Çevre Şehircilik Bakanlığı’nın 18 Eylül 2020 tarihinde onayladığı 1/50.000 ölçekli Aydın-Muğla Bütünleşik Kıyı Alanları Planı için yürütmeyi durdurma kararı verilmesiyle ilgili olarak İasos Mahalle Meclisi Derneği’nden yapılan açıklamada, Kıyıkışlacık halkının bu hukuk mücadelesinin bir parçası olduğu ve kararın Muğla kıyıları için önemli bir kazanım olduğuna dikkat çekilerek eklendi:
“Bu karar, tüm kıyılarımızın korunması adına muazzam bir kazanımdır”
A. Kemal KAŞKAR –
Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından açılan davada, Çevre Şehircilik Bakanlığı’nın 18 Eylül 2020 tarihinde onayladığı 1/50.000 ölçekli Aydın–Muğla Bütünleşik Kıyı Alanları Planı için yürütmeyi durdurma kararı verildiği bildirildi.
Mahkeme, planın hazırlanması sürecinde Stratejik Çevresel Değerlendirme raporunun hazırlanmadığını, ayrıca bilirkişi raporunda yer alan ciddi çevresel ve planlama eleştirilerinin yeterince açıklığa kavuşturulmadığını belirterek planın uygulanmasını hukuka aykırı buldu.
Gelişme üzerine bir açıklama yapan İasos Mahalle Meclisi Derneği Başkanı Hülya Scobie, planın 4. Bölgesi (Güllük Körfezi/Didim-Kuzey Milas) ile ilgili dernek olarak kendilerinin de dava açtıklarını belirterek, “Kıyıkışlacık halkı olarak açtığımız ve Danıştay’da görülen bu davada olumlu sonuç aldık. Kazanılan bu dava, yerel mücadelenin hukuki zeminde nasıl güçlenebileceğinin somut bir örneğidir. Çıkan karar ise, yalnızca bir bölgenin değil tüm kıyılarımızın korunması adına muazzam bir kazanımdır. Bizlerle birlikte dava açan Muğla Büyükşehir Belediyemize ve TMMOB’a, emeği geçen tüm uzmanlarımıza ve hukukçularımıza yürekten teşekkür ediyoruz” dedi.
İmece yöntemiyle 279 kişinin vekalet vererek dahil olduğu davada Kıyıkışlacık halkı olarak yalnızca muhatabı olduğumuz 4. Bölge için dava açabildiklerini, öte yandan Muğla Büyükşehir Belediyesi ve TMMOB’nin tüm Muğla’yı kapsayan 7 bölge için dava açtığına dikkat çeken Scobie, açıklamasında daha sonra şöyle dedi:
“Danıştay’da görülen, ‘çatı davası’ olarak nitelendirdiğimiz bu dava, kıyılarımızı koruyan, son derece teknik, kapsamlı ve çok boyutlu bir hukuk mücadelesiydi. Tam 6 yıl süren bu büyük mücadele, zaferle taçlandı. Bu karar, diğer davalar için emsal niteliği taşıyor.
Muğla’nın eşsiz kıyı şeridi, doğal koyları ve hassas ekosistemleri açısından hayati öneme sahip olan bu yürütmeyi durdurma kararı, kentte çevre ve yaşam hakkı mücadelesi yürüten tüm kesimler tarafından önemli bir kazanım olarak değerlendirilmektedir.
Verilen yürütmeyi durdurma kararlarıyla birlikte şu hususlar açık biçimde teyit edilmiştir: Bilimsel planlama yapılmadan kıyı alanları imara açılamaz, Stratejik çevresel değerlendirme süreçleri tamamlanmadan büyük ölçekli projeler hayata geçirilemez ve Kıyılar, özel çıkarların değil kamu yararının ve ekosistem bütünlüğünün konusu olmak zorundadır.
Kıyılar ortak mirasımızdır. Sürecin esastan iptal kararıyla sonuçlanması halinde, kıyı planlamasında daha koruyucu, daha şeffaf, sadece kullanma değil, koruma-kullanma dengesini koruyan, kamu yararını esas alan yeni bir dönemin başlaması mümkün olacaktır. Bu karar, Muğla’da ve Türkiye genelinde doğa ve kıyı mücadelesinin hukuki zeminde güçlenerek süreceğinin en açık göstergesidir.
Ortak ve net talebimiz şudur: Muğla kıyıları rant projeleriyle değil, bilimsel veriler, hukuk ve kamu yararı temelinde planlanmalıdır.”




