23 Ocak Cuma günü Muğla Büyükşehir Belediyesi Menteşe Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde yapılan ‘Halk Forumu ve Uzmanlar Buluşması’na, vatandaşların konuşmaları damga vurdu:
“Bu yaştan sonra nere gitcez biz? Gözümüzün yaşı dinmez!”
A. Kemal KAŞKAR –
10 Ocak tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle ilçemiz Milas’ın 6 köyünde 679 parselin acele kamulaştırılması sonrasında Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın önerisiyle 23 Ocak Cuma günü düzenlenen “Halk Forumu ve Uzmanlar Buluşması”, Muğla Büyükşehir Belediyesi Menteşe Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’ni yer kalmamacasına dolduran çok kalabalık bir katılımla yapıldı.
Salondaki ekran üzerine yansıtılan görsellerde, iktidarın acele kamulaştırma adımının 205 bin kişiyi suya erişememe, 47 bin 279 kişiyi ise yerinden yurdundan edilme riskiyle karşı karşıya bıraktığı vurgusu dikkat çekti.
Muğla’nın ağacının, zeytininin ve geleceğinin “Plansız Kamulaştırma: Kamu Kararı mı, Acele Karar mı?” sorusu ekseninde konuşulduğu forum, 23 Ocak Cuma günü 14 – 18 saatleri arasında Muğla Büyükşehir Belediyesi Menteşe Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde yapıldı.
Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin önderliğinde; MUSKİ (Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü), MUPA (Muğla Planlama Ajansı), KEBB (Kıyı Ege Belediyeler Birliği), Muğla Barosu, Türk Tabipleri Birliği Muğla Tabip Odası, KESK TARIM ORKAM-SEN (Kamu Emekçileri Sendikası Tarım ve Ormancılık Kolu Kamu Emekçileri Sendikası), TMMOB, TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası Denizli Şubesi, ICLEI (Local Goverment for Sustainability / Yerel Yönetim Sürdürülebilirliği) ve Toptağımızı Vermiyoruz Platformu’nun katkılarıyla düzenlenen toplantı, Atatürk ve şehitlerimiz için saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşımızın okunmasının ardından Ahmet Aras’ın açılış konuşmasıyla başladı.
“Herkes susamaz!”
Sözlerine; en son bir tek imzayla verilen acele kamulaştırma kararı sonrasında birçok toplantı yapıldığını, tüm tarafların davetli oldukları böyle bir toplantıyı ihtiyaç olarak gördüklerini ve çok kalabalık katılımdan duyduğu hoşnutluğu dile getirip katılanlara teşekkürle başlayan Aras, “Vatan, soyut bir kavram değildir. Tarlamızdır, evimizdir, denizimizdir, toprağımızdır, suyumuzdur, havamızdır, zeytinimizdir. Bu bakımdan konumuz da sadece enerji üretimi, sadece kömür üretimi değildir. Yaşam hakkıdır, sürdürülebilir bir yaşamdır konumuz. Biz istemezükçü değiliz. Herşey usulüne uygun olsun istiyoruz. Geri dönülmez bir tahribat başladı. Ciddi bir kuraklıkla karşı karşıyayız. Yeraltı sularımız yaklaşık % 65 oranında azaldı. Eskinin gürül gürül akan pınarları yok artık, göller kuruyor, topraklar kuraklaşıyor. Geçtiğimiz gün Milas Gürçamlar, Kazıklı, Bozbük’teydim. Bölgedeki kuyularda sular tuzlanmış. Yine, Milas Çamköy-Karacahisar havzasında kuyulardaki su miktarı 150 ml/sn’den 20 ml/sn’ye düşmüş durumda. Su varlığımızın % 80-90’ını kaybetmek üzereyiz, kaybetmiş durumdayız. Barajlardaki su varlığımız geçen yıl 5 