A. Kemal KAŞKAR –
TKP Milas İlçe Örgütü’nce sosyal medya üzerinden yapılan “İkiyüzlü siyasete halk son verecek” başlıklı açıklamada, “Zeytinlikler bu ülkenin halkına, emekçilerine, köylüsüne aittir. Zeytinlikler sermayenin değil, toprağı işleyenin; rantçıların değil, alın teriyle geçinenlerin yaşam kaynağıdır. Ancak bugün gelinen noktada hem iktidar hem düzen muhalefeti, doğayı ve tarımı sermaye çıkarları doğrultusunda pazarlık konusu haline getirmiştir” dendi ve zeytinliklerin talanına karşı açıklamalar yapan CHP’nin, “bu talanın sorumlularıyla aynı ekonomik düzeni savunmaya devam ettiği”ne dikkat çekildi.
İlçemizde zeytinlikleri talan edilen köylüler için geçen pazar günü miting yapan CHP’nin, bunu, halkın gerçek sorunlarının çözümünün sağlanması için değil siyasi vitrinini düşünerek yaptığının öne sürüldüğü açıklamada daha sonra şu ifadelere yer verildi:
“Nitekim CHP Milas İlçe Başkanı’nın istifası da bu çelişkilerin sonucudur. İlçe başkanının, zeytin ağaçlarının kesilmesi nedeniyle hakkında işlem başlatılması ve yaşanan tartışmaların ardından görevinden ayrılması, CHP içinde dahi bu politikalara itiraz olduğunu göstermektedir. Ancak sorun kişiler değil, sorunun kaynağı bizzat düzen siyasetinin kendisidir.
Muğla Valiliği’nin zeytin kesimi nedeniyle CHP’li ilçe başkanına hızla ceza kesmesi tek başına sorun değildir. Asıl sorun, aynı zeytin kıyımını gerçekleştiren maden şirketleri söz konusu olduğunda aynı yaptırımların uygulanmaması, sermaye lehine işleyen çifte standarttır.
Bu tablo Türkiye’de hukuk mekanizmasının ikiyüzlülüğünü de bir kez daha açıkça ortaya koymaktadır.
AKP ise Milas özelinde bu tabloyu eleştiriyormuş gibi yaparken, Türkiye’nin dört bir yanında doğanın yağmalanmasını sağlayan yasaları çıkaran, ruhsatları dağıtan, şirketlerin önünü açan siyasi iradedir. Bugün yaşanan yıkımın baş sorumlusu bu düzenin kendisidir. Ancak unutulmamalıdır ki bu düzen yalnızca tek bir partiye ait değildir. AKP’siyle CHP’siyle düzen partileri aynı kapitalist sistemin sınırları içinde hareket etmekte, patronların çıkarlarını halkın çıkarlarının önüne koymaktadır.
Türkiye Komünist Partisi olarak açıkça söylüyoruz: Doğayı, zeytinlikleri, toprağı ve emeği korumanın yolu düzen partilerinden medet ummak değildir. Çözüm; patron düzenine karşı örgütlü mücadeleyi büyütmek, üreticilerin ve emekçilerin kendi siyasal gücünü yaratmasındadır.
Zeytinlikler de, ormanlar da, dereler de, bu ülkenin geleceği de satılık değildir.
Yaşanabilir bir ülke için mücadele tek seçenektir.”




