BAKIŞ Haber –
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin CHP’nin 38’inci olağan kurultayı ve sonraki olağanüstü ve olağan genel kurullarıyla ilgili olarak 21 Mayıs Perşembe günü duyurduğu ‘mutlak butlan’ (kesin hukuksuz) ve ‘ihtiyati tedbir’ kararına yapılan itiraz başvurusu, Yüksek Seçim Kurulu tarafından 22 Mayıs Cuma günü reddedilmişti. Konu, Yargıtay’a da taşındı. Bu tablo içinde CHP başta olmak üzere tüm muhalefet partileri hep birlikte bu kararlara karşı tutum aldılar.
Ülkemiz siyasetine bomba gibi düşen bu gündem 23 ve 24 Mayıs Cumartesi ve Pazar günleri de hızını kaybetmeden siyasetin ilk sırasındaki yerini korudu ve gerilim devam ederken çevik kuvvet ekipleri 24 Mayıs Pazar günü saat 14:20’de CHP genel merkezine girdi. Adeta savaş alanına dönen ve büyük maddi hasar oluşan genel merkez binası boşaltılırken, partililer ve gazeteciler başta olmak üzere çok sayıda kişi gazdan etkilenerek zor anlar yaşadı. Bu arada CHP Lideri Özgür Özel de, o sırada kendisine iletilen tebligatı yırtıp buruşturarak “Masanın üzerine koyun, geldiğinde okusun” dedi ve “Geri gelmek üzere çıkıyorum” deyip parti yöneticileriyle birlikte binadan ayrıldı.
CHP Lideri Özel ve beraberindeki kalabalık grup yağmur altında kortej halinde TBMM’ye doğru yürüyüşe geçti. TOMA’lı ve bariyerli engelleri aşan, bir ara TOMA’nın üzerine çıkarak konuşma yaptıktan sonra yürüyüşünü sürdüren Özel, Meclis önündeki Milli Egemenlik Parkı’nda yaptığı konuşmada, “Genel merkezi elimizden alarak CHP’yi elimizden alacaklarını sananlara söylüyorum: Bundan sonraki genel merkezimiz TBMM’dir” dedi ve şöyle sürdürdü:
“CHP’yi milletin seçtikleri, delegenin seçtikleri yönetmiyorsa; hele hele CHP’yi sarayın seçtikleri yönetiyorsa CHP kapanmıştır. CHP’yi üçüncü kez açmak için ben var gücümle çalışacağım. Eninde sonunda o sandığı getireceğim. CHP’yi sizin seçtikleriniz yönetecek ve partideki sandıktan sonra hep beraber ülkedeki sandığı da getireceğiz. Hep beraber CHP’ye ve Atatürk’ün diğer emaneti Türkiye Cumhuriyeti’ne sonuna kadar sahip çıkacağız. Hepinize güveniyorum. Hepinizi çok seviyorum. Hep birlikte başaracağız. O sandık gelecek, o butlan gidecek. O sandık gelecek, saray ittifakı gidecek. Millet iktidar olacak. Biz kazanacağız, biz kazanacağız. Ben partimin yöneticileri ve milletvekillerimizle birlikte Meclis’e geçeceğim ve yeni genel merkeze yerleşeceğim.
Bütün bu olup bitenlere tepkiler ise yükselip yaygınlaşarak sürüyor …
Gazetemizin yayın hazırlıkları sürerken haber merkezimize ulaşan tepkiler şöyle …
“Bu hukuksuz kararı tanımıyoruz!”
CHP’nin, aralarında Milas İlçe Örgütü de olmak üzere ülke çapındaki tüm il ve ilçe örgütlerince ortak bir açıklama yapıldı ve “Partimizin kurumsal kimliğini, seçilmiş iradeyi ve anayasal düzeni hedef alan bu hukuksuz darbe girişimine karşı tam bir kararlılıkla direneceğimizi ilan ediyoruz” denildi.