milyon metreküpten bu yıl 2.5 milyon metreküpe gerilemiştir. Tarımı korumak zorundayız. Tarım en stratejik alanlardan biridir. Tarım bizim yaşam kaynağımızdır. Gıda olmazsa, su olmazsa yaşam olmaz. Öncelikli ihtiyaçlarımız nedir, buna karar vermemiz gerek. Toprak da, su da, kuş da kamudur. Kamu yararı deniyor. Hangisi öncelikli ise ona göre davranalım. Kömür mü? Bize bir şey soran var mı? Yok! Oysa kamu biziz. Emeklilerin maaşları için, asgari ücretliler için, tarım için, çiftçi için kamu yararı kararı alınıyor mu? Ben şimdiye kadar duymadım, görmedim. Nereye gidelim, nerede çalışalım diyor köylülerimiz. Bakın, Fethiye’nin Nif Çayı için de aynı tehlike söz konusu … Kaz Dağları, Hatay, Erzincan İliç’te de aynı zihniyet devam ediyor. Birilerinin de ses çıkarması gerekiyor. Herkes susamaz! İnsan sorgular arkadaşlar, muhalefet eder. Muhalefet hep ileriye götürür. Bakın, Hazreti Muhammed de, Hazreti İsa da muhalefet etmişlerdir. Muhalefet etmenin kötü bir şey olmadığını anlatmaya çalışıyorum. Bu ülkeyi yöneten politikacıların aymazlığıdır benim kızdığım. Tek fayda için birçok fayda görmezden geliniyor. Bu toplantımızda herkesin birbirine saygı göstermesini ve fikirlerini açıklıkla ifade etmesini istiyorum. Açıkça söylüyorum, beni de eleştirebilirsiniz arkadaşlar. Hepinize, katılımınız için tekrar teşekkür ediyorum” dedi.
Kutlama mesajları …
Ahmet Aras’ın konuşmasının ardından, o ana kadar toplantı için gelen, kutlayan ve başarı dileyen mesajlar okundu. Mesaj gönderen isimler arasında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, CHP Muğla Milletvekilleri Cumhur Uzun, Gizem Özcan ve Süreyya Öneş Derici, CHP Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, CHP Doğa Hakları ve Çevre Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu vardı.
“Üstün kamu biziz!”
Toplantıda daha sonra, Dr. Naki Bulut’un kolaylaştırıcılığındaki ilk oturuma geçildi. Bu bölümde muhtarlar, köylü vatandaşlar, sivil toplum temsilcileri, gazeteciler; yaşananlara, olası gelişmelere ve yapılabileceklere ilişkin görüş ve önerilerini dile getirdikleri kısa konuşmalar yaptılar.
İlk konuşmacı İkizköy Muhtarı Nejla Işık, “Korktuğumuz oldu” diyerek başladığı sözlerini, özetle şöyle sürdürdü: “Bir tek imzayla! Bu sadece İkizköy’ün meselesi değil dedik. Diğer köylerimizin de, Milas’ın ve Bodrum’un da meselesi dedik. Gücümüzü toprağımızdan, zeytinimizden alıyoruz. Üstün kamu biziz! Üstün kamu topraktır, sudur, su kaynaklarımızdır. Zeytindir, baldır üstün kamu. Herkesin bir hayali vardır. Işıkdere’yi kaybettikten sonra ‘topraklarımızı koruyalım’dı benim de hayalim. ‘7 yıldır direndiniz de ne oldu’ diyenlere ‘canınız sağolsun’ dedik. Bakın ne oldu. Bu kadar kalabalık olduk. Bu santrallar ama bugün ama yarın ama sonraki gün kapanıp gidecek. Biz bu mücadelemizde elimizden ne geliyorsa yapacağız. Kaybedecek bir dakikamız bile yok. Eylemse eylem, sokağa döküleceğiz. Zaten sokağa atacaklar bizi. Artık madene verecek bir avuç toprağımız yok. Artık maden Akbelen’den bir adım ileri gitmesin diyoruz.”
“Şirket duvar yapacak diye, camiyi onaracak diye ben köylümü, köyümü satmam!”
