Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /srv/users/serverpilot/apps/milasbakis/public/wp-content/themes/the-rex/single.php:1) in /srv/users/serverpilot/apps/milasbakis/public/wp-content/themes/the-rex/single.php on line 13
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü mesajları … – Milas Bakış Gazetesi – Milas Haberleri

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü mesajları …

627
0
Paylaş:

BAKIŞ Haber / A. Kemal KAŞKAR –

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ile ilgili olarak gazetemize ulaşan mesajlar şöyle …

 

Muğla Valisi Esengül Civelek

Cumhuriyetin 1923 yılında ilanıyla başlayan süreçte Atatürk’ün önderliğinde gerçekleştirilen reformlar; kadınların erkeklerle birlikte eşit birey, eşit yurttaş hakkını kazanmalarını ve toplumsal yaşamın her alanında yer almalarını sağlamıştır.

Günümüzde kadınların toplumsal yaşamın sosyal, ekonomik, kültürel, eğitim, sağlık alanlarında ve karar alma mekanizmalarında konumlarının güçlendirilmesi, erkeklerle birlikte eşit hak ve fırsatlara ulaşmaları konusunda yasalarımızda sağlanan kadın-erkek eşitliğinin uygulamaya yansıtılması amacıyla önemli çalışmalar yürütülmektedir.

İlimizde de kadınlarımızın sosyo-ekonomik konumlarını geliştirecek, aile içinde rollerini güçlendirecek, yaşam standartlarını iyileştirecek, daha güvenli bir geleceğe adım atmalarını sağlayacak projeleri hayata geçiriyor bu sayede kadınlarımızın yaşamlarında fark yaratmaya çalışıyoruz.

Bu duygu ve düşüncelerle tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü en iyi dileklerimle kutlar, sağlık, mutluluk ve başarı dolu günler dilerim.

 

AK Parti Muğla Milletvekili Yelda Erol Gökcan

Kadınlar olarak, bizi ve çocuklarımızın yaşamlarını etkileyecek süreçlere kayıtsız kalamayız, kalmayız.  Bizler, bu topraklar için, devletinin bekası, çocuklarının aşı için kanını canını ortaya koymaktan çekinmeyen Anadolu kadınının evlatlarıyız. Ezelden beri koca bir mirasın taşıyıcısı olan kadınlar… Nitekim 15 Temmuz gecesi, tankların ve kendisine yöneltilmiş namluların önünde bir an bile tereddüt etmeden duran kadınımız, Nene Hatunların, Kara Fatma’nın, Şerife Bacı’nın, Gördesli Makbule’nin torunları olduğunu tüm dünyaya göstermiştir.

Aydınlı Emir Ayşe’nin, ‘Mademki burası bizim vatanımız, biz de bu vatanın olmalıyız’ sözleri gibi hayat bulmuştur o gece. 11 kadınımız şehit olmuştur. Bu bilinçle, çocuklarımıza güzel bir geleceği, daha güçlü bir ülkeyi miras bırakmak en büyük temennimizdir.

TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu olarak biz de kadınlarımız için projeler geliştiriyor, çalışmalar yapıyoruz. Kadın en eski Türk tarihinden itibaren baş tacı edilmiş, yönetici konumunda olmuştur.

Yüce dinimiz de kadına ayrı bir kutsiyet yüklemiştir. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk de, döneminde birçok batılı ülkede olmayan hakları Türk kadınına armağan etmiştir. Biz de AK Parti olarak, Genel Başkanımız, Liderimiz, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında kadınlarımız için her türlü pozitif katkıyı veriyoruz.

Çok sayıda mevzuat değişikliği, düzenleme ve kanunla kadınlarımıza pozitif ayrıcalıklar kazandırdık.

Bizler kadınlar olarak, savaşlardan, istikrarsızlıklardan, yoksulluklardan en çok kadınların etkilendiği gerçeğini unutmadan istiklal, istikbal ve istikrar için yol almak durumundayız. Bu doğrultuda, ülkemizin kalkınmasına değer katmak, hayatı ve dünyayı güzelleştirmek isteyen kadınlar olarak elimizi taşın altına koymaktan çekinmeyeceğiz. ‘Tek bayrak, tek vatan, tek millet, tek devlet’ ülküsüne inananlar yılmadan yola devam edecektir. Bu inançla,  8 Mart Dünya Kadınlar Gününüzü en içten duygularımla kutlarım.

