Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /srv/users/serverpilot/apps/milasbakis/public/wp-content/themes/the-rex/single.php:1) in /srv/users/serverpilot/apps/milasbakis/public/wp-content/themes/the-rex/single.php on line 13
‘TELE 1 susturulamaz!’ – Milas Bakış Gazetesi – Milas Haberleri

‘TELE 1 susturulamaz!’

1123
0
Paylaş:

BAKTIKÇA / A. Kemal KAŞKAR –

3 Eylül 2020 Perşembe saat 05:00 … Ortalık henüz çok karanlık. Bilgisaray* ekranının parlak ışığından gözlerimi korumak için salon ışığını yakıyorum …

Pek yapmam ama haftalık yazımı bu saate bırakmış durumdayım … Bugün: ‘TELE 1’ ekranının, politik nedenli açık bir sansür örneği olarak RTÜK marifetiyle 5 gün boyunca karartılmasıyla birlikte ağır bir karartma dönemine girmiş bulunuyoruz sevgili ülkemizde … Buna rağmen gün ağaracak, ama henüz çok karanlık …

Bu nedenle midir nedendir bilemedim, ‘saat 5’ diye yazınca ‘Şu anda kapı çalsa?’ sorusu geldi aklıma! Bunun -şu an itibariyle- ‘kişisel bir beklenti’yle ilgisi yok elbette … Memleketin hali malûm!

Winston Churchill’e ait (“democracy means that if the doorbell rings in the early hours, it is likely to be the milkman” yani:) “demokrasi, sabah erken saatte kapı çaldığında gelenin muhtemelen sütçü olmasıdır” sözünü Türkçemize çevirirken ona, “Sabahın beşinde kapı çalındığında gelenin polis değil de sütçü olduğundan emin olunan rejime demokrasi denir” diye ‘açıklık’ kazandırmışızdır … Öylesi bir süt temini kültürü ve dolayısıyla ‘sütçü ilişkisi’ olmayan, dolayısıyla ‘o saatte kapıyı çalanın polis olma ihtimali’nin çok yüksek olduğu bir ülke olmaklığımızdan herhâl! (Şuracığa, “sabahın beşinde sütçü kapıyı niye çalsın ki, süt şişelerini kapının önüne bırakıp gitsin’ gibi ‘ileri demokratik’ bir tepki ya da istemi de çok haklı ve yerinde bulduğumu eklemeliyim … Bu arada havanın bir güzel ağardığını da …)

Dikkat edin, ‘gerçek neden’ini (‘arka planı’nı!) bilmediğimiz şeyler giderek o kadar çoğalır oldu ki!

Son olarak yine bir ‘gazeteci öyküsü’: FOX TV haber sunucusu Fatih Portakal’ın aniden ‘emeklilik’ talebinde bulunup “Sadece, ‘Ne yapmak istiyorum?’ sorusunun cevabını aradım. İçsel devrime ihtiyacım vardı. Kariyer, tanınmışlık, kazanç vazgeçilebilecek şeylerdi. Başta sağlık, dinginlik, huzur ve aile ise insanın yaşam nedeni. Kararı bu kadar net verdim. Bu yıl ve belki sonrasında toprağın sakin ritminde yaşayıp ruhumu ve bedenimi dengeleyeceğim. Tabiatla olabildiğince bütünleşip kıymetini bilerek yaşam süreceğim. Kalın sağlıkla” açıklaması yapması … Aslında (Yani: Normal Şartlar Altında) güzel bir açıklama ama …

Eğer ki biz bu açıklamayı tereddütsüz, en ufak bir şüphe duymadan okuyamıyor isek, bu durumumuz, ülkemizdeki ‘rejim’le ilgili çok ciddi bir ipucu veriyor. Ve yine, Winston amcanın kastedişiyle, “sabah erken saatte kapıyı çalanın sütçü olmadığı” duygu ve düşüncesi içindeyiz çok büyük bir çoğunlukla …

En basitinden: Ülkemizde gerçek anlamda gazetecilik yapmaya çalışan sevgili meslektaşlarımın çok ağır bir baskı altında (ötesi hapishanelerde) tutuluyor oluşlarına çok iyi bir örnek daha diye düşünüyor insan Fatih Portakal’ın vedası hakkında! Yoksa, yıllardır ülkemizin en çok izlenen haber programını sunan bir gazeteci ‘durup dururken-aniden-birdenbire’ neden ‘içsel devrim’e ihtiyaç duysun ki!

Çok da gerilere gitmeye gerek yok, sevgili Portakal’ın nelerle-kimlerle uğraştığını, onun izleyicileri olarak hepimiz görmedik mi, bilmiyor muyuz! Elbette gördük, elbette biliyoruz!

Sıcak, çok sıcak bir Milas gününe oldukça serin bir sabahla başlıyoruz yine … Ve “bütün bu olup bitenlerin arkasında yatan -gerçek- nedenler üzerine hiç kafa yormaya gerek duyulmayacak bir ülke, bir dünya mümkün!” diyorum kendi kendime …

FOX TV’den yapılan, “2010 yılından beri kanalımızda FOX Ana Haber bülteni sunuculuğu görevini büyük bir başarıyla yürüten ve FOX ekranlarından milyonlara ulaşarak Türk televizyon tarihine geçen rekor başarılarda önemli katkıları olan değerli ekip arkadaşımız Fatih Portakal, görevini bırakma kararı aldığını ve emekli olma isteğini kanal yönetimimize bildirmiştir.