Balcılar Muhtarı Mesut Esmer, şirketin yanında yer alan muhtarları eleştirerek, “Bu durumda en büyük sorumluluk onlara aittir. Enerjinin alternatifi var ama zeytinin yok” derken, Gümüşlük Muhtarı Mehmet Ilbıra ise, “Ben köylümü satmam arkadaşlar. Ben köyümü satmam arkadaşlar. Şirket duvar yapacak diye, camiyi onaracak diye ben köylümü, köyümü satmam! Ahmet Başkanım var, Fevzi Başkanım var; onlar duvar da yapar camilerimize de destek olurlar” dedi.
Ve köylü vatandaşlara söz verildi…
28 dönüm arazisinde 300 zeytin ağacı olduğunu belirten Halil İbrahim Demir, “Bir gecede herşey gitti. 4 çocuğum bir de eşim kaldık” derken, Zehra Ünal, kendisinin 80, eşininse 86 yaşında olduğunu söyleyip “50 dönüm yeri aldılar bir gecede. Zeytinimin sayısını biliman! Hepinize sorarım: Bu yaştan sonra nere gitcez biz? Gözümüzün yaşı dinmez. Dışarı çıktığımda bakıp bakıp ağlıyoz. Beyim de ağlıyor. O benden korkuyor ben ondan korkuyom. Başımıza bişey gelcek diye… 61 yıllık emeğimiz gitti! Beni yer göstersinler madem …” dedi.
Karacahisar Köyü’nden Emekli Öğretmen Hasan Yorulmaz ise, “Zeytinliğimde şu an kuşa atacak bir tek taş yok. Ben şunu soruyorum: Bu insanlar bu toprakları kaybettiğinde bu toplum mutlu mu olacak? Sorum bu! Akılla, bilimle, vicdanla hareket edebilsek sorun kalmayacak. Ben bu topraklardan asla vazgeçmem. Son ana kadar mücadeleye devam diyorum!” dedi.
“Ben devletim!”
Ayşe Günay’ın, “Ben devletim. Bir Allah’ın kulu beni toprağımdan çıkarıp atamaz, nokta diyorum. Nokta! Bizde verilecek toprak yok, nokta. Herkes aklını başına alsın” sözleri salondan büyük alkış alırken, Karacaağaç Köyü’nden Muhtarlık Azası Hörü Ölmez de, Karacaağaç muhtarının şirketi desteklemesine tepkisini dile getirerek, “Ben, Atatürkçü, Cumhuriyetçi bir kadın olan Nejla Muhtarın yanındayım, yanıbaşındayım. Yönetimi de hiç beğenmiyorum: Sıfır! Çabucak koltuğu bıraksın millet de başının çaresine baksın” dedi.
Emekli Madenci Necati Ova ise, Karacaağaç’tan İkizköy’e göçüp yerleştiğini, 300 zeytin dikip üç yıl sulayıp yetiştirdiğini söyledi ve “Yaşım 73, 30 -35 sene oldu meyvesini almaya başladım Şimdi istimlak kararı alındı. Ben yerimi vermeyeceğim. Canımı alırlarsa öyle alabilirler” dedi.
KESK Dönem Sözcüsü ve Eğitim Sen Muğla Şube Başkanı Nilüfer Enginsu, Milaslı olduğunu belirtip “Ateş düştüğü yeri değil her yeri yakıyor, hepimizi yakıyor” dedi ve haklı mücadelelerinde hemşerilerini desteklemeyi sürdüreceklerini vurguladı.
“Gazeteciler olarak sizin yanınızda olacağız, hiç merak etmeyin”
Gazeteci Kemal Kaşkar ise, birçok meslek için olduğu gibi gazeteciler için de ‘gerçek’ ve dolayısıyla ‘muhalif’ ön eklerinin kullanılmasına tepki göstererek, “Gazeteci gazeteciliğini yapar, yapmalıdır. Milas yerelinde gazetecilik yapan meslektaşlarım adına da şunu belirtmeliyim ki biz gazetecilik yapıyor, bir yandan yaşananları eğip bükmeden aktarıyor bir yandan da yurttaş yararına atılması gereken adımlara ilişkin değerlendirmelerle farkındalık oluşturmaya çalışıyoruz. Sağolsunlar artık birçok muhtarımız, öncelere kıyasla çok kalabalık bir yurttaş topluluğu her şeyin farkında ve mücadele içindeler. Biz de gazeteciler olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sizin yanınızda olacağız, hiç merak etmeyin” dedi.