 

AK Parti Muğla Milletvekili M. Yavuz Demir

Kadın, dünyanın olduğu gibi ülkemizin de en önemli dinamiklerindendir. Kadını refah içinde, mutlu olan toplum geleceğe daha büyük bir kararlılıkla yürür. Hayatımızın temel noktasını oluşturan kadınlarımızdır. İnsan neslinin eğitimli, sevgi ve şefkati yüksek değerlerle yetişmesi için çok daha güçlü adımları hep birlikte atmaya devam etmeliyiz. Türk devletlerinin kurulduğu ilk yıllardan bu yana önemli bir temel taşı olmuş kadınlarımızın, son zamanlarda her alanda göğsümüzü gururla kabartan başarılara imza attığını görmek bizlere büyük bir mutluluk vermektedir. Tüm insanlık olarak görevimiz, dolaylı ya da dolaysız, bazen bilinçsizce yapılan kadına karşı ayrıma son vermektir. Bu anlamda devletimiz, kadın hakları konusunda dünyaya örnek sayılabilecek adımlar atmış, bu alanda hızla önder ülkelerden biri haline gelmemize vesile olmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, kadın hakları konusunda dünyaya ders niteliğinde devrim yapmıştır. Kadınsız bir yaşam düşünülemez. Toplumu şekillendiren, düzenli hale getiren, sürdürülebilir imkânlara ulaştıran kadındır. Kadının elinin değdiği her yer farklıdır.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, başta şehit annelerimizi minnetle anıyor; kadın haklarının geliştirilmesi için katkılarını ortaya koyan, siyaset, bürokrasi, bilim, sanat, kültür, askerlik ve daha sayamayacağımız binlerce alanda ilklere öncülük ederek göğsümüzü kabartan kadınlarımızı bir kez daha yürekten kutluyorum.

 

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün

Kadınlarımız, annelerimiz, eşlerimiz, ablalarımız, kardeşlerimiz ve toplumsal hayatta her alanda görev alan emekçilerimiz. İlk Türk devletlerinden Kurtuluş Savaşı’nda Kuvayı Milliye ruhuyla cepheye silah taşıyan, Atatürk devrimleri ile Cumhuriyet aydınlanmasında en önde rol oynayan kadınlarımızdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk’ün de dediği gibi; “Dünyada her şey kadının eseridir.” Türk Kadını ailesinin, toplumun temel direği, eğitim hayatının güler yüzlü öğretmeni, sağlığımızın doktoru, hemşiresi, ordumuzun gözü kara subayı, pilotu, mülkün temeli olan adaletin hakimi, savcısı, yaşadığımız şehirleri, binaları planlayan mimarı, mühendisi, üreten köylümüzün emekçi elleri, milletimizin belediye başkanı, vekili, evladının da merhametli, fedakar annesidir. Ülkemizde ne yazık ki kadına şiddetin sorumlusu, kadınlarımızı hurafelerle ötekileştirmeye çalışan, kendisi çağımızda zihni ortaçağ karanlığında kalmış sözde aydın ve siyasilerdir. Türk Kadını bu karanlık odaklara en güzel cevabı Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün aydınlattığı yolda yaptıkları, başardıkları ve yapacaklarıyla yine kendisi verecektir.

Bu duygu ve düşüncelerle bütün kadınlarımızın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyor, daha yaşanır bir dünya yarattıkları için hepsine teşekkür ediyorum.

 

Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat

Biliyoruz ki, kadın toplumun en etkili, yönlendirici, birleştirici ve koruyucu unsurudur. Kadının ilerlemesi sosyal adaletin bir şartı olmakla birlikte sadece bir kadın sorunu değildir. Bu konu, sürdürülebilir, adil ve kalkınmış bir toplumu inşa etmenin tek yolu olup politik, sosyal, ekonomik, kültürel ve çevresel güvenliği başarmanın da ön koşuludur. Demokratik, ileri bir toplum için, kadınların güçlendirilmeleri, etkinlik alanlarının genişletilmesi, eğitim, istihdam, sağlık, siyaset, hukuk vb. alanlarda eşit fırsat ve olanaklardan faydalanabiliyor olmaları dolayısı ile büyük önem taşımaktadır.

