A. Kemal KAŞKAR –
TEMA Vakfı, 2025 yılı boyunca ülkemizde çevre mücadelelerinde elde edilen kazanımlar ve tüm doğal varlıklarımızı tehdit eden olumsuz gelişmelerle ilgili kapsamlı bir değerlendirme yaptı. Konuyla ilgili açıklamada, bu değerlendirmenin, “tehlikenin büyüklüğü” kadar ‘hâlâ umut olduğu’nu ortaya çıkardığına dikkat çekildi.
2025’te doğa için mücadelelerde umut veren kazanımlar
– Kanal İstanbul projesine ilişkin ‘ÇED Olumlu’ kararına karşı açılan davada hazırlanan bilirkişi raporu; projenin çevresel, jeolojik ve sosyal etkilerinin eksik ve hatalı değerlendirildiğini ortaya koydu. Kuzey Ormanları’nı ve İstanbul’un su varlıklarını doğrudan tehdit eden proje için hazırlanan bu rapor, kentin geleceği ve doğanın korunması açısından kritik bir gelişme olarak kayda geçti.
– İstanbul Şile’de Kuzey Ormanları’nı tehdit eden kömür, kuvars ve kil maden sahasının genişletilmesine yönelik proje; bölge halkının itirazları ve ilgili kurumların olumsuz görüşleri doğrultusunda iptal edildi.
– Balıkesir’in Altıeylül ve İvrindi ilçelerinde planlanan Sarıalan Altın Madeni Projesi’ne ilişkin ‘ÇED Olumlu’ kararı, Danıştay’ın kararı bozmasının ardından yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda iptal edildi.
– Tokat Almus ve Kırklareli Merkez’de planlanan altın madeni projeleri için verilen ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararları yargıdan döndü.
– Ankara Gölbaşı’nda planlanan kömür ocağı için verilen ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararı, açtığımız dava sonucunda mahkeme tarafından iptal edildi.
– Afşin – Elbistan A Termik Santrali’ne yeni üniteler eklenmesini öngören projeye ilişkin ‘ÇED Olumlu’ kararına karşı açtığımız davada hazırlanan bilirkişi raporu; hava kalitesi, su varlıkları, tarım alanları ve halk sağlığı üzerindeki ciddi riskleri ortaya koydu.
– Gerede Çayı’ndaki sanayi kaynaklı kirliliğe karşı, TEMA Vakfı’nın da parçası olduğu Gerede Çayı Temiz Aksın Platformu tarafından yürütülen hukuki süreçte Ankara Bölge İdare Mahkemesi, Bolu İdare Mahkemesi’nin atık sular çevreye zarar vermeyecek değerlere ulaşana kadar, organize sanayi bölgelerinde faaliyetlerin durdurulması talebini reddeden kararını bozarak dosyanın yeniden görülmesine hükmetti.
– ‘Finike – Demre – Kaş – Kalkan Otoyol Projesi’ne verilen ‘ÇED Olumlu’ kararı, bilirkişi raporu doğrultusunda mahkeme tarafından iptal edildi.
2025’te doğayı tehdit eden olumsuz gelişmeler
İklim değişikliğine karşı en kırılgan bölgelerden biri olan Akdeniz Havzası’nda yer alan Türkiye’de, iklim krizinin etkileri her geçen yıl daha belirgin hâle gelirken, ülkemiz son 52 yılın en kurak dönemini yaşadı.
2025 su yılında (1 Ekim 2024 – 30 Eylül 2025) ülkemiz son 52 yılın en kurak dönemini yaşadı, birçok bölgede son yılların en düşük yağış seviyeleri kaydedildi. Veriler, iklim krizinin artık kalıcı bir tehdit haline geldiğini; başta toprak olmak üzere tüm doğal varlıkları merkeze alan bilim temelli ve bütüncül politikalara acilen ihtiyacımız olduğunu gözler önüne seriyor.
