A. Kemal KAŞKAR –
Milas İkizköy’de Akbelen Ormanı’nın yok edilişinin üçüncü yılında gerçekleştirilen buluşma-eylemde vatandaşlar, 7 yıldır mücadele ettikleri şirkete karşı toprakları için mücadelede kararlı olduklarını dile getirdiler ve “ Ölürüz, köylerimizi, toprağımızı vermeyiz” dediler.
Milas ve Yatağan başta olmak üzere Aydın, Denizli, İzmir ve Antalya’dan vatandaşların yanısıra İkizköy/Akbelen’in gönüllü avukatları İsmail Hakkı Atal, Arif Ali Cangı ve İpek Sarıca’nın da katılıp destek verdikleri eylemde konuşan İkizköy Çevre Komitesi Sözcüsü Esra Işık, “7 yıldır verdiğimiz mücadelede Ankara bizim çığlıklarımızı duymadı, şirketlerin sözünü dinledi, yeni maden yasasını çıkardı. Bu yasa ile memleket şu anda yangın yerine döndü. Üç yıl önce bugün Akbelen ormanlarını katlettiler. O gün bedenlerimizi siper ettik; jandarmaya, TOMA’nın sıktığı suya ve biber gazına karşı durduk ama Akbelen ormanına kıydılar. Ama direnmekten yılmadık, bıkmadık. Bizleri ne jandarma, ne TOMA ne de dinamitlerle yıldıramadılar, yıldıramayacaklar. Bundan sonra da hayatımız, canımız pahasına topraklarımızı, zeytinliklerimizi, yaşam alanlarımızı korumaya devam edeceğiz. Çıkarılan maden yasasını asla kabul etmedik, etmiyoruz” derken, İkizköy Mahalle Muhtarı Nejla Işık ise şunları söyledi: “Asırlardır bu toprakların sahibiyiz. Bugüne kadar nasıl huzur içinde yaşadıysak, bundan sonra da tek isteğimiz köylerimizde huzur içinde yaşamak ve huzur içinde ölmek. Zeytinimiz, ormanımız, köyümüz için 7 yıldır direniyoruz, 70 yıl daha direniriz. İkizköy Akbelen’i terk etmeyiz. Umudumuzu, direncimizi, inancımızı, inadımızı çalmaya kimsenin hakkı yok. Bugün hâlâ buradayız. Üç yıldır bu vahşi madencilikle baş başayız. Dinamitler patlıyor, evlerimizde yarıklar, çatlaklar oluşuyor. Zeytinlerimiz gözlerimizin içine baka baka söküldü. Gözaltına alındık, salıverildik. Buradan başka gidecek yerimiz yok. Yıllardır kamu yararı tartışması yapılıyor burada. Kamu burada. Toprağın gerçek sahipleri biziz, bizim yararımıza değil bu. Bu enerji, güneşten de üretilir diyoruz yıllardır. Niye inatla bu vahşi madencilik? Toprağı, suyu, ormanı, zeytini, önüne gelen köyü, mezarı kaldırmak kimin haddine? Taşıdıkları zeytin ağaçlarının meyve verdiğini anlatan haberler yaptırıyorlar. Siz bu halkı aptal mı sandınız? Artık aklımızla alay etmeyin. Hiç kimseyi buna inandıramazsınız. O yüzden biz zeytinlere kendimizi siper edeceğiz. Bu köyü de, bundan sonra gidecek köyleri de asla madene teslim etmeyeceğiz.”
‘Acele Kamulaştırma Hukuku’nda tarihî gelişme:
Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi tüm dosyalarda yargılamayı durdurdu!
Bu arada, İkizköy/Akbelen’in gönüllü avukatları Arif Ali Cangı ve İpek Sarıca tarafından yapılan ortak açıklamada, Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 3 Temmuz 2026 tarihli kararında, “2026/5 D.İş ile 2026/680 D.İş arasında yer alan tüm parsellere ilişkin el koyma ve değer tespiti dosyalarında, Danıştay Altıncı Dairesinde görülmekte olan iptal davalarının sonucunu bekletici mesele yaparak yargılamaların durdurulmasına karar verdiğini, daha da önemlisi, mahkemenin yalnızca Danıştay’da bir dava açılmış olmasını değil; Danıştay Altıncı Dairesindeki iptal davalarının kesinleşmesini, beklenmesi gereken hukuki bir ön sorun olarak kabul ettiğini, böylece acele kamulaştırma dosyalarının akıbetinin, Danıştay’ın vereceği kesin kararın sonucuna bağlandığını bildirdiler.
10 Ocak 2026 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile Muğla’nın Milas ilçesinde bulunan 679 adet taşınmaz hakkında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca verilen acele kamulaştırma kararı üzerine taşınmaz malikleri tarafından acele kamulaştırma kararının iptali istemiyle Danıştay Altıncı Dairesi nezdinde 96 adet iptal davası açıldığına, Danıştay Altıncı Dairesi’nin de bu davalarda yürütmenin durdurulmasına karar verdiğinin anımsatılmasıyla başlayan açıklamada daha sonra şöyle denildi:
Türkiye’deki acele kamulaştırma uygulamalarının bütünü açısından son derece önemli bir karar!