Türkiye ekonomisi, siyaseti, sosyal hayatı ve demokrasisi ile gelişirken bu sürece en fazla katkıyı veren kadınlarımız olmuştur. Bu inkâr edilemez bir gerçektir. Dünyanın dört bir tarafında çeşitli nedenlerle hak hukuk adalet ve demokrasi mücadelesi veren kadınları yürekten destekliyor ve kadına şiddete hayır diyoruz..

Bu duygu ve düşüncelerle bütün kadınlarımızın, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar gününü kutluyor saygılarımı sunuyorum.

 

Muğla Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu

8 Mart, kadınların kurtuluş mücadelesinin simgesi olarak, kadınların karşı karşıya olduğu sosyal, ekonomik, politik ve kültürel eşitsizliğin gündeme getirildiği, kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın kaldırılması ve kadına yönelik şiddete son verilmesi istemlerinin bir kez daha vurgulandığı gündür.

Ülkemizde kadınlar, yasalarda ve uluslararası sözleşmelerde yapılan düzenlemelerle eşit haklara sahip olsalar da,  bu hakları kullanmada çok büyük engellerle karşılaşmaktadırlar. Bu nedenle, 8 Mart, eşitsizliğe, kadınlara yönelik erkek şiddetine karşı mücadelede sesimizin yükselmeye devam ettiği gündür.

Türkiye, 2020 yılında toplumsal cinsiyet eşitsizliğinde 153 ülke arasında 130. sırada yer almaktadır.  Dünyanın en gelişmiş ülkeleri ise, kadın-erkek eşitliğini en başarılı şekilde hayata geçirmeyi başaran devletlerdir.

Türkiye’de her üç kadından biri her gün şiddete maruz kalıyor, her gün en az 3 kadın öldürülüyor. Dünya çapında kadınlara yönelik şiddetin günbegün arttığına tanık oluyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve ayrımcılık, kadına yönelik şiddetin artmasına sebep oluyor. Bu eşitsizliği, kadına yönelik ayrımcılığı ve her türlü şiddeti önlemek ise Anayasanın 10 ve 17. maddeleri, BM Kadınlara Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) ve Ek İhtiyari Protokol, BM Kadınlara Yönelik Şiddetin Önlenmesi Bildirgesi ve 2012 tarihli Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesi gereği devletin ve kurumlarının görevidir.

Güne uyandığımız an itibarıyla gazetelerin üçüncü haber sayfalarında okuduğumuz birçok kadın cinayetinin önlenebilir olduğunu tekrar dikkatlere getirmek kaçınılmazdır. Neredeyse her bir haberde, öldürülen kadının faile karşı en az bir kez 6284 sayılı Kanun gereği önleyici ve koruyucu tedbirler aldığı bilgisi haber içeriğinde geçmektedir. Bu önleyici ve koruyucu mekanizmaların, sadece kâğıt üzerinde kalması ve etkin uygulanmaması nedeniyle, şiddet uygulayan, verilmiş olan koruma kararına rağmen, eylemlerini sürdürmekte.

İstanbul Sözleşmesi, gereken özeni göstermek suretiyle şiddet eylemlerini önlemek, soruşturmak, cezalandırmak görevini devlete yüklemenin yanı sıra, bu yükümlülüğü Barolar için de gerekli kılmıştır. Dolayısıyla tüm Baroların kadına yönelik eşitsizlik, ayrımcılık ve şiddetin karşısında durmakla yükümlü olduğunu bilginize sunarız.

Biz avukatlar şiddet vuku bulduğu an itibarıyla, kadınların haklarını aramaları yönünde, kadınların hukuki tüm mekanizmalarından faydalanmaları için çaba sarf etmekteyiz. Yürüttüğümüz bu kamu görevini, karar verici mekanizmalar tarafından aynı oranda ciddiyet ve etkin halde hayata geçirilmesi kaçınılmazdır. Bu bakımdan, gerek kolluk görevlilerinin gerekse Aile Mahkemesi Hâkimlerinin ve Savcıların da 6284 sayılı Kanunun hükmettiği tüm yöntem ve tedbirleri uygulamakla yükümlü olduklarını hatırlatıyoruz.

