İkizköylülerin Avukatı Arif Ali Cangı, bölgede acele kamulaştırmaların ardından yaşananlara ilişkin kaygılarını dile getirdi, uyarı ve çağrılarda bulundu:
“İnsanların can ve mal güvenliği tehlikede!”
A. Kemal KAŞKAR –
İkizköylülerin Avukatı Arif Ali Cangı, kendisine gelen, Milas İkizköy Akbelen mevkii ve çevresinde, acele kamulaştırma kararının ardından evlere yakın bölgelerde dinamit yerleştirme çalışmaları yapıldığı yönündeki haberler üzerine yaptığı açıklamada, Muğla Valisi ve Milas Kaymakamı’na seslenerek, “O dinamitlerin patlatılması halinde o evlerde yaşayanlar, o köy, o mahalle can ve mal güvenliği tehlikede olan bir yere dönüşecek. Mal ve can zayiatına yol açılabilir. O nedenle Muğla Valisi’ne sesleniyorum, Milas Kaymakamı’na sesleniyorum: Dinamitleri patlatmayın! Engel olun. Müvekkillerimizin can ve mal güvenliğini sağlayın” dedi.
“Acele kamulaştırma kararını geri alınız”
Açıklamasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da seslenen Cangı, “Türkiye bu yıl Kasım ayında Antalya’da yapılacak olan COP31 toplantısına ev sahipliği yapacak. Hükümetler arası iklim konferansı olan bu toplantının Türkiye’de yapılması, eş başkanlığını Türkiye’nin üstlenmesi, Türkiye açısından saygınlık kazandıracak bir olaydır. Ancak bu toplantıya ev sahipliği ve eş başkanlık yaparken iklim krizini derinleştirecek uygulamaları yürütmek, Türkiye’nin samimiyetini sorgulatacaktır. Nitekim, kömür madeni için 679 parsel özel mülkün kamulaştırılması, iklim krizine ilişkin önlem almamak, iklim krizini ciddiye almamaktır. Çünkü kömür ve termik santraller, iklim krizini en çok etkileyen karbon emisyonu yaratan etkenlerdendir. Bir yandan kömür madenciliğini destekleyecek politikalar, uygulamalar, kararlar alırken diğer yandan COP31’e ev sahipliği yapmanız samimiyetinizi sorgulatacaktır.
Sayın Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin samimiyetinin ve inandırıcılığının korunması, yurt dışında itibar kaybetmesinin önüne geçilmesi için lütfen bu acele kamulaştırma kararını geri alınız” çağrısında bulundu.
“İşin oldu bittiye getirilmeye çalışılması söz konusu”
Açıklamasına, “Muğla Milas İkizköy’de yaşayan insanların can ve mal güvenliği tehlikede. Bunun nedeni, bölgede yapılan madencilik faaliyetleri. Yeniköy, Kemerköy termik santrallarına kömür sağlamak için Akbelen orman alanındaki maden işletmesi faaliyetleri” sözleriyle başlayan Cangı, daha sonra şu görüşlerini dile getirdi:
“10 Ocak Cumartesi günü Resmi Gazete’de bir Cumhurbaşkanlığı kararı yayınlandı. Yayınlanan bu kararla Milas’ın İkizköy’le birlikte 6 mahallesinde 679 parsel, özel mülk, acele kamulaştırıldı. Kamulaştırılan taşınmazların olduğu saha YK Enerji’nin maden ruhsat sahasının tamamı. Şu anda ihtiyacı olmayan kısımlar dahi kamulaştırılmış vaziyette. Bu acele kamulaştırmanın iptali için davalar açılmaya başlandı. Dün ilk dava açıldı. Diğer parseller için de davalar açılmaya devam edilecek. Ancak işin oldu bittiye getirilmeye çalışılması söz konusu. Zira söz konusu acele kamulaştırma kararının verilmesini sağlayan 7554 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 11’inci maddesidir. 11’inci madde ile maden kanununa bir geçici 45’inci madde eklendi. Bu düzenlemeyle Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun, Yatağan ve Milas’ta kaldırıldı. Koordinatlar belirtilerek, adrese teslim, kişiye özel bir yasa çıkartıldı. Yasaya göre, kömür madeni işletilecek sahalardaki zeytinler sökülüp başka yere taşınacak ve kömür madeni işletmesi yapılacak. Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, bunun nasıl, hangi usüllerle yapılacağına dair bir düzenleyici işlem tesis etti. Şimdi, bu yasanın iptali için muhalefetin 260 milletvekilinin ortak imzasıyla açılmış bir iptal davası var Anayasa Mahkemesi’nde. Bir de 77 zeytin üreticisinin açmış olduğu Danıştay’da iptal davası var. Danıştay’daki iptal davasında henüz daha yürütmeyi durdurma kararı verilmiş değil. Anayasa Mahkemesi’ne açılan dava da yürütmeyi durdurma istemiyle ancak orda da yürürlüğü durdurma konusunda bir karar verilmiş değil. Kaldı ki, 8 Ekim’deki ilk incelemesinde Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, esastan inceleme kararı verdi, yürürlüğü durdurma konusunda esas hakkında kararla birlikte karar vereceği ara kararı kurdu. Gerek Danıştay 8’inci Dairesi gerekse Anayasa Mahkemesi’nden yürütmeyi durdurma, yürürlüğü durdurma kararı çıkmaması, maden kanunu geçici 45’inci maddesinin derhal uygulanıp oldu bittilerin yaratılması sonucunu doğuracak bir tehlike yaratmakta. İşte 10 Ocak’taki acele kamulaştırmalar da bunu sağlamaya yönelik bir kamulaştırma. Acele kamulaştırmanın dayandığı yasanın, yönetmeliğin hukuka aykırılığı tartışılacak. Buna ilişkin bir zamana ihtiyaç var. Ancak şirketin beklemeye tahammülü yok.”