Siyasi nedenlerle alındığı ve hukuk dışı olduğu yaygın olarak kabul gören butlan kararının tanımadığının, seçilmiş iradeyi yok sayan ve seçimsiz-muhalefetsiz bir Türkiye yaratmanın hedeflendiğinin, bunun da çok partili demokratik hayat açısından büyük bir tehdit oluşturduğunun vurgulandığı açıklamada özetle şöyle denildi:
“Meşruiyetini millette değil, okyanus ötesinde ve Saray koridorlarında arayanların yürürlüğe koyduğu bu topyekûn saldırının nedenini de amacını da çok iyi biliyoruz. 2023 seçimlerinin ardından Cumhuriyet Halk Partisi, milletimizin değişim talebine kulak vermiş; örgütün, üyelerin ve halkın beklentileri doğrultusunda demokrasi tarihimiz açısından örnek bir değişim süreci geçirmiştir. 4-5 Kasım 2023 tarihindeki 38. Olağan Kurultayımızla başlayan bu büyük değişim hamlesi, sadece bir yönetim değişikliği değil, tüm toplumu kucaklayan bir iktidar sözleşmesidir. Bu sürecin ardından partimiz, 31 Mart 2024 Yerel Seçimlerinde tarihi bir başarı elde ederek Türkiye’nin birinci partisi olmuştur.
Bugün karşı karşıya olduğumuz ve 19 Mart darbe süreciyle başlayan bu haysiyet cellatlığı, siyasi yargı operasyonları ve çirkin iftiralar, yerel seçimlerde kendini gösteren ve bir sonraki genel seçimde ortaya çıkacak olan iktidar değişimi iradesini engelleme çabasıdır. Cumhurbaşkanı Adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’na, il başkanlarımıza, belediye başkanlarımıza ve yol arkadaşlarımıza yönelik bu saldırılar, halkımızın değişim umudunun ve partimizin yükselişinin önünü kesme arayışıdır.
Darbecilere, işbirlikçilerine ve butlan ittifakına yanıtımız nettir: Cumhuriyet Halk Partisi’ni kimin yöneteceğine bir avuç darbeci değil, Cumhuriyet Halk Partililer ve milletimiz karar verir. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, örgütümüzün ve kurultayımızın iradesiyle üst üste 4 kez rekor oyla Genel Başkanımız olarak seçilmiştir ve tescil edilmiştir. Bunun haricinde hiçbir kişi veya merci bizim için meşru değildir. Cumhurbaşkanı Adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu ise 15,5 milyon vatandaşımızın oyu ve iradesiyle aday olmuştur.
Kurucumuz ve Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyetimiz ile birlikte iki büyük eserinden biri olarak ifade ettiği partimiz, bir asrı aşan tarihinde birçok saldırı, darbe ve antidemokratik müdahalenin üstesinden gelmeyi başarmıştır. Bir asır önce emperyalist işgale ve saltanat düşkünlerine nasıl boyun eğmediysek, bugün de teslim olmayacağız.
Bizler, Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in liderliğinde, onun yoldaşları ve arkadaşları olarak bir bütün halinde kenetlenerek mücadelesini sürdürecek olan çelikten bir iradeyiz. Genel Başkanımızın partimizi Türkiye’nin birinci partisi yapma yolundaki stratejik aklını, vizyonunu ve kararlı mücadelesini, amasız fakatsız destekliyoruz.
Cumhuriyet Halk Partisi tarihi boyunca vesayet kabul etmemiştir, bundan sonra da etmeyecektir. Bu millet için gerekirse baş vereceğiz ama asla başımızı eğmeyeceğiz!
Milletimizle birlikte iktidar yürüyüşümüzü kararlılıkla sürdüreceğimizi tüm kamuoyuna ilan ediyoruz.”
CHP 38. Kurultayı için verilen “Mutlak Butlan” kararı hükümsüzdür!
Milas 78’liler tarafından yapılan açıklamada ise, CHP’nin 38. Kurultayı için Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi tarafından verilen ‘mutlak butlan’ kararının, parti içi bir tartışma ya da hukuk meselesi olmadığına, saray rejiminin faşizmin inşası yolunda attığı yeni bir adım, zor yoluyla CHP yönetimini değiştirme hamlesi olduğuna dikkat çekilerek, “Halkın birleşik gücü her türlü zorbalığı yenecektir” denildi.
Milas 78’liler, açıklamalarında; olağan seçimi kazanma ihtimalinin kalmadığını düşünen iktidar için, hukuk eliyle CHP’ye yönelik bir siyasi müdahale olarak bu kararın, seçme-seçilme hakkı ve siyasi partiler yasasından en temel demokratik halklara kadar bu topyekûn tasfiye adımına karşı tepkilerin önüne geçmek için uzun Kurban Bayramı tatilinin hemen öncesinde alınmasının, dini bayramların bile iktidarın ayak oyunları için istismar edilmesi çaresizliğinin göstergesi olmasının yanısıra, bu adımın ardından yarın grev hakkına, sendikal örgütlenmeye, işçi direnişlerine ve ekmek kavgasına yönelik saldırıların daha da büyütülmesinin habercisi olduğu belirtilerek, özetle şöyle denildi:
Bugün işçilerin grevleri, “milli güvenlik” bahanesiyle yasaklanıyorsa, patronların kârı için işçilerin toplu sözleşme hakkı gasp ediliyorsa, her yıl binlerce işçi, iş cinayetlerinde yaşamını yitiriyorsa, nedeni açıktır; saray rejiminin sermaye düzenini ve iktidarını korumak adına baskıyı büyütmek içindir.