 

Önleyici ve koruyucu tedbirlerin ve 6284 sayılı Kanun’da hükmolunan başkaca önlemlerin de alınması ile kadına yönelik şiddet ve ayrımcılığın önüne geçilebilir olduğunu önemle belirtmek isteriz. Bunun yanı sıra kadınların nafaka konusunda karşılaştıkları sorunlar üzerine çalışmalar yapılmalı ve mağduriyetleri telafi edilmelidir. Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesinin mevcut hali korunarak, hukuki süreçler sonunda nafaka yükümlülüğünün yerine getirilmesine ilişkin güçlükler tespit edilmeli ve buna ilişkin çözümler üretilmelidir. Nafaka alamayan kadınların ve çocukların yoksulluğa düşmelerinin önüne geçilmelidir.

 

Kadına yönelik erkek şiddeti hepimizin sorunudur, durdurmak hepimizin sorumluluğudur. Bugün dünyada, erkeklere oranla % 25-50 oranında daha düşük ücretle çalışan ve her 5 kadından birinin şiddete maruz kaldığı bir mücadele gününden söz ediyoruz.

Bizler hukuk alanında hizmet veren kişiler olarak, en temel insan hakkı olan ‘yaşama hakkı’nın devlet tarafından sağlanması için tüm mekanizmaların var olduğunu biliyoruz.  Bu konuda adli yardım gibi hukuki güçlendirme olanaklarının şiddete maruz kalan kadınlar için kolaylaştırılmasını ve kadınların yaşama hakkının güvence altına alınmasını da son derece önemsiyoruz.

Kadınlar sokakta, mahallede, evlerinde, işyerinde kısaca her alanda şiddete maruz kalıyor ya da şiddet tehdidi ile yaşıyor.

Eğitim konusunda toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı kararlı bir devlet politikası uygulanmasını, kız çocuklarının kesintisiz örgün eğitim almasını, aile içi şiddet ve şiddetin her türünün önlenmesini ve son verilmesini; sığınma evlerinin sayısının artırılmasını, çocuk yaşta evliliklerin önlenmesini, kadın istihdamının artırılmasını, kadına yönelik aşağılayıcı dil kullanan kişiler hakkında yasal ve toplumsal yaptırımların uygulanmasını talep ediyoruz.

“Hukuka, dünyaya ve yaşama dair sözümüz var” diyerek devam ettiğimiz mücadelede bu farkındalık uğruna çabalayan kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü bütün Kadınlarımıza kutlu olsun.

 

 

CHP Muğla İl Kadın Kolları

Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü.

Bugün, 163 yıl önce, daha iyi çalışma koşulları için greve giden, ancak maruz kaldıkları polis şiddeti sonucunda yanarak can veren New York’lu 129 kadın işçinin şahsında, geçmişte ve günümüzde hak mücadelesi veren; kadınları, işçileri, yoksulları, ezilenleri, emekçileri anmanın, mücadele azmimizi törpülemenin günü.

Bugün, kadının kaç çocuk doğuracağından nasıl doğuracağına, sokakta ne giyip ne giyemeyeceğine, hangi sokağa, saat kaçta çıkabileceğine, gülüp gülemeyeceğine, konuşup konuşamayacağına, çalışıp çalışamayacağına, hangi işi yapıp hangisini yapamayacağına karışanlara “SANA NE!” deme günü.

Bugün, kadını toplumsal yaşamdan çekmeye çalışanlara, kadını çalışma yaşamının dışına çıkarmak isteyenlere, bedeni üzerinde hak iddia edenlere, birey olarak değil; eş, anne, namus öznesi olarak görenlere, kadın erkek eşitliğinin ne demek olduğunu anlamazdan gelip “fıtrata ters” diyenlere “HADİ ORADAN!” deme günü.

Bugün, kadını cinsel şiddetin mağduru yapanlara, eğitim hayatının dışında bırakanlara, çocuk yaşta evlendirmeye çalışanlara, çalışma hayatında sömürenlere, eşit emeğine eşit ücret vermeyenlere, siyasal yaşamda geri mevzilere atmaya, dar alanlara sıkıştırmaya çalışanlara “HAYIR!” deme günü.

Biz kadınlar, kadının kimliği, bedeni, özgürlüğü üzerinden yürütülen baskı ve şiddete her gün yüzlerce korkunç örnekle tanık oluyoruz! Biz çok şey istemiyoruz. Biz; eşit, adil, insan onuruna yaraşır, barış içinde yaşayacağımız bir ülke istiyoruz! Vermezlerse alacağız!