Anayasa Mahkemesi ve Danıştay 8’inci Dairesi’ne çağrı …
Cangı, daha sonra sözlerini, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay 8’inci Dairesi’ne yaptığı şu çağrılarla sürdürdü:
“Buradan Anayasa Mahkemesi’ne sesleniyorum. 7554 sayılı kanunun 11’inci maddesi ile maden kanununa eklenen geçici 45’inci maddenin anayasaya aykırı olduğu açıktır. Daha fazla araştırmaya gerek yoktur. Esas hakkında karar verilmesi zaman alacaktır. Bu arada geri dönüşü olmayacak zararların ortaya çıkmasını engellemek için lütfen, hiç olmazsa yasanın 11’inci maddesine ilişkin yürürlüğü durdurma kararı veriniz. Bir an önce veriniz.
Danıştay 8’inci Dairesi’ne sesleniyorum: Önünüzdeki dosyayı öncelikli olarak inceleyin. Anayasaya aykırılık iddiamızı ciddiye alın. Anayasa Mahkemesi’ne başvurun ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın işlemi hakkında yürütmeyi durdurma kararı verin.
Bu kararların verilmemesi halinde İkizköy’de ve bölgede hukuk güvenliği, can güvenliği, mal güvenliği ortadan kalkacaktır. Bu uyarıyı, hem o bölgede yaşayanların avukatı olarak, hem bir hukukçu olarak hem de bir yurttaş olarak zorunlu bir görev olarak görüyorum. Lütfen bu uyarımı dikkate alınız.”
“Destek olun, demokratik tepki gösterin”
Cangı, sözlerini, herkesi, bölgede mağduriyet yaşatılan köylülere destek olmaya, hukuk güvenliğini sağlamak için demokratik tepkisini göstermeye davet ederek tamamladı.
“Ne yaparlarsa yapsınlar Akbelen’i terk etmeyeceğiz, böyle biline!”
Bu arada, İkizköy Çevre Komitesi’nden yapılan açıklamada ise, “Akbelen’de evlerimizin, ahırlarımızın hemen dibinde dinamit patlatma hazırlıkları yapılıyor. Bu bir maden faaliyeti değil, açık bir can güvenliği tehdididir. YK Enerji’nin köylüleri yerinden etme politikası, bugün gelinen noktada canımıza kast etme boyutuna ulaştı.
Mevcut patlatmalar nedeniyle evlerimiz çatladı ve çatlaklar açılarak yarıklara döndü, ahırlar zarar gördü, yaşam alanlarımız yaşanamaz hale getirildi. Acele kamulaştırma yetmedi; şimdi de bizi bu toprakları terk etmeye zorlamak için korku, yıkım ve baskı araç olarak kullanılıyor. Üstelik tüm bu patlatmalar, Valiliğin verdiği izinlerle gerçekleştiriliyor. Devletin görevi şirketlerin kârını değil, yurttaşlarının yaşam hakkını korumaktır.
Biz bu topraklarda doğduk, bu topraklarda ürettik. Evlerimizi, yaşamımızı, geleceğimizi dinamitle yıkmalarına izin vermeyeceğiz. Boyun eğmeyeceğiz. Akbelen’i ne yaparlarsa yapsınlar terk etmeyeceğiz, böyle biline!
Kamuoyunu, yetkili kurumları ve tüm toplumu bu açık suç karşısında sorumluluk almaya çağırıyoruz!” denildi.