Çünkü halk desteği zayıflayan, meşruiyetini yitiren, çözülen ve yargı – devlet üzerindeki hâkimiyeti dışında elinde bir şey kalmayan bir iktidar, bu saldırılara bağımlıdır.
Bu yüzden muhalefeti parçalamak, toplumu korkuyla teslim almak, yargıyı sopa gibi kullanmak ve faşist bir rejim inşa etmek istiyorlar.
Bu ülkenin işçileri, emekçileri susarsa; yalnızca siyasi partiler değil sendikalar da fiilen kapatılacak, grev hakkı tamamen ortadan kaldırılacak, işyerlerinde kölelik düzeni derinleşecek.
Bu düzeni değiştirecek olan; işçi ve emekçilerin örgütlü mücadelesidir. Bu kara düzeni dağıtacak olan halkın birleşik mücadelesidir. Saray rejiminin darbelerine, baskı politikalarına, faşist rejim inşasına karşı tüm emekçileri, kadınları ve gençleri korkuya teslim olmadan, iş yerlerinde, okullarda, mahallelerde ve her alanda örgütlemeye ve mücadele etmeye çağırıyoruz. Birleşe birleşe, direne direne kazanacağız. Zafer, zafere inananlarındır. Halkın birleşik gücü, her türlü zorbalığı yenecektir. Faşizmin inşasına geçit vermeyelim!
“Demokratik siyasete yönelik yargı müdahalesini reddediyoruz: Halkın iradesi esastır!”
Konuyla ilgili olarak Milas Yurttaş İnisiyatifi tarafından yapılan açıklama ise şöyle:
“Siyasal iktidarın, yargı mekanizmasını toplumsal muhalefeti sindirme ve siyasi alanı kendi çıkarları doğrultusunda yeniden dizayn etme aracı olarak kullanma çabasının yeni bir aşamasına tanıklık ediyoruz. İstinaf mahkemesi eliyle siyasi bir partinin kurultay iradesine yönelik verilen “mutlak butlan” kararı, yalnızca o partinin kurumsal kimliğine değil, asgari demokratik işleyişe ve yurttaşların siyaset yapma hakkına vurulmuş açık bir darbedir. Bu adım, halkın iradesini idari yollarla gasp eden kayyum rejiminin, mahkeme salonlarında hukuki bir kılıfa sokulmuş tezahüründen başka bir şey değildir.
Demokrasi ve hak mücadelesi; yargı mühendislikleriyle, tepeden inme müdahalelerle veya kitlelerin iradesini yok sayan kurgularla yürütülemez. Toplumsal mücadelelerin önüne geçerek bireysel kahramanlıklar yaratma ve siyaseti şahısların ikbal beklentileri üzerinden şekillendirme çabası, en nihayetinde demokratik itirazın zayıflamasına hizmet eden yapısal bir sorundur. Aslolan; yargı eliyle dizayn edilmiş figürler veya topluma dayatılan kurtarıcılar değil, örgütlü halk iradesinin ve kolektif mücadelenin ta kendisidir. Siyaseti kişisel ikbal sahasına çeviren her türlü müdahale, demokratik mücadelenin içini boşaltmayı hedefleyen daha geniş bir kuşatmanın parçasıdır.
Milas Yurttaş İnisiyatifi olarak; demokratik siyasetin tasfiye edilmesine, hukukun iktidarın elinde bir sopa olarak kullanılmasına ve yurttaş iradesinin yok sayılmasına karşı net bir tutum alıyoruz. Siyasi alanı dizayn etmeye yönelik, hiçbir toplumsal meşruiyeti olmayan bu sipariş kararlar yok hükmündedir.
Bireylerin değil, halkın örgütlü gücünün belirleyici olduğu bir siyasi iklimi örmek zorundayız. Demokrasiyi, adaleti ve halkın egemenliğini savunmaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Antidemokratik müdahalelere ve hukuksuzluğa alışmayacak, kolektif irademize sonuna kadar sahip çıkacağız.”




