Yılmaz Kaya AYLANÇ –
“Bir ülkede yalakalığın getirisi, dürüstlüğün getirisinden daha fazla ise o ülke batar.” (Montesquieu)
Tabii batacak, yok olacak değiliz, ama daha beteri olur mu derseniz, olur!
Bugün halkın nasıl bir ekonomik sıkıntı çektiğini herhangi bir pazara gider, taşınan pazar arabalarına, eldeki torbalara bakar sonra yüzlere bakarsanız anlarsınız.
Yine, nerede biraz daha ucuz bir şey varsa önündeki uzun kuyrukları görerek memleketin ne halde olduğunu özetleyiverirsiniz. Bu durum küçük bir azınlık hariç ülkenin hemen her yerinde ve her kesim için geçerli.
İşte bir yandan ekonomik kıskaç, diğer yandan adalet endişeleri ve bir diğer yandan liyakat konusunda yaşanan ve mülakatlar ile alt üst edilen hayallerden sonra ülkenin geleceği olan gençler de başka bir kıskaç altında inim inim inlemekte.
Bu atmosferde 2024 bütçesi ile çok zor bir 2024 yılı geçireceğimiz, 2025 yılının ise bundan iyi olmayacağını, ömürler yeterse 2026 yılında eh biraz nefes alınacağını bu bütçeleri yapan, ülkeyi 22 yıldır yönetenler söylüyor.
Bir yandan 10 bin lira ile sürünmekten beter yaşamaya çalışanlar, diğer yanda 1 milyon 418 bin lira her ay maaş alanlar aynı ülkede yaşıyoruz.
Bir yandan bir den fazla yerden maaş alanlar, diğer yandan asgari ücrete talim eden milyonlarca emekçi.
Bir yandan gecesini gündüzüne takıp çok başarılı eğitim süreçleri yaşayıp en iyi üniversitelerden mezun olup mülakatlarda kendinden çok daha az puan alanlara kaybeden gençler.
Dişini tırnağına takıp daha iