Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /srv/users/serverpilot/apps/milasbakis/public/wp-content/themes/the-rex/single.php:1) in /srv/users/serverpilot/apps/milasbakis/public/wp-content/themes/the-rex/single.php on line 13
Yedek Parça – Milas Bakış Gazetesi – Milas Haberleri

Yedek Parça

558
0
Paylaş:

Aziz Nesin / Öyküler / Nesin Yayınevi / 26. Baskı 2003 / 176 sayfa

Ayşegül Şenay KAŞKAR ­-

Kısa öykü, tiyatro, şiir gibi çeşitli dallarda birçok yapıtı bulunan, eserleri pek çok dile çevrilmiş, toplamda 8 milyondan fazla baskı yapmış ve Edebiyatımızın önde gelen isimlerinden olan mizah yazarı ve Türkçe eser veren yazarlar arasında Orhan Pamuk, Yaşar Kemal ve Nâzım Hikmet’in ardından eserleri yabancı dillere en çok çevrilen dördüncü yazar olan Mehmet Nusret Nesin ya da bilinen adıyla Aziz Nesin …

Aziz Nesin 20 Aralık 1915’te Heybeliada’da doğdu. 1935’te Kuleli Askeri Lisesi’ni, 1937’de Ankara’da Harp Okulu’nu bitirip teğmen oldu. Son olarak 1939’da Askeri Fen Okulu’nu bitirdi. Ankara Harp Okulu’nu bitirmesinin ardından 1941 yılında asteğmen rütbesiyle orduya katıldı. Üsteğmen rütbesindeyken askerlikten uzaklaştırıldı. 1944 yılında Millet Dergisi’nde yazmaya başladı. Sonrasında Sabahattin Ali ile birlikte Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Alibaba adlı dergileri çıkardı. Kısa sürede dünya çapında tanınan bir mizah yazarı oldu. Kendi başına da Zübük adlı bir dergi yayınladı. 1972 yılında Nesin Vakfı’nı kurdu. Bu kurumda her sene 4 kimsesiz çocuğu okutarak, meslek sahibi yaptı. Nesin Vakfı, oğlu Hüseyin Ali Nesin tarafından yaşatılmaktadır. 1973 yılında Türk Mizahı adlı bir de antoloji hazırladı.

Nesin iki kere evlenmiş, Vedia Nesin ile yaptığı ilk evliliğinden Oya ve Ateş, Meral Çelen ile yaptığı ikinci evliliğinden ise Hüseyin Ali ve Ahmet Aziz adlarında 4 çocuk sahibi olmuştur.

Aziz Nesin’in gerçekçiliği …

Aziz Nesin’in gerçekçiliği, olayları tersinden ve kara mizah olarak anlatması yönündendir. Sosyal hayattaki çarpıklıkları ironi haline getirerek trajikomik yönlerden ele alan Nesin, sistemi ve sosyal hayatı hep güldürürken ağlatacak halleri öne çıkararak ele almış, aslında üzüntü veren durumları ve olguları tersinden giderek mizah yoluyla aktarmıştır. Nesin, olaylara hem siyasi yönlerden bakmış, hem de toplumu ve sistemi bu yoldan hicvetmiştir. Yüzlerce defa yargılanmış 5,5 yıl hapis yatmış, çağdaş edebiyatımızın en önemli mizah yazarıdır.

Aziz Nesin, 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta katıldığı Pir Sultan Abdal etkinliklerine katılmak üzere gittiği Sivas’ta 37 kişinin katledildiği Madımak Oteli’ndeki yangından sağ kurtuldu.

Nesin, söyleşi ve imza günü için gittiği İzmir-Çeşme Alaçatı’da, 6 Temmuz 1995 tarihinde, sabaha karşı saatlerde geçirdiği kalp krizi yüzünden yaşamını yitirdi. 7 Temmuz 1995’te, vasiyeti gereği hiçbir tören yapılmaksızın ve yeri belli olmayacak şekilde Çatalca’daki Nesin Vakfı’nın bahçesine gömüldü.

