel ve Su) ve bir oğlu (Hasan) dünyaya geldi.

Yücel, İlk şiirlerini 1950 yılında ‘Yazma’ adlı kitapta topladı. 1945-1965 yılları arasında “Yenilikler”, “Beraber”, “Seçilmiş Hikâyeler”, “Dost”, “Sosyal Adalet”, “Şiir Sanatı”, “Dönem”, “Yöne”, “Ant”, “İmece”, “Papirus” adlı dergilerde yazdı.

12 Mart döneminde Che Guevara’nın “Gerilla Harbi” ile “İnsan ve Sosyalizm” kitaplarının çevirisi nedeniyle 15 yıl hapis cezasına mahkum edildi. 1974 affıyla özgürlüğüne kavuştu. Dışarı çıkışının ardından hapiste yazdığı “Bir Siyasinin Şiirleri” adlı kitabını yayımladı. 12 Eylül 1980 sonrasında “müstehcen olduğu” iddiasıyla “Rengahenk” adlı kitabı toplatıldı. Can Yücel, taşlama ve toplumsal duyarlılığın ağır bastığı şiirlerinde, yalın dili ve buluşları ile dikkati çekti. Can Yücel’in ilham kaynakları ve şiirlerinin konuları; doğa, insanlar, olaylar, kavramlar, heyecanlar, duyumlar ve duygulardır.

Şiirlerinin çoğunda sevdiği insanlar vardır. ‘Maaile’, şairin kitaplarından birine koyduğu bir ad. Can Yücel için ailesi çok önemlidir: Eşi, çocukları torunları, babası … Bu insanlarla olan sevgi dolu yaşamı şiirlerine yansımıştır. ‘Küçük Kızım Su’ya’, ‘Güzel’e’, ‘Yeni Hasan’a Yolluk’, ‘Hayatta Ben En çok Babamı Sevdim’, bu sevgi şiirlerinden bazılarıdır.

Can Yücel ayrıca Lorca, Shakespeare, Brecht gibi ünlü yazarların oyunlarından çeviriler yaptı. Shakespeare çevirileri (Hamlet, Fırtına, Bir Yaz Gecesi Rüyası) son derece başarılıdır. Örneğin, Shakespeare’in ünlü ‘to be or not to be’ sözünü ‘bir ihtimal daha var, o da ölmek mi dersin’ şeklinde Türkçeleştirmiştir. 1959’da ilk baskısı yayımlanan ‘Her Boydan’ adlı kitabında dünya şairlerinin şiirlerini serbest ama çok başarılı bir biçimde Türkçe’ye çevirmiştir.

İstanbul’da Vatan, Demokrat, Söz gazetelerinde köşe yazıları yazdı. Önce İzmir’e oradan da Muğla’nın Datça ilçesine taşındı.

Sevgi Duvarı, Bir Siyasinin Şiirleri, Ölüm ve Oğlum, Canfeda’nın da aralarında olduğu çok sayıda şiir kitabı çıkardı. William Shakespeare, Federico Garcia Lorca, Bertholt Brecht gibi büyük yazarların eserlerini dilimize kazandırdı.

Son yıllarında Datça’ya yerleşti ve her hafta Leman, her ay Öküz dergilerinde yazıları ve şiirleri yayımlandı. Bu dergilerinin yanı sıra Gerçek ve Evrensel Kültür dergileri ile Evrensel ve Emek gazetelerinde yazdı. 1996 yılında Emek Partisi’nin kurucuları arasında yer aldı. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e hakaretten yargılanan Yücel, 18 Nisan 1999 seçimlerinde Özgürlük ve Dayanışma Partisi’nin İzmir 1. sıra milletvekili adayı oldu.

12 Ağustos 1999 gecesi ölen Can Baba, çok sevdiği günebakan çiçekleriyle uğurlanarak Datça’ya gömüldü. Can Baba’nın cenazesi, dönemin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Piriştina’nın katkıları ile Datça’ya getirildi  ve 17 Ağustos 1999 tarihinde 1999 Gölcük depreminin meydana geldiği tarihte defnedildi.

Bu vesileyle güzel insan Ahmet Piriştina’yı da anmış olalım, nurlar içinde yatsın…

Kitapları

Şiir; Yazma (1950), Her Boydan (1959, Çeviri Şiirler), Sevgi Duvarı (1973), Bağlanmayacaksın, Bir Siyasinin Şiirleri (1974), Ölüm ve Oğlum (1976), Şiir Alayı (1981, ilk dört şiir kitabı), Rengâhenk (1982), Gökyokuş (1984), Beşibiyerde (1985, ilk beş şiir kitabı), Canfeda (1985), Çok Bi Çocuk (1988), Kısa Devre (1990), Kuzgunun Yavrusu (1990), Gece Vardiyası Albümü (1991), Güle Güle-Seslerin Sessizliği (1993), Gezintiler (1994), Maaile (1995), Seke Seke (1997), Alavara (1999), Mekânım Datça Olsun (1999), En Uzak Mesafe, Benim Adım Firuzansa Ne Olayım, Cazcı Firuzan (1997), Hotuhların Dramı, Bilmelisin ki, Biraz Alıştım, Kadın Dediğin, Bördübet’ten Sedir Adası’na, YüzKitabı Şiirlerimden Seçmeler (2010), Yaprak Dökümü (1994), Ve Can’dan Yazılar (1995)

Kitaptan seçtiğim şiirler ise şöyle …

Büyük Can dedi ki

Kovalamayın beni yatağa / Hiç uykum yok / Daha lafınıza karışacağım / Ortalığı dağıtacağım / Televizyonu kapatacağım / Ayçiçeği resmi yapacağım daha / Başparmağıma şiir okuyacağım / Islık çalacağım / Daha çok işim var / Gecenizi karartacağım / Kütahya vazonuzu kıracağım / Vakitsiz yatırmayın beni / Daha çok erken

Oktay’a

1960’larda Kuzguncuk’taki evine / Gelmiştik ziyarete / Cevat vardı, Teoman vardı…

Kapıyı sen açtın, / Gözlerinde deniz hareleri / İy’ki geldiniz çocuklar, dedin / Sosyalizmi göreceğim gelmişti…

Ne gezer o zaman bizde / -Şimdi de öyle ya- / Sosyalizmi temsil!

Ama hiç kuşkum yok, Oktay, / Sosyalizmin göreceği gelecek seni…

Hayırdır inşallah

Tıpkı Çin’den bir gelin şol kestane ağacı / Kaptırmış bir bereket ezgisine el kadarcık ayaklarını / Tıpış tıpış geliyor karşıdan, kekliğim benim / Yeşil üstüne bahar beyazı fistanı / Hiçbir zaman görmedim, görmiycem de / Bu benim kendi kendime gördüğüm destanı

Tebdil’i renkte hayır vardır

Güneşten çarkı felekler açmış / Yamacın yüzünde / Ve ağaçlar bakıyor denize merakla / Ne zaman ağaracak mavi / Ne zaman kar yağacak diye… / Onlar da bıkmışlar aynı yerde oturmaktan / Yeşil ve selvi

Paylaş:

Yorum Bırak