Fatih Portakal, görevi süresince FOX’un en önemli değerlerinden biri olmuştur. Aldığı karara saygı duymakla birlikte, çok sevdiğimiz bir çalışma arkadaşımıza veda ediyor olmaktan dolayı üzgün olduğumuzu belirtmek isteriz. İzleyicimize objektif ve doğru haber sunma politikası doğrultusunda; samimiyet, açık sözlülük ve cesaretle sunduğu haberler takdirle izlenmiştir. Bugüne kadarki tüm katkıları için kendisine teşekkür ediyor, yeni yaşamında mutluluklar diliyoruz” şeklindeki açıklama ise tipik bir ‘tören konuşması’hissi uyandırıyor. (Âdet yerini bulsun diyerekten ‘alkışlar’ eşliğinde … Fatih Portakal da ‘tören geçişi’ni sürdürüp FOX TV’ye teşekkür ederek, “Siz veda ederken, çalıştığınız kurumun hakkınızda bu cümleleri kurması her çalışana nasip olmaz” diye yazmış sosyal medya hesabından … Ve ‘Kapanış’!)

FOX’tan yapılan açıklamanın devamında, yeni döneme ilişkin, “Doğan Şentürk yönetimindeki FOX Haber bugünden sonra da aynı çizgide, etik gazetecilik ilkelerini en ön planda tutarak, doğru ve objektif haber politikasına devam edecektir” sözleri ise hiç de heyecanlandırıcı değil!

Bütün bunlar yazılıp çizilirken, Sözcü gazetesi yazarı Yılmaz Özdil, istifa edeceği yönünde çıkan -kurmaca- iddiaları, Fatih Portakal örneğine gönderme yaparak, “Organik tarım yapmaya niyetim yok” diye yanıtlamış.

TELE 1 Genel Yayın Yönetmeni Dr. Merdan Yanardağ ise, “Fatih Portakal arkadaşımıza TELE 1’in kapıları açıktır. Kendisiyle birlikte çalışmaktan mutlu oluruz” çağrısı yapmış …

Hayat devam ediyor, tek tük horoz ötüşlerinin ardından serçeler korosuyla bekliyoruz yine güneşi … Ve TELE 1’in ekranı bugün 00:00’da başlayıp 7 Eylül Pazartesi günü 23:59’da sona ermek üzere karartılmış durumda … Üstelik ‘yayın hakları’nın elinden alınacağı yönünde tehditler ve de ‘kanalın beslenme kaynakları’ ile ilgili çirkin iddialar eşliğinde …

Güneş doğmak üzere …

Sevgili okur yazarlarım, bence ‘gazeteci’, hele hele Fatih Portakal gibi bir gazeteci, bildik anlamıyla emekli olamaz!

Ve sonsöz: TELE 1 susturulamaz!

(* Bilgisayar yerine yanlışlıkla ‘bilgisaray’ yazmış değilim. Yani bu bir dizgi hatası değil bir tür ‘ironik tercih’tir.)




‘Gökçeova Göleti ve Altınsivrisi Dağı Cennet kalsın!’

Muğla Çevre Platformu’ndan arkadaşlar, Sandıras Dağı’nın zirvesine yakın, ülkemizin ‘en yaşlı karaçam ormanları’na ev sahipliği yapan, yaklaşık 80 endemik bitki türünü barındıran çok önemli bir doğa alanımızın korunması mücadelesinde bugün yapılacak ‘ÇED sürecinde halkın katılımı toplantısı’na katılım çağrısı yapmışlar.

Sandıras yöresinin; akarsuları, gölleri, ormanları, flora ve faunası ile olağanüstü zengin biyolojik çeşitliliği ve güzelliği olan, özenle korunması gereken hassas bir ekosistem olduğu vurgusu ve “Doğaya sahip çık! Sessiz kalma destek ver!” çağrıları eşliğinde siz sevgili hemşerilerimize iletilmek üzere bana da gönderilen görsel eşliğinde paylaşıyorum bu önemli daveti …

Toplantı, Köyceğiz Ağla Yayla Mahallesi’nde Sevdim Restaurant’ta bugün saat 11’de başlayacak …




‘Çağdaş Yaşam’ı desteklemeliyiz …

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nden yapılan, “maddi desteğe ihtiyacı olan başarılı üniversite öğrencilerine verilen-verilecek olan eğitim bursu”yla ilgili duyuruda başvuru koşulları ve başvuru yapamayacak olanlara ilişkin ayrıntılara yer verilmiş.

Başvuru koşullarını taşıyan sevgili üniversiteli gençler, burs başvurusu için 5-15 Eylül tarihleri arasında https://www.cydd.org.tr/sayfa/burs-basvurusu-katilim-kosullari-33/ linkine tıklayabilirsiniz.

Sevgili okur-yazarlarım, aynı linkte ‘Burs vermek istiyorum’ diye bir başka seçenek daha var … Hele bir tıklayın bakalım …




Birdenbire

Orhan Veli KANIK

Her şey birdenbire oldu.

Birdenbire vurdu gün ışığı yere,

Gökyüzü birdenbire oldu,

Mavi birdenbire.

Her şey birdenbire oldu,

Birdenbire tütmeye başladı duman topraktan,

Filiz birdenbire oldu, tomurcuk birdenbire.

Yemiş birdenbire oldu.

 

Birdenbire,

Birdenbire,

Her şey birdenbire oldu.

Kız birdenbire, oğlan birdenbire,

Yollar, kırlar, kediler, insanlar…

Aşk birdenbire oldu,

Sevinç birdenbire.

Paylaş:

Yorum Bırak