Kadınlar için yaşamsal olan 6284 sayılı yasa ve İstanbul Sözleşmesi’ni uygulamamak için her yolu denediler, deniyorlar. Tartışmaya açıyorlar, izin vermeyeceğiz! Ama biz kadınlar hiçbir zaman buna sessiz kalmayacağız.

Özgürlük, demokrasi, toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesine devam edeceğiz.

Biz kadınlar, bizim olmayan bu krizin yükünü KABUL ETMİYORUZ. Bize reva görülen yoksulluğu, şiddeti ve eşitsizliği KABUL ETMİYORUZ. Bize biçilen rolleri KABUL ETMİYORUZ.

Yaşamımızı kontrol altına almak isteyenlere buradan sesleniyoruz:

İsyan eden, kurtuluşu kadın dayanışmasında ve örgütlenmesinde bulan biz kadınları susturamazsınız, korkutamazsınız. Çünkü yaşamak istiyoruz ve özgürce, insanca eşit bir şekilde yaşam için mücadele edeceğiz.

El ele verip sesimizi yükselteceğiz… Bizi düşman eden yalanlara değil, birleştiren gerçeğimize ses vereceğiz.

Çünkü paylaştıkça çoğalacağız, çoğaldıkça güçleneceğiz, güçlendikçe değiştireceğiz…

Daha güzel bir gelecek, daha demokratik bir memleket, daha aydınlık yarınlar ancak biz emekçi kadınların yeni başarı hikayeleriyle mümkün olacak …

 

AK Parti Muğla İl-İlçe Kadın Kolları ortak açıklaması

Yüzyıldır devam eden vatan mücadelemizi sürdürürken kimi zaman ülke içinde, kimi zaman sınırın ötesinde, kimi zaman kamu görevinde ve kimi zaman da şehirlerimizin meydanlarında şehit düşen kahramanlarımız, geride her şehrimizde şehadetin anıtını ve her hanede aziz anılarını bırakmıştır.

Vatan evlatları bu topraklar uğruna şehit düştüğünde, onlara duyduğumuz derin minnetin ardında hepimiz tarifsiz bir acı hisseder, düşünmekten kaçamadığımız o ağır hal ile şehitlerimizin aileleri, anneleri, kardeşleri, eşleri, çocukları gözümüzün önüne gelir. Ancak şehadetin kutsiyeti ile teskin olabilirken; evladını, eşini, babasını, kardeşini ebediyete gönderen şehit ailelerin imtihanı, artık hepimizin imtihanı olur ve kahramanlarımızın artlarında bıraktığı aileleri de hepimizin en büyük emaneti haline gelir.

Türkiye’nin geleceğini teminat altına alan ve milli güvenliğini tesis eden bütün mücadelelerin ardında şehitlerimizin, gazilerimizin, kahraman askerlerimizin sarsılmaz vatanseverliği, büyük fedakârlıkları vardır. Tıpkı Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi bugün de askerlerimiz vatanımızın müdafaasını en güçlü şekilde icra etmekte, canları pahasına bir mücadele vererek ülkemize uzatılan mütecaviz ellere karşı durmaktadır. Bu mücadelede kahramanca çarpışıp şehadet mertebesine ulaşan şehitlerimizin aziz hatıraları tarihimizin en müstesna yerinde bulunacaktır. Şehitlerimizin mirasları hepimizin hassasiyetle üzerinde titrediği, en kıymetli emanetimiz olacaktır. Bu kıymetli emaneti “bir ölür bin doğarız” diyerek büyük bir sabır ve özveriyle taşıyan şehit annelerinin, eşlerinin, kız kardeşlerinin ve bütün ailelerinin her daim yanlarında olmak, şehitlerimizin anısını titizlikle muhafaza etmek hepimizin ortak görevidir.

Metanetleri, sabırları ve dik duruşlarıyla hepimize ilham olan şehit aileleri, halâ sırrına erilememiş İlahi güzelliğin ve bu güzelliğin işareti olan Hz. Peygamberimizin simgesi olan bir gül misali hayatlarımızın geçiciliğine, baki olanın her daim en yukarıda dalgalanan bayrağımızın olduğunu bize en derinden tekrar tekrar hatırlatır.

