Yavuz OĞHAN / İnceleme / Kırmızı Kedi Yayınevi / 2. Basım – Eylül 2025 / 216 sayfa
A. Kemal KAŞKAR
1969 yılında Ankara’da doğan Yavuz Oğhan, Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun olduktan sonra 1993 yılında atv’de gece muhabiri olarak gazeteciliğe adım attı. 1999’da atv haber müdürlüğü görevini üstlendi. Star TV’de Ankara Temsilciliği’nin ardından CNN TÜRK’te Ankara Haber Müdürlüğü ve Temsilcilik görevleri sonrasında 2009 yılında İstanbul’a CNN TÜRK’ün Haber Koordinatörü olarak atanıp 2011’e dek bu görevi sürdürdü. Daha sonra Posta gazetesinde haftalık röportajlar yaptı, Radikal gazetesinde yönetici olarak çalıştı. Artı 1 TV kanalında Genel Yayın Yönetmenliği yaptı. RS (Radyo Sputnik) FM’de hafta içi her gün ‘Yavuz Oğhan’dan bidebunudinle’ adıyla bir haber programı hazırladı ve sundu. PDF formatında Gazete Pencere’yi kurdu.
Sedat Simavi, Gazeteciler Cemiyeti başta olmak üzere birçok sivil toplum kuruluşundan başarı ödülleri bulunan, evli ve iki çocuk babası olan Yavuz Oğhan bir süredir, CHP Genel Merkez İletişim Koordinatörlüğü görevini sürdürüyor. “Millete Emanet” adlı kitabı da bu görev kapsamında üretilmiş bulunuyor.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in önsözüyle başlayıp İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun sonsöz yazısıyla biten kitap, ülkemizde kısacık bir tarih diliminde peşpeşe yaşanmış olanların ustalıkla derlenmesiyle oluşturulmuş.
Bir solukta okunan kitaplardan. …
Çok kısa bir ‘Ekrem İmamoğlu Tarihi’ çalışması. Trabzon’da doğup İstanbul’da büyüyen İmamoğlu’nun, özellikle 2019’da peşpeşe iki kez ve de 2024’te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini kazanması ve nihayet 19 Mart 2025’te gözaltına alınıp tutuklanması da dahil halihazırda iddianamesiz tutukluluk hali süren siyasî mücadelesine dair çok başarılı, derli toplu bir derleme … Bir solukta okunan kitaplardan.
İnsanda “Bunca olmayacak iş nasıl olmuş” tepkisi oluşturan bir kitap. Çok yakından izleyip gün gün yaşadığınız bütün olup bitenleri okurken şaşırmadan, üzülmeden edemiyorsunuz, kahroluyorsunuz. Ama sonuçta böylesi bir tablonun niye ortaya çıktığını, tüm bu akıl almaz işlerin neden yapıldığını, hukukla açıklanamayacak bu sürecin, onca haksız-hukuksuz uygulamanın neden ısrarla sürdürüldüğünü çok iyi anlıyorsunuz.
Üstelik bu kitaptan elde edilecek gelir, 19 Mart sürecinde tutuklanan öğrencilerin ihtiyaçları için kullanılacak. Bu nedenle de çok büyük ilgi görüyor ve baskı üstüne baskısı yapılıyor … Diyelim ve sözü Özgür Özel’e bırakalım …
Önsöz
Dünya tarihi darbeleri yazar. Tankların gölgesinde ezilen halkları, yok edilen demokrasileri, susturulan aydınları … Otoriter liderlerin nasıl iktidara geldiğini, nasıl kalıcılaştığını ve toplumları nasıl sindirdiğini anlatır sayfalarca. Ama bir otoriter popülist liderin, hiçbir şekilde şiddete başvurmadan, sandıkla, halkın iradesiyle, demokrasiyle nasıl gönderildiğinin kitabı henüz yazılmadı.
Bazı meydanlarda “O kitabı siz yazıyorsunuz” diyordum. Şimdi belki elimizde, o sürecin ilk kitabı var. Bu kitap, bir halkın ayağa kalkışının, iradesine sahip çıkışının ve özgürlükten, adaletten yana olanların nasıl örgütlendiğinin ilk tanıklığıdır. Bir kişinin değil bir halkın yürüyüşüdür. Tarih bu yürüyüşü kaydedecek. Çünkü bu kez sayfaları onlar değil biz yazıyoruz.
Arka kapaktan …
Ekrem İmamoğlu … Türkiye’nin 15,5 milyon oyla Cumhurbaşkanı Adayı. Ve bugün, Silivri Cezaevi’nde 15 metrekareye hapsedilen bir lider.
Bu kitap, yalnızca bir siyasetçinin değil, halkın örselenmeye çalışılan iradesinin hikayesi.
Sandıkta defalarca tescillenen zaferlerin, hukuksuzluklarla, siyasi engellemelerle, karalama kampanyalarıyla gölgelenmek istenmesinin hikayesi.
Aynı zamanda, umudun, kararlılığın ve halkla kurulan güçlü bağın, her türlü baskının el ele nasıl aşılabileceğinin de hikayesi.
Satırlarında gezinirken, meydanlarda yankılanan “Her şey çok güzel olacak” haykırışını da duyacaksınız, bir hücrenin soğuk duvarından yükselen “Asla yalnız yürümeyeceğiz” sloganını da …
Bu kitap Ekrem İmamoğlu’nun yolculuğu kadar, halkın kendi kaderini yazma hikayesini de anlatıyor.
Ve bu hikaye hâlâ yazılıyor …



