Milas’ın çerçevelenecek tarih zenginlikleri …

973
0
Paylaş:

BAKTIKÇA / A. Kemal KAŞKAR –

Milas Kenti, antik Mylasa kenti üzerinde yükselmiş bir kent …

Bunu ilçemiz merkezinin pek çok noktasında anımsatan buluntular var. Yıllardır bulundukları yârde öylece durup duruyorlar …

Çok katlı binalar yapmak üzere başlatılan çalışmaların ilk adımında ortaya çıkan bu değerlerimiz, uzunca süreler çevresi panolarla kapalı bekledi bekledi ve nihayet o alanlarla günlük yaşamımız arasındaki pano perdeleri yavaş yavaş ortadan kalkmaya başladı …

İlk ortaya çıktığı günlerde gazeteciler olarak görüntü-bilgi almakta çok zorlandığımız bu alanlar artık çok büyük ölçüde hepimizin gözleri önünde …

Bu vesileyle bu tabloları, arkası görünebilecek şekilde -mümkünse ahşap- çitlerle çevirmenin ilçemiz merkezine yakışacağı düşüncemi paylaşmak istedim bugün siz sevgili okur-yazarlarımla …

Yine, eskisi gibi yüksek yüksek panoların sevimsiz görüntüsüyle kapamayalım o alanları …

Elbette, derince çukur bölümleri olan bu arsaların çevresini bir yandan güvenlik ama öte yandan ille de en uygun malzemeyle en güzel şekilde çerçeveleyelim …

Madem yıllardır kaldığı gibi belirsiz bir süre daha böylece kalacaklar, onları güzel bir tablo gibi çerçeveleyip ilçemiz merkezine bir armağan gibi sunalım … Gelip geçenler Milas’ı Milas yapan bu eşsiz zenginliklerimizi kolayca görebilsin …

Ancak hafiften bir çevre temizliği de yapmak koşuluyla … Bunu da  ilçemizde, başta Kent Konseyimiz olmak üzere gönüllü-sivil toplum örgütlerimizin hareketlenmesi bakımından bir gündem fırsatı olarak da değerlendirebiliriz …

Ne dersiniz?




Teşekkürler Muzaffer İlhan Erdost …

Muzaffer İlhan Erdost’u da (88) uğurladık ….

Onu ‘Sol Yayınları’nın kurucusu olarak tanıdık bildik en çok.

Bizim için hep çok değerli bir isimdi …

Hele bir de 12 Eylül darbesi sonrası Mamak Cezaevi’nde gözaltında dövülerek öldürülen kardeşi, Onur Yayınları’nın sahibi İlhan Erdost’un adını da adına eklemesiyle daha bir büyümüştür değeri gözlerimizde …

1975 yılında yağmurlu bir Kasım günü bir arkadaş buluşmasında, “Lenin’in ‘Emperyalizm’ kitabını okumayana devrimci denilmez” sözüyle adeta uçup vardığım İzmir Konak’taki kitap tezgahından ‘Sol Yayınları’ arasında yayınlanmış o kitabı alışımı hiç unutmam … Sonradan, o sade rengarenk kapaklarıyla ‘Sol Yayınları’ndan bir çok kitap edinip okuduydum, durmaksızın okuduydum … Sözün kısası, hep gurur duyduğum ‘solculuğum’da ‘Sol Yayınları’nın çok büyük payı vardır …

Teşekkürler Muzaffer İlhan Erdost …




Sormuşlar

Bedri Rahmi EYÜBOĞLU –

Fidana sormuşlar:

– Niçin büyürsün?

– Tohum itiyor, demiş.

Tohuma sormuşlar:

– Niçin itersin?

– Toprak rahat bırakmıyor! demiş.

Toprağa sormuşlar:

– Niçin tohumla uğraşırsın?

– Sebebini toprak olduğun zaman kulağına söylerim, demiş.

Nara sormuşlar:

– Tanelerin kaç tane?

– Yiyenler saysın bana ne, demiş…

Güle sormuşlar:

– Niçin kokarsın?

– Bu benim ibadetimdir, demiş.

– Kavak ağacı sen hiç dua etmez misin? demişler.

– Nasıl etmem demiş; benim boyumun yarısı toprağa gömülüdür. Benim topraktaki parçam dua eder; ben secde ederim!

Kavağın dibini kazmışlar. Kavak devrilmiş ve devrilirken kavak ağacının dua ettiğini duymuşlar.

Bir buluta sormuşlar:

– Güzel bulut, sen niçin ele avuca sığmazsın?

– Ele düşersem beni ata benzetenler arabaya koşar. Bakraca benzetenler kuyuya atar. Ayıya benzetenler oynatır. Mendile benzetenler burunlarını silerdi! demiş.

Yıldızlara sormuşlar:

– Niçin bizden bu kadar uzaklarda yanar tükenirsiniz?

– Ya sizin göz bebekleriniz demişler, niçin biz açılırken onlar kapanır?

Paylaş:

Yorum Bırak