“Buna karşın idare, acele kamulaştırma kararına dayanarak Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel tespiti ve el koyma davaları açmaya devam etmiş, aynı idari işleme ilişkin idari yargı ve adli yargı süreçleri eş zamanlı olarak yürümüştür. Bu süreçte, Danıştay’da açılan davaların acele kamulaştırma dosyalarına etkisinin ne olacağı, Türkiye’de acele kamulaştırma hukukunun en önemli tartışma konularından biri haline gelmiştir.
Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen karar, bu tartışmaya yalnızca somut dosyalar bakımından değil, Türkiye’deki acele kamulaştırma uygulamalarının bütünü açısından da son derece önemli bir yanıt vermiştir.
Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, 2026/5 D.İş ile 2026/680 D.İş arasında yer alan tüm parsellere ilişkin el koyma ve değer tespiti dosyalarında, Danıştay Altıncı Dairesinde görülmekte olan iptal davalarının sonucunu bekletici mesele yaparak yargılamaların durdurulmasına karar vermiştir. Daha da önemlisi, mahkeme yalnızca Danıştay’da bir dava açılmış olmasını değil; Danıştay Altıncı Dairesindeki iptal davalarının kesinleşmesini beklenmesi gereken hukuki bir ön sorun olarak kabul etmiştir. Böylece acele kamulaştırma dosyalarının akıbeti, Danıştay’ın vereceği kesin kararın sonucuna bağlanmıştır.
Bu kararın temelinde, Anayasa Mahkemesi’nin 25.12.2024 tarihli ve 2024/101 Esas, 2024/232 Karar sayılı iptal kararı bulunmaktadır.
Anayasa Mahkemesi, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 10. maddesinin 14. fıkrasında yer alan ve idari yargıda açılan iptal davalarının acele kamulaştırma dosyaları üzerindeki etkisini ortadan kaldıran düzenlemeyi Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir.
Bu iptal kararıyla birlikte artık idari işlemin hukuka uygunluğu yargı önünde tartışılırken, aynı işleme dayanılarak yürütülen acele kamulaştırma davalarının bu süreçten bağımsız şekilde devam ettirilmesi mümkün değildir. Başka bir ifadeyle, idari işlemin hukuka uygunluğu kesinleşmeden mülkiyet hakkına geri dönülmez müdahalelerde bulunulmasının önüne anayasal bir güvence getirilmiştir.
Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi de kararında Anayasa Mahkemesi’nin bu değerlendirmesini esas almış; Danıştay’da açılan iptal davalarının acele kamulaştırma dosyalarının hukuki dayanağını doğrudan etkileyeceğini kabul ederek bütün dosyaların bekletilmesine karar vermiştir.
Mahkeme kararının en önemli yönlerinden biri, Danıştay Altıncı Dairesinin acele kamulaştırma kararına ilişkin verdiği yürütmenin durdurulması kararını dikkate alarak, Danıştay’da görülmekte olan iptal davaları kesinleşinceye kadar acele kamulaştırma dosyalarında yargılamanın sürdürülmesini hukuken mümkün görmemesidir.
Böylece, Danıştay’ın vereceği kesin karar yalnızca idari işlemin değil, acele kamulaştırma davalarının da kaderini belirleyecek temel hukuki dayanak haline gelmiştir.
“Yalnızca Milas’ta görülen dosyalar bakımından verilmiş bir ara karar değildir”
Bu karar yalnızca Milas’ta görülen dosyalar bakımından verilmiş usule ilişkin bir ara karar değildir.
Bu karar, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının acele kamulaştırma davalarına nasıl uygulanacağını ortaya koyan ve Türkiye’deki benzer tüm uyuşmazlıklar bakımından yol gösterici nitelik taşıyan son derece önemli bir hukuki kazanımdır.
İlk kez bir mahkeme, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı ile Danıştay Altıncı Dairesinde devam eden iptal davalarını birlikte değerlendirerek, acele kamulaştırma dosyalarının Danıştay kararları kesinleşinceye kadar bekletilmesine karar vermiştir.
Karar, mülkiyet hakkının korunması, hukuk devleti ilkesi ve idarenin yargısal denetiminin etkinliği bakımından yalnızca bu dosyaları değil, Türkiye’de bundan sonra görülecek benzer acele kamulaştırma uyuşmazlıklarını da etkileyecek nitelikte önemli bir içtihat oluşturabilecek güçtedir.
Hukukun üstünlüğü, mülkiyet hakkı ve adil yargılanma güvencelerinin korunması adına son derece önemli gördüğümüz bu kararın, Türkiye’deki acele kamulaştırma uygulamalarında anayasal güvencelerin güçlenmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz.”