– 2025 yılı, orman yangınlarının sebep olduğu kayıpların giderek ağırlaştığı bir yıl olarak kayda geçti. 1988’den bu yana tutulan kayıtlara göre 2025, 2021’de yaşanan büyük yangınlardan yalnızca dört yıl sonra, en fazla orman alanının yandığı ikinci yıl oldu.
– 2025 yılının Ocak ayında Kadıköy sahilinde kaydedilen görüntüler, Marmara Denizi’nde müsilaj tehdidini bir kez daha gözler önüne serdi. Bu tablo, 2021 yılında geniş alanlara yayılarak büyük kaygı yaratan müsilajın ardından yeterli ve kalıcı önlemlerin hâlâ hayata geçirilmediğini ortaya koydu.
– 9 Temmuz’da yürürlüğe giren Türkiye’nin ilk İklim Kanunu, iklim krizinin etkilerine karşı bağlayıcı emisyon azaltım hedefleri ve fosil yakıtlardan çıkış planı içermemesi nedeniyle kamuoyunda ve uzmanlar arasında ciddi eleştirilere neden oldu.
– 24 Temmuz’da yürürlüğe giren ve Maden Kanunu’nda değişiklikler içeren Torba Yasa ile ormanlar, zeytinlikler, tarım arazileri ve korunan alanlar madencilik faaliyetlerine açıldı. Düzenleme, madencilik ve enerji yatırımlarına geniş ayrıcalıklar tanırken, doğa koruma ilkelerini geri plana iten bir yaklaşımı beraberinde getirdi.
– Torba yasa ile getirilen düzenlemeler doğrultusunda Akbelen’de zeytin ağaçlarının kesilmesi ve sökülerek taşınması, 2025’in en üzücü çevre olaylarından biri olarak kayda geçti. Akbelen Ormanı ve çevresindeki zeytinlikler, vahşi madencilik faaliyetleri uğruna geri dönüşü olmayan bir tahribata maruz bırakıldı.
Bölge halkının ve doğa savunucularının tüm itirazlarına rağmen gerçekleştirilen bu kesim ve taşımalar; Akbelen’de yüzyıllardır süregelen zeytin kültürüne, tarımsal üretime ve bölgenin doğal ekosistemine ağır zarar verdi. TEMA Vakfı olarak Akbelen’de zeytinliklerin ve orman ekosisteminin korunması için savunuculuk çalışmalarımıza ve doğa için sorumluluk almaya devam edeceğiz.
– Kaz Dağları’nda art arda gündeme gelen maden projeleri, bölgenin su varlıkları, orman ekosistemleri ve canlı yaşamı üzerinde ağır ve kalıcı baskılar yaratıyor.
– 2025 yılında Eskişehir, vahşi madencilik projelerine yönelik başvuruların en yoğunlaştığı illerden biri oldu. Kaymaz, Alpagut – Atalan ve Sarıcakaya altın madeni projeleriyle Orta Sakarya Vadisi ciddi bir baskı altına girdi.
– 2025 yılında Ankara, Sivas ve Zonguldak’ta yaşanan maden kazaları, kömür madenciliğinin hem işçiler hem de doğa açısından taşıdığı ağır riskleri bir kez daha gözler önüne serdi. Sosyal Güvenlik Kurumu verileri, kömür madenciliğinin en fazla iş kazası ve en çok ölümlü kazanın yaşandığı iş kollarından biri olduğunu ortaya koyuyor. Yaşanan bu kazalar, mevcut üretim anlayışının işçi sağlığı ve güvenliğini yeterince gözetmediğini bir kez daha acı biçimde hatırlattı.
“Biliyorsun, sorumlusun!”
2025 yılında doğal varlıkları tehdit eden tüm bu olayların bütüncül çevre politikalarına duyulan ihtiyacın aciliyetini bir kez daha ortaya koyduğuna dikkat çekilen değerlendirme, “Biliyorsun, sorumlusun!” vurgusuyla sona erdi.






