Milas’ın Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, İkizköy, Karacahisar ve Karaağaç mahallerindeki acele kamulaştırmaların iptali için 200 parseli kapsayan toplam 96 ayrı dava açıldı …
“Bir ‘acelelik hali’ ve kamu ihtiyacı yok!”
A. Kemal KAŞKAR –
İlçemiz Milas’ın Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, İkizköy, Karacahisar ve Karaağaç mahallerindeki tarım alanları ile zeytinliklerin acele kamulaştırılması ile ilgili 10 Ocak 2026 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin iptali istemiyle 200 parseli kapsayan toplam 96 ayrı dava açıldığı bildirildi.
‘İkizköylülerin Avukatları’ imzasıyla yapılan 13 Şubat 2026 tarihli açıklamada, “Açılan bu davalar yalnızca bireysel mülkiyet haklarının korunması için değil; tarım alanlarının, zeytinliklerin, köy yerleşimlerinin ve yaşam alanlarının korunması için yürütülen toplumsal bir hukuk mücadelesidir. Her bir dava, köylülerin yaşam alanlarını koruma iradesinin hukuki karşılığıdır” denildi.
Kamulaştırmaların yalnızca mülksüzleştirmeye değil, göçe, tarımsal üretimin bitmesine ve köy yaşamının çözülmesine yol açtığına, zeytinliklerin ve yerleşim alanlarının maden sahasına dönüştürülmesine, bölgenin ekolojik dengesinin ve yöre halkının geçim kaynaklarının doğrudan ortadan kaldırılmasına neden olduğuna dikkat çekilen açıklamada, daha sonra şu görüşlere yer verildi:
“Dava konusu acele kamulaştırma kararları başta mülkiyet hakkı olmak üzere, çevre hakkı, yaşam hakkı ve yerleşme özgürlüğü açısından ciddi hukuka aykırılıklar barındırmaktadır. Zeytinliklerin korunmasına ilişkin özel mevzuat ve daha önce verilmiş yargı kararları yok sayılarak, devam eden davaların sonuçları beklenmeden yeni kamulaştırma kararlarının alınması, hukuki güvenlik ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Üstelik kamu yararı gerekçesi ileri sürülmesine rağmen, elektrik üretimi açısından zorunlu bir durum bulunmadığına ilişkin teknik raporlar ve bilimsel değerlendirmeler de mevcuttur.
Bu noktada yargı makamlarını, süreci hukuk devleti ilkesine uygun şekilde ve acele kamulaştırmanın olağanüstü niteliğini gözeterek değerlendirmeye çağırıyoruz. Acele kamulaştırma, ancak gerçekten zorunlu ve istisnai durumlarda uygulanabilecek bir yöntemdir. Oysa burada acelelik hali bulunmadığı gibi, yıllardır devam eden bir madencilik planının kamulaştırmayı acil bir ihtiyaç gibi sunması hukuken kabul edilebilir değildir. Yargıdan beklentimiz, yurttaşların mülkiyet hakkını, çevre hakkını ve adalete erişim hakkını koruyan kararlar vermesidir.
Kaldı ki dava konusu alanlarda daha önce de acele kamulaştırma kararları alınmış, hatta bazıları kısa süre sonra geri çekilmiş veya yeniden gündeme getirilmiştir. Aynı alanlar için tekrar tekrar kamulaştırma yoluna gidilmesi, acele kamulaştırmanın istisnai niteliğiyle bağdaşmadığı gibi, yurttaşlar üzerinde sürekli bir mülksüzleştirme ve yerinden edilme baskısı yaratmaktadır. Dolayısıyla bugün karşı karşıya olduğumuz durum, acil bir kamu ihtiyacının değil, yıllardır sürdürülen bir maden genişletme politikasının sonucudur. Bizler bir kez daha vurguluyoruz: Bu topraklar yalnızca maden sahası değil, insanların evidir, yaşam alanıdır ve hukuk mücadelesi sonuna kadar sürdürülecektir.”
“Acele kamulaştırma geri çekilsin!”
Bu arada İkizköy Çevre Komitesi’nden yapılan “Tüm Türkiye’ye sesleniyoruz” başlıklı açıklamada ise, “Acele kamulaştırma diyerek bizden sadece bir arazi parçası değil; hayatımızı, geçimimizi, köklerimizi söküp almak istiyorlar. İki tane şirket istedi diye yılların emeğini, biz köylüleri yok sayıyorlar.
Biz başkalarının kâr hesabına yazılacak bir kalem değiliz. Biz bu topraklarda yaşayan, bu memleket için çalışan köylüleriz.
Yurt dediğin sadece dört duvar değildir. Ait olduğun, emek ettiğin, bedel ödediğin, vazgeçmediğin yerdir. Biz bu bedeli yıllardır ödüyoruz. Şimdi birilerine kâr olsun diye hayatlarımızı feda etmeyeceğiz.
Açık ve net söylüyoruz: Cumhurbaşkanlığı’nın imzasıyla köylerimize getirilen acele kamulaştırma kararını kabul etmiyoruz. Razı değiliz. Bu yanlıştan geri dönün. Acele kamulaştırma geri çekilsin” denildi.