 

Eserleri …

Öyküleri- Parti Kurmak ve Parti Vurmak, Geriye Kalan, İt Kuyruğu, Yedek Parça, Fil Hamdi, Damda Deli Var, Koltuk, Kazan Töreni, Deliler Boşandı, Mahallenin Kısmeti, Ölmüş Eşek, Hangi Parti Kazanacak?, Toros Canavarı, Memleketin Birinde, Havadan Sudan, Bay Düdük, Nazik Alet, Gıdıgıdı, Aferin, Kördöğüşü, Mahmut ile Nigar, Hoptirinam, Gözüne Gözlük, Ah Biz Eşekler, Yüz Liraya Bir Deli, Bir Koltuk Nasıl Devrilir, Biz Adam Olmayız, Yeşil Renkli Namus Gazı, Sosyalizm Geliyor Savulun, İhtilali Nasıl Yaptık, Rıfat Bey Neden Kaşınıyor, Vatan Sağolsun, İnsanlar Uyanıyor, Hayvan Deyip De Geçme, Seyyahatname (Duyduk Duymadık Demeyin), Büyük Grev, Yetmiş Yaşım Merhaba, Kalpazanlık Bile Yapılamıyor, Maçinli Kız için Ev, Nah Kalkınırız, Rüyalarım Ziyan Olmasın, Aşkım Dinimdir, Gözünüz Aydın Efendim, Herkesin İşi Gücü Var

Romanları- Kadın Olan Erkek, Gol Kralı, Erkek Sabahat, Saçkıran, Zübük, Şimdiki Çocuklar Harika, Tatlı Betüş, Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz, Surnâme, Tek Yol

Anıları- Bir Sürgünün Hatıraları, Böyle Gelmiş Böyle Gitmez I – Yol, Poliste, Böyle Gelmiş Böyle Gitmez II – Yokuşun Başı, Benim Delilerim, Salkım Salkım Asılacak Adamlar, Böyle Gelmiş Böyle Gitmez III – Yokuş Yukarı, Bir Vicdan Davası, Birlikte Yaşadıklarım Birlikte Öldüklerim, Mum Hala I, Mum Hala II, Unutulmayan Rüyalar

Çocuk Kitapları- Okullar İçin Kısa Oyunlar, Uyusana Tosunum, Bu Yurdu Bize Verenler, Pırtlatan Bal, Borçlu Olduklarımız, Aziz Dede’den Masallar, Ben de Çocuktum, Nasrettin Hoca Gülütleri, Anıtı Dikilen Sinek, Çocuklara En Güzel Masallar, Hayvanlar Takımı, Arkadaşım Badem Ağacı, Çocuklara En Güzel Öyküler

Çizgi-roman; Bilmem Ne Adası, Berber Nonoş, Baba Mirası, Deniz Aslanı, Bayan Aynur ile Bay Buyur

Oyunları- Biraz Gelir misiniz, Bir Şey Yap Met, Toros Canavarı, Düdükçülerle Fırçacıların Savaşı, Üç Karagöz Oyunu, Çiçu, Tut Elimden Rovni, Hadi Öldürsene Canikom, Pırtlatan Bal, Başarımı Karılarıma Borçluyum, Bir Zamanlar Memleketin Birinde, Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz, Hakkımı Ver Hakkı, Zat-ı Devletleri İbiş Hazretleri

Şiirleri- Sevgiye On Ölüme Beş kala, Azizname, On Dakika, Sondan Başa, Kendini Yakalamak, Hoşçakalın, Sivas Acısı

Medeniyetin Yedek Parçası …

Aziz Nesin bu öyküsünde teknolojiyi başkasından almanın yol açtığı sorunları ele almış, günümüzde de devam eden bu sorunları traktör alan bir köylünün yedek parça sorunu nedeni ile geri kalmışlığımızın yol açtığı problemleri bir köylü ailesinin üzerinden anlatmak istemiştir.