Bu düşüncelerden hareketle, AK Parti Kadın Kolları olarak bu yılki 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü KAHRAMAN TÜRK KADINLARINA ithaf ediyoruz. Kahraman kadınlarımız ve tüm şehitlerimiz adına 1987’ye göndereceğimiz mesajlarla güllerimizi şehitlerimize ve askerlerimize göndererek TSK Güçlendirme Vakfı’nda GÜL BAHÇEMİZİ oluşturuyoruz.

Kahraman Türk Kadınları asla bitmeyecek.

Şehadetleriyle topraklarımızı bizlere vatan kılan, geleceğimizin emniyet içinde olmasını temin eden, ülkemizi her türlü terör belasından beri tutan aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi minnet ve hürmetle anıyoruz.

 

ADD Milas Şubesi

İnsanca ve eşit çalışma koşulları için verdikleri mücadelede yaşamlarını kaybeden New York’lu yüzlerce kadın işçinin ardından Clara Zetkin ve onun gibi emek veren tüm kadınların bıkmadan usanmadan mücadele ederek kabul ettirdikleri, “Dünya Emekçi Kadınlar günü” olarak tarihe geçen 8 Mart; sermayenin tezgahında bir tüketim gününe devşirilmiş olsa da kapitalizme karşı direnişin simgesidir.

8 Mart bir kutlama günü değil, kadınların yüzyıllar süren emek mücadelesinin, kazançlarının, kayıplarının, sadece sermayenin değil, geleneklerin, törelerin, siyasetin kadını nasıl sömürdüğünün, DİSK hariç işçi, memur sendikalarının hiç birinin genel merkez ve konfederasyon düzeyinde neden kadın başkanlarının olmadığının, kadın yönetici sayısının neden eser miktarda olduğunun, kayıt dışı çalıştırılan kadınların, işyerinde tacize uğrayan kadınların çaresizliğinin, ev kadınlarının emeklerinin neden yok hükmünde olduğunun, kadının erkeğe göre daha düşük ücretle çalışmasının, kadınlar tarafından bile olağan karşılandığının, annelerin çalışma yaşamındaki zorluklarının, iyilik yapıyormuş gibi görünen ama kadını iş hayatından çıkarıp evine zincirleyecek yasaların, iktidarın, algı yönetimi ile kadının toplum içindeki yerini nasıl hızla değiştirdiğinin, kadınlarımızın Cumhuriyet ile kazandıklarını neden kaybettiklerinin konuşulması gereken gündür.

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi:

“Kadının işgücü olarak üretime katılması, toplumsal yaşamda hak ettiği yerde bulunması, sadece bireysel değil toplumsal gelişimin, çağdaş ve ileri bir toplum olabilmenin en temel unsurudur.”

Kadın, emeğiyle hiç de azımsanmayacak bir ölçekte ekonomik ve sosyal artı değer yaratmaktadır.

Anayasa’nın 50. maddesi, kadının çalışma şartları açısından korunmasına hükmederken, işgücü piyasasında esneklik, özelleştirme, devletin küçülmesi gibi sermayenin desteklediği politikalar nedeniyle kadının çalışma koşulları gittikçe kötüleşmektedir. İktidarın “kadının aile ile var olduğu” anlayışı ile kadınlar için getirdiği belirli süreli istihdam, kısmi süreli çalışma ve esnek çalışma sistemi; üretim sürecini parçalayarak, taşeron sisteminin kök saldığı sistemde, kadın emeğinin ucuz ve güvencesiz işgücü haline dönüşme oranını arttırmıştır.

Kadını hayatın her alanında ikincil gören iktidarın yol açtığı bu yıkımın onarılması ancak emekten yana politikalar üretilip uygulanması ile olanaklıdır.

Çağdaş ve demokratik bir devlet olabilmek için cinsiyet ayrımcılığı ortadan kaldırılarak, kadın emeğinin sömürülmeden üretime katılması sağlanmalı, insanca çalışma şartlarının kalıcı kılınması için gerekli düzenlemeler yapılmalı, denetim ve kontrol mekanizmaları çalıştırılarak uygulamaların hayata geçmesi sağlanmalıdır.

Antiemperyalist mücadele içinde olan Atatürkçü Düşünce Derneği, her türlü sömürüye, geri bıraktırılmaya, kadını kurban seçen törelere, kadını “yok” sayan zihniyetlere, uygulamalara karşı onurlu ve direngen bir duruş sergilemektedir.

