BAKTIKÇA – soru/yorum – A. Kemal KAŞKAR
İşi gücü bıraktık, Yeni Şafak’ın 26 Mayıs 2025 tarihli manşetiyle ilgilenir olduk.
Buna benzer hallerle ilk kez karşılaşmıyoruz ama, sanki ilk kez başımıza geliyormuş gibi heyecanlandık nedense … Bir bakıma canlandık!?
Duymamış, görmemiş olmanız olanaklı değil ama ben de canlanmış bulunuyor ve müsaadenizle tekrarlamak istiyorum …
Çeyrek yüzyıllık iktidarlarında en son Nureddin Nebati’ye emanet edip iyice beter ettikleri sevgili ülke ekonomimizi “kurtarıcı” sıfatıyla devralan Mehmet Şimşek’i hedefine alıp memleketimizin hal-i perişanını şöyle çoklu başlıklandırmış Yeni Şafak:
“… Faiz arttı. Döviz yükseldi. Enflasyon azdı. Üretim düştü. Sanayi duruyor. Ekonomide rasyonel çöküş. Yatırımlar durdu. Ekonomi politikasında iki yıl önce yaşanan keskin makas değişimi, Türkiye’yi yüksek faiz sarmalına çekti. …”
Hepsi birden bir anda siyasi bünyenize ağır gelecekse çoklu başlık içinden dilediğinizi seçmek siz sayın seçmen vatandaşlarımın tercihine kalmış … Hangisini seçerseniz seçin artık. Hepsi birbirinden beter ve bizim yaşamımızı cehenneme çevirmeye yeter artar. Kendinizce sıralama da yapabilirsiniz. Yapabilirseniz. Her biri diğerinden beter. Al birini vur ötekine … Tam bir rezalet. ‘Skandal’ deseniz de olur. ‘Yok artık, bu kadarı da olmaz’ da diyebilirsiniz. Ama sakın ha sakın ‘kararsızım’ deyip kenarda durmayın.
Tam burada bir fıkra geldi aklıma, olabildiğince kısaltıp yazıvereyim.
Adam inşaatın -neyse ki- ikinci katından kum yığınının üstüne düşmüş, ortalık toz duman, neyse ki ucuz atlatılmış bir kaza. Arkadaşları koşuşmuş, ilk varanlardan biri sormuş: “N’oldu?” diye… Adam, bir yandan üstünü başını silkelerken yanıtlamış: “Bilmiyorum, ben de yeni geldim!” …
Yeni Şafak için böyle bir durum söz konusu olamaz … “Daha çok yeni oldukları için bilememiş olabilirler” dışında başka başka şeyler bulup diyebilirsiniz. Ben daha fazlasını yazmam. Bu kadarı yeter.
…
‘Rasyonel çöküş’ vurgusuyla, Şimşek’in görevi Nebati’den devraldıktan sonra söylediği “Türkiye’nin rasyonel bir zemine dönme dışında bir seçeneği kalmamıştır” sözüne gönderme yapıldığını görünce, Şimşek’in o günlerde dilinden dökülenlere dikkat çektiğim 14 Temmuz 2023 tarihli “Tersten okumalar …” başlıklı yazım geldi aklıma … Merak edenler için not düşmek istedim …
…
Yazıyı uzatmaya hiç gerek yok.
İzninizle, 26 Mayıs 2025’ten 28 Mart 2009’a götürmek istiyorum sizi …
Yine çok iyi tanıdığınız birinin anımsadığınızı düşündüğüm sözleri için.
29 Mart 2009 yerel seçimi için AK Parti’nin Ankara Haymana mitingindeyiz. Tayyip Erdoğan konuşuyor:
“… Sanki yerel seçimler bitecek, eeee, bunlar sanki Türkiye’nin ekonomisini düzeltecek. Yahu yalan söylemeyin bu millete. Türkiye’nin ekonomisinin sorumlusu benim ben! …”
24 Haziran 2018’de geçilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile kendisine -etkisini görmek umuduyla- verilen yetkiyle birlikte sorumluluğun yanında artık ‘tüm yetki’ de ondadır.
“Bunların kafası basmaz, ben ekonomistim” de dememiş miydi zaten.
Eeee … Tamam o zaman. Adres belli: Hem ekonomist, hem sorumlu hem de yetkili … Daha kimi arıyoruz ki!
Denklikse denklik. Sorumsuz yetkililik ya da yetkisiz sorumluluk gibi bir durumu, yani kaçabilecek yeri yok.
Tablo kabak gibi ortada dururken şaşkın şaşkın bakanlara ne oluyor … Birileri çıkıp da onlara “Ne bakıyorsunuz, dağılın çabuk” der mi? Der. Sevgili ülkemizde: “Attığınız slogan kanunsuzdur, atmayın” bile dendiğine göre … Ama tüm uyarılara rağmen dağılmayıp ısrarla bakanlar, bir yere kadar bakıpdururlar, hepsi o kadar. Siz esas ‘büyük fotoğraf’ı görüp göremediğinize bakın … Hay aksi, yine ‘bakın’ diyerek ‘bakmaya azmettirmiş oldum’ … Kanunsuz slogan atmış kadar oldum …
Peki o büyük fotoğrafta ne/neler, kim/kimler var, belli değil mi?
Yeri gelmişken iki soru daha sorup izninizi isteyeyim:
Hazır CHP’ye ‘İngiliz Muhipleri Cemiyeti’, Özgür Özel’e de ‘Posta Güvercin’i şeklinde yakışıksız yakıştırmalarla muhalefetle mücadeleyi sürdürürken Yeni Şafak’a da sağlam bir yakıştırma yapıştırılır mı acaba, ne dersiniz?
Bir de: Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nca, dezenformasyon ve yalan haberlerle mücadele kapsamında bu konuya da bir güzel el atılır mı, ne dersiniz?
Siz bilirsiniz.