“Hamit Ağa bir telaş içinde kahveye girmiştir. Kahveye girdiği halde etrafına selam vermeyen adama herkes baktı. Hamit Ağa “…kurtuldum şu cenabetten… Şükür Allaha… Dünya varmış! Kurtuldum gâvur ölüsü traktörden” diyerek herkesin dikkatini çekmiştir. Herkes onun traktörü ile ne kadar uğraştığını bilmektedir. Bu nedenle herkes Hamit Ağa’nın traktörden nasıl kurtulduğunu öğrenmek için sandalyelerini ona doğru çekerek onu dinlemeye başlar. “Anlat şunu be… Sahi mi?” …

Hamit Ağa, bilmeyenler vardır diye konunun en başına döner ve olayı en başından anlatmaya başlar. Hamit Ağa’nın ailesi, çok kişi traktör aldı diye traktör alması için ona baskı yapmaya başlar. Kızı ve oğlu ona bu konuda büyük bir baskı uygulamıştır. Aslında Hamit Ağa tarlaları sürmek için ellerindeki iki çift öküzün onlara yettiğini anlatmaya çalışır. Kızı “… yirminci yüzyıl bu, anladın mı?…” diyerek duvardaki takvim yaprağını babasına gösterip babasını geri kafalı olmakla, çağ dışı kalmakla suçlamaktadır …

Hamit Ağa’nın çocukları ve damadı bu yüzyılın makine asrı olduğunu, öküzlerin devrinin geçtiğini anlatırlar. Oğlu ise daha bir ikna edici konuşmaktadır. Oğlu askerde şoförlük yapmıştır. Bir traktörün on günlük işi bir günde bitirdiğini anlatır. Üstelik traktör aldıklarında başkalarının tarlalarını da sürerek gelirleri artacaktır. Traktör öküz gibi hastalanmaz, çalışmak ile yorulmaz, ne yorulur ne de ölür kocaman bir makinedir …

Köyde Memiş’in Hüsiin bile traktör almış iken onların almaması çok ayıptır. Çocuklarına, eşine, damadına aldırmayan Hamit Ağa’yı öğretmen ikna etmiştir. Hamit Ağa en sonunda pes etmiş ve bir traktör almaya karar vermiştir. Öğretmenin demesine göre ‘seksen beygir gücünde olan’ kocaman bir traktör almaya karar verir.

Traktör almaya karar verdikten sonra bankadan alınacak kredi ve traktörün büyüklüğü önemli bir sorun haline gelmiştir. Seksen dönüm arazi için küçük bir traktör yetecekken böbürlenmek ve övünç duymak için en büyük traktör tercih edilir. Donatım kurumuna ‘dört bin gayme peşin’ verebilmek için sarı ve boz öküzler satılır. Lakin bir fincan benzinle çalışacağı söylenen traktör gaz tenekesi ile doymak bilmemektedir. Aile traktörü aldıktan sonra köyde bir gezinti yapar. Herkes çok mutlu olmuştur …

Fakat yapılan bir traktör yarışı sonrasında traktör bozuluverir. Traktörün bozulması sonrasında esas mesele başlar. Traktörün vidasını bile bulmak ve yaptırmak büyük derttir. Vida bulunmaz, yapan adam bile yoktur. Traktörü tamir edecek ve bozulan parçayı yapacak tek usta Adana’dadır. Traktörün bozulan parçasının bulunması gerekince Hamit Ağa bu durumu öküzler ile mukayese etmeye başlar. Zira öküzlerin ne vidası ne de parçası vardır. Hamit Ağa’nın oğlu yedek parçayı bulmak için İstanbul’un yolunu tutar.

Kahvedeki herkes “eee Hamit Ağa… Sonra?…” diye öykünün sonunu merak etmektedir.

Hamit Ağa, sürekli arıza çıkartan traktörün bozulan parçalarını almak ve tamir parası ödemekten bankaya olan borçları ödemekte çok zorlanır. Bu sıkıntılar yüzünden diğer öküzlerini ve tarlasını da satmak zorunda kalır. Yine de traktörün derdi ve masrafları asla bitmemektedir. Bozulan bazı yedek parçalarını da hiçbir yerde bulamaz. O parçaları yapacak ülkede hiç kimse de yoktur. Bu parçaları bulmak için yaptığı girişimler hiçbir işe yaramaz.

En sonunda Hamit Ağa hayatını mahveden bu traktörü balyozla parçalayıp kahveye bunu anlatmaya gelir.

“Dünya varmış be ağalar… Kurtuldum meretten, kurtuldum cenabetten… Allahıma bin şükür… Yeniden doğmuş gibi oldum.”

Sonra keyifli keyifli kahveciye seslendi:

“Lan, bir gayfe yap, okkalı olsun!..”

Paylaş:

Yorum Bırak