Avukat Barış Aydın’ın dikkat çekici konuşması …
Muğla Kent Konseyleri Birliği Sözcüsü ve Menteşe Kent Konseyi Başkanı Egemen Balaban’ın, kent konseyleri olarak köylü vatandaşların mücadelesinin hep yanında olduklarına ve olmayı sürdüreceklerine ilişkin sözlerinin ardından konuşan Avukat Barış Aydın, ilimizde 48 köyün, linyit madeni ruhsat alanı içinde bulunduğunu, bunun 21’inin Milas’ta olduğunu, acele kamulaştırma uygulamasının ise şimdilik kaydıyla 6 köy için söz konusu olduğunu belirterek, “Ege’nin büyük bölümü saldırı altında, Burada büyük tehlikeye dikkat çekmek istiyorum. Acele kamulaştırmada hukuksal denetim yoktur. Davalar açılır, işi bitirirler, davalar bitmez sürer. Risk bu! Bakın, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, İstanbul Havalimanı kamulaştırmalarıyla ilgili açılmış davalar hâlâ sürüyor, Köprü ve havalimanı ise yıllardır kullanılıyor” dedi ve sözlerini, “Muğla zeytinin, doğanın, denizin, ormanın kenti mi olacak yoksa maden sahalarının kenti mi?” sorusuyla tamamladı.
Toplantının ilk bölümünde, kendisine ‘dört dakika’ ayırdığını belirtip kısa bir konuşma yapan Dr. Naki Bulut, 36 yıllık Hekim olduğunu, 30 yıldır Muğla’da görev yaptığını belirterek, mesleğe ilk adımını attığı günlerde Yatağan’dan bir hastasının eşinin hamile ve kendisininse kanser olduğu bilgisini aynı anda öğrendiğini ve çocuğunun doğumunu göremeden yaşama veda ettiğini söyledi ve “Bu, benim için çok sarsıcı bir durum olmuştur. Bunun üzerine, genç yaşta kanser vakaları ile ilgili çalışmalar yapmaya çalıştık ama gereken bütçeyi bir türlü denkleştiremedik” deyip Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’a, böyle bir çalışmanın yapılması için destek çağrısında bulunduktan sonra sözlerini Yatağan’da yaşayan vatandaşlarımıza ait tahlil sonuçlarında aşırı oranlarda kanser yapıcı maddelerin tespit edildiğine ilişkin bir çalışma yapıldığından bahisle, “Artık herkes raflarındaki verileri indirip termik santrallarla ilgili gerçekleri ortaya koyup alınması gereken önlemlerin belirlenmesine destek vermeli” diye tamamladı.
Ve ilk bölüm, Akyaka’dan Serdar Denktaş’ın “Vahim bir hukuksuzlukla karşı karşıyayız. Termik santrallarla ilgili kapatma kararları uygulanmıyor. Sanki bu hukuksuzluğu içselleştirmişiz gibi bir hava var. Bu santrallara su tahsisinin durdurulması için DSİ’ye dava açtık. Dava sürüyor. Herkesi, bu hukuksuzluğun ortadan kaldırılması ve bu termik santralların kapatılması için birlikte davranmaya davet ediyorum” ve Yatağan’dan bir yurttaşımızın, yeni maden sahalarının açılmasının ÇED olumlu kararını gerektirdiğine dikkat çekip acele kamulaştırma tehdidi altındaki vatandaşlara ulaşma, bunun için köy köy kahve kahve toplantılar yapılması konusunda gönüllü bir çalışma içinde olabileceklerini belirtip bu buluşmaların meşruiyetinin belediyelerce sağlanması çağrıları ile tamamlandı.
Gazetecilerden destek mesajları …
Konuşmalar arasında Gazeteciler Barış Terkoğlu, Çağdaş Bayraktar, Ersin Eroğlu’nun, köylülerin yanında olduklarını vurguladıkları görüntülü mesajları alkışlarla karşılandı.
Forumun ikinci bölümünde ise uzmanlar görüşlerini dile getirdiler.




