Dr. Gülçin ITIRLI ASLAN –
Ege Üniversitesi Bilim Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (EBİLTEM)
Tarih, yalnızca yaşanan anların bir dökümü değil; bir milletin hafızası, kimliği ve geleceğine tuttuğu fenerdir. Türk tarihinin altın sayfalarından biri olan 30 Ağustos 1922 Başkomutanlık Meydan Muharebesi, sadece askeri bir zafer değil, bağımsızlık aşkının ve milli iradenin tüm dünyaya ilan edilişidir.
İmkânsızlıklar İçinde Doğan Umut
Milletimiz, Birinci Dünya Savaşı’nın ardından büyük acılar çekmiş, vatan toprakları dört bir yandan işgal edilmişti. Ancak Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, “Geldikleri gibi giderler” diyerek amansız bir mücadeleye girişti. Sakarya’da yakılan bağımsızlık meşalesi, 26 Ağustos sabahı başlayan Büyük Taarruz ile bir zafer meşalesine dönüştü.
Zaferin ve Cumhuriyetin Temeli
30 Ağustos, Türk milletinin kendi kaderini kendi eline aldığı gündür. Kısıtlı imkânlara, ağır şartlara rağmen sergilenen bu büyük kahramanlık, Anadolu’nun sonsuza kadar Türk yurdu olarak kalacağını mühürlemiştir. Bu zafer, aynı zamanda modern, bağımsız ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin de en sağlam temel taşlarından birini oluşturmuştur.
Geleceğe Taşınan Miras
Bugün bizlere düşen en büyük sorumluluk; canları pahasına bu toprakları bize vatan kılan aziz şehitlerimizin ve gazilerimizin mirasına sahip çıkmaktır. 30 Ağustos Zafer Bayramı, sadece geçmişi anma günü değil, aynı zamanda birlik ve beraberliğimizi pekiştirme, cumhuriyetimizin değerlerini geleceğe taşıma kararlılığımızı yenileme günüdür.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu toprakları vatan yapan tüm kahramanlarımızı rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun!



