Yılmaz Kaya AYLANÇ –
Demokrasi için herkes binlerce yıldır pek çok şey söylemiş. Ancak benim için çok değer verdiğim konuların başındaki, ‘şeffaf ve hesap verebilirlik’ olmalıdır.
Şimdi, içinde yaşadığımız güzelim ülkemizin yönetimine bakalım ve bu konularda nasıl olduğunu görelim.
Görmeye ne gerek her şey ortada der gibisiniz.
Evet, hepimiz son zerresine kadar yaşamaktayız. Çünkü süre normal bir demokratik yönetim süresini aşmış, devlet ile parti neredeyse bir anlama gelir olmuş.
Partiyi yöneten herhangi bir ilde il başkanı, devleti temsil eden ise vali. Bunlar birçok konuda bir aradaysa, birbirlerini protokol dışı durumlarda da ağırlıyor ve yapılanlara açıktan destek verecek duruma gelindiyse artık arada fark kalmamıştır diyebiliriz.
En azından pek çok yerde ve pek çok konuda!
Peki, bugünkü demokrasimizde (!) her tür bilgiye ulaşabilmekte misiniz?
Güldüğünüzü görür gibiyim. Hatta “vekil mecliste soruyor da yanıt alamıyor” der gibi olduğunuzu düşünüyorum.
Haklısınız!
Bugün yaşadığımız ağır ekonomik sorunların altında da, aslında büyük oranda bu konu var.
Bu ay ödediğimiz 425 milyar lira faizi neden ödüyoruz? Biliyor musunuz? Eminim, bilmiyorsunuz.
Neden bunun anaparasını aldık, ne kadar aldık, hangi faiz oranı ile ve kimden aldık. Peki, bu aldığımız parayı nereye harcadık? Öyle ya, insan herhalde gezmek için borç almaz. Çok acil ve ötelenemez bir ihtiyaç için alınmış olmalı o para. Tüm bunları biliyor muyuz? Hayır!
Köprüler, şehir hastaneleri ve oto yollar yapılıyor. İktidar ne diyor, “Bunlar için cebimizden bir kuruş bile çıkmayacak”. Gerçek mi? Bilmiyoruz. Ancak bildiğimiz, geçiş garantili olduğundan ve bu garantiler yüksek değerlerde tutulduğundan hiçbir zaman gerçek, bu değerlere yaklaşamadığından hazineden aradaki farkı ödemek zorunda kaldığımızı biliyorum. Bu da sağılan ineğin sütü gibi.
Peki, bu yapılan işin gerçekten kaça mal edildiğini biliyor muyuz? Neden belirtilen veya ihaleye çıkılan rakama yaptırıldığını biliyor muyuz? Neden bu konuda kamuoyunda ciddi bir güven bunalımı var ve kimse gerçek maliyetin ihaledeki değer olmadığına inanıyor? İşin gerçek süresinin ne olduğunu biliyor muyuz? Verilen garanti süresi sonunda yeniden süre uzatılabilir mi?
Bilmiyoruz?
Cumhuriyet tarihindeki en fazla vergiyi bu iktidar kendi süresinde şu ana kadar topladı. Toplam değeri 3 trilyon Amerikan doları civarında. ‘Kamu – Özel İşbirliği’ ve ‘Yap İşlet Devret’ gibi halkın cebinden para çıkmadan yatırımlar yapılacak diyen iktidarın, hazineden hiçbir yatırıma para aktarmadığı halde bu parayı ne yaptığını biliyor muyuz?
Bilmiyoruz!
Bu az bir para değil, bunca ekonomik zorluğa katlanmak zorunda kalan ve nerdeyse sadece yaşayacak kadar yemek peşinde koşan yetmiş milyon civarında yurttaş varken, bu para bu yaralara merhem olacağına nerelere neler oluyor biliyor muyuz?
Bilmiyoruz!
Ekonomik durumu felç olan büyük bir çoğunluğun yaşadıkları ortadayken, gelirde olduğu gibi vergi adaletsizliğini de tüm yaşantımızda hissetmemize neden olan bu uygulamada iktidarın hâlâ ısrar etme nedenini biliyor muyuz? Milyonlar kazanan yurttaş ile yirmi bin lira kazanan yurttaşın neden aynı vergiyi ödemeye mahkum edildiğini biliyor muyuz?
Bilmiyoruz!
Dünyada petrol fiyatları aşağıya inerken veya hiç yerinden oynamazken bizde durmadan ciddi oranlarda zam neden yapılıyor?
Bilmiyoruz!
Tarlada 10 liraya satamadığı için maliyetlerini kurtarmadığını söyleyerek ürünü toplayamayan ve feryat eden çiftçi varken, bahsettiği ürünü pazarlarda 100 liranın altında neden yiyemiyoruz?
Bilmiyoruz?
Dünyanın en gelişmiş ülkelerini yöneten iktidarların az sayıda makam arabası, lojmanı veya desteklediği yan haklar varken, bizde neden bu ülkelerden yüzlerce fazla sayıda makam arabası ve devletin kurumlarında çalışanların ciddi maddi kazançları olabilmekte. Neden birden fazla yerde çalışıyor olup birden fazla yerden maaş veya haklar elde ediliyor?
Bilmiyoruz1
Neden yüzün üzerinde üniversite açıldı, neden ilk baraj kaldırılarak herkesin üniversiteye girmesi ve mezun olması istendi, neden kontrolsüz biçimde asla okuduğu dalda istihdam edilmeyecek binlerce genç yaratıldı?
Bilmiyoruz!
Neden durmadan maden ruhsatları verilip yeraltı kaynaklarımız neredeyse yağmalattırılıyor, neden alınıp gidilip geride ölü bir toprak bırakılmak uğruna güzelim ormanlarımızın ve zeytinliklerimizin yok olması isteniyor?
Bilmiyoruz.
Neden ülkede bunca yaşamsal sorun varken, bir partinin iktidar partisine tüm söylemlerini yüz seksen derece değiştirerek destek olduğunu biliyor muyuz?
Bilmiyoruz!
Düne kadar ‘terör örgütü başı bebek katili’ dediği malum şahsı ve örgütünü, bugün yere göğe koyamamasını ve bebek katiline “kurucu önder” demesinin nedenini biliyor muyuz?
Biliyor muyuz?
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Sayın Cumhurbaşkanını neden bu kadar seviyor? Her yerde, yere göğe sığdıramadığı gibi uluslararası teamülleri yok sayarak kendisinden “ne dersem yapar” mealinde ülke yurttaşlarını incitecek sözleri neden söylüyor?
Bilmiyoruz?
Neden ulusal basında bazıları devlet kurumlarının reklamlarını alırken, bazıları bu reklamları alamıyor?
Bilmiyoruz!
Yarın ne olacağını, devlet olarak ve orada yaşayan yurttaşlar olarak, bilemediğiniz bir hayatı yaşamanın ne kadar zor olduğunu söylemeye çalışıyorum.
Mevcut iktidarın yirmi dört yılda geldiği nokta “ben böyle yapıyorum” deme noktasıdır. Bu nokta ne kadar demokrasidir?
İşte geldiğimiz nokta bu.
Matematikte çok bilinmeyenli denklemler vardı, bilirsiniz. Onların bir mantığı olur ve o sıra ile çözerdiniz.
Bu ise çok çok bilinmeyenli bir süreç. Bilmek isteyenler için ise ciddi kaygılı bir süreç.
Demokrasi diyorsak şeffaf, hesap verebilir ve halkın olan biteni bileceği bir yönetim anlayışı olması gerek… (24.02.2026)