Atatürkçü Düşünce Derneği, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda en ön saflarda savaşan, Türk Devrimini ödünsüzce savunan, Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği ‘tam bağımsızlık’ hedefine kararlı bir şekilde yürüyen Türk Kadınının emeğinin sömürülmesi, her türlü şiddete maruz kalması karşında sessiz kalmamıştır, kalmayacaktır.

Kadını yok sayan bir düzeni bu ülkeye egemen kılmaya çalışan anlayışa destek verenleri, Mustafa Kemal’in kadına ve emeğe verdiği değeri bir kez daha irdeleyip değerlendirmeye davet ediyor, tam bağımsız bir ülke, hakça bir düzen, daha yaşanılası bir dünya kurmak için mücadele eden tüm kadınlarımızı kutluyor, Mustafa Kemal’in devrimci ruhu ile selamlıyoruz:

“Bir toplum, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insandan oluşmaktadır. Mümkün müdür ki, bir kitlenin bir parçasını ilerletelim, diğerine aldırış etmeyelim de kitlenin tümü ilerleme onuruna erişebilsin. Mümkün müdür ki, bir topluluğun yarısı topraklara zincirle bağlı kaldıkça diğer kısmı göklere yükselebilsin? Kuşku yok, ilerleme adımları, dediğim gibi iki cins tarafından beraber, arkadaşça atılmak ve ilerleme ve yenilik alanında birlikte yol almak gereklidir. Böyle olursa inkılâp başarılı olur.”

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun.

 

AK Parti Muğla İl Başkanı Kadem Mete

Doğumdan ölüme, hayatın her anında eşsiz bir yere sahip olan kadınlarımız her zaman merhametin, şefkatin, iyiliğin ve güzelliğin temsilcisi olmuşlardır. Daha yaşanılabilir bir dünya, elbette kadınlarımızın emek ve gayretleri ile mümkün olacaktır. Kadınlarımızın yer almadığı hiçbir yolculuk menzile ulaşmayacak, hiçbir çalışma nihayete ermeyecektir.

Bugün gelinen noktaya bakıldığında, siyasetten ekonomiye, tarımdan sanata ülkemizin gelişmesinde en önemli paya, hiç şüphe yoktur ki kadınlarımız sahiptir.

Sebebi her ne olursa olsun insanlığın asla kabul edemeyeceği şiddet olayını bu gün vesilesi ile bir kez daha lanetliyorum. Kadınlarımızın her türlü şiddetten ve her türlü negatif ayrımcılıktan uzak olduğu bir dünya diliyorum. Şiddetle mücadele, sadece devletimizin aldığı tedbirlerle değil, devletimizin ve milletimizin el ele vererek sivil toplum teşekküllerinin de destek ve katkıları ile mümkün olacaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle kadınlarımızın hak ettiği değeri gördükleri bir dünya temenni ettiğimi ifade ediyor, en kıymetli varlıklarını vatan uğruna feda eden, yüreklerinde kor ile yaşayan şehit annelerimiz ve şehit eşleri kardeşlerim başta olmak üzere tüm kadınlarımızın ‘8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

 

AK Parti Milas İlçe Başkanı Fahri Acar

Modern ve çağdaş toplumların temel dinamiği kadındır. Aile ve sosyal yaşamdaki rolü ile içinde

yaşadıkları toplumun yansımasıdırlar. Sanattan siyasete, bilimden iş hayatlarına kadar kadınların

üstlendikleri görev ve sorumlulukları ne derece başarıyla yerine getirdiklerini hepimiz görüyoruz.

Sadece bugün değil tarihimizde de kadınlarımızın üstün başarı ve özverilerine hepimiz şahit

olduk. Geleneklerimizi aile çatısı altında bir sonraki nesle aktaran, çalışan, üreten, kültürümüzü

koruyan, evlatlarına vatan sevgisini aşılayan hatta cepheye cephane taşıyan kadınlarımızın

toplumumuzun temel direği ve hafızası olduğuna inanıyorum.

Bulundukları yere değer kazandıran kadınlarımız için peygamberimiz (s.a.v.) “Cennet annelerin

ayaklarının altındadır” buyurmuşlardır.

Bu duygu ve düşüncelerle tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutluyorum.

Paylaş:

Yorum Bırak