BAKTIKÇA – soru/yorum – A. Kemal KAŞKAR –
Yağmur başladı yine.
‘Durmasa’ desem yeter aslında. Ama yazasım var yine uzun uzun...
Yağmurun güzelliği, toprağa düşmesi. Sakin sakin her yere. ‘Güzel yağmur’ demem sakin oluşundan belki. Belki bir o kadarda toprakla buluşmasından. Hatta hasretle kucaklaşmasından. Sadece hasretle değil: “Ne iyi yaptın da geldin” dercesine ya daderecesinde bir hararetle sarmaş dolaş olmaları toprakla …
İnsanın, zaman zaman ıslanmayı hiç dert etmeden yürüyesi gelir yağmurda. İyi gelir. Islatmaz yağmur. Islansa ıslansa bir tek gözlerıslanır, hem de ne ıslanmak: Sırılsıklam. Bilirsiniz: ‘Sırılsıklam’, pekiştirme olarak en çok ‘aşk’a yakışır. ‘Sırılsıklam aşk’ ya da ‘sırılsıklam aşık’ deriz. Ne güzeldir. Öyle büyütür ki aşkı, sanki masmavi bir açık deniz! Ardına kadar açık. Sonsuza kadar gençliktir …
Gözlerim dalıyor sırılsıklam. Yürüyorum. Eski şiirler alıyorum yollardan, yeni şiirlerle takas ediyorum onları. Yağmur karşılığında aldıklarım da var. En güzelleri de onlar. Şiirler veriyorum yağmurlar alıyorum. Toprak oluyorum bir anda. En verimlisinden. Verdikçe veresi gelir herhalde insanın, bahar bayramında toprakta, sular seller gibi şiir her yer. Hava da hafif esintili. Püfür püfür, tam istediğim gibi. İçimde şiirlerimleyim. Dur durak tanımayan. Çocuklarımlayım, karımlayım, herkesleyim. İçimde duran en derin nefesleyim … Adeta bir volkan.
Hiç de kolay değilmiş ‘insanlık’ için küçücük de olsa adımlar ata ata büyümek. Her gün hep yeniden başlıyormuş gibi yürümek, yine, yine … Vazgeçmek yok, ‘ölmek var, dönmek yok’!
Evet, ‘ölmek’ var.
…
Volkan Konak desem, Eşi Selma Konak’ın, O’nun beklenmedik tabutu başında “Bunu bana nasıl yaptın Volkan?” diye feryat edişini eklesem yeterdi aslında …

Ama yazıp buluşasım var yine sizlerle. “Buradayım, gitmedim bir yere!” demenin bile yeterli olacağı şu günlerde yine uzun uzun yollara düşesim var yağmur gibi: Sağanak!
En azından, gözün gözü görmeyeceği bu sağanakta şunları hep anımsamak için yazmalıyım yine:
O; Ekrem İmamoğlu’nun haksız, hukuksuz, adaletsiz tutukluluğuna ilk tepkilerden birini veren bir sanatçı olarak, İmamoğlu için, “Futbol oynarken bile hep kaleci oldu. Neden mi? Takım arkadaşlarına arkasını dönmemek için. Hayat boyu centilmenliğinden ve asaletinden ödün vermedi. Ekrem Başkan’a siyasette faul yapanlar utansın. Benim için her zaman çok kıymetli bir dostum olarak kalacaktır ve her zaman yanında olacağım” demişti.

Hukuk, Adalet ve Demokrasi için omuz omuza diyen sanatçıların tepkilerini ifade eden metni imzalaması için kendisini arayıp davet eden kişiye, “Ben o metne imzamı değil kalbimi basarım” demişti.
Ve 31 Mart 2025’te Gazimağusa’daki konseri sırasında, sağanak yağıştan az önce, “Bazıları, ‘Volkan Abi sivri konuşma, içeri atarlar seni’ diyorlar. Yaaa bırak; sen bilmez misin devrimciler korkmaz!” demişti.
Ne güzel derdi. Şiir olur, türkü olur, koşar gelirdi aramıza. Artık hep aramızdadır.
Güneşin sofrasında şiirlerle, türkülerle aktif yanardağ olanlar, ellerinde pankartlarla aramızda, alanlara hep devrimci gençlerlebirlikte koşarlar. Ali Alfatlı da orada, dostların arasında …
…
Ne desem bulamıyorum. Üzülüyorum desem yetmez, kahroluyorumdan da fazlasını söylemem gerek.
Nereye gidiyoruz bu kadar çok ölerek?
Yollardayız hep. Gözlerimiz önümüzde. Saygıyla yürüyoruz yine.Yine çok kalabalık.
Ölüm için: “Nereden gelirse gelsin” diyerek geldik bugünlere.Yıllardır, içimde, artan bir veda büyütüyorum. Bulutlar içinde.Herkes görsün, duysun. Gökyüzümde ne yılgınlık ne tereddüt.Aramayın bulamazsınız.
Nerelerden, kimlerden geleceğini bilemediğimiz o haberlerden korkmadan yürüyoruz, yürüyeceğiz. Veda sessizliğiyle ... Sessizdediğime bakmayın siz, ‘yağmur sesi’ desem daha doğru …
Yağmur başladı yine …
‘Hayâl damarım’ denize …
Dalgalarının ucunu
döke
döke
gel
bul beni.
Biliyorsun
açık bir kapı gibi bekliyorum seni.
Ölenler oldu
uzun zaman oldu
anlatması uzun …
(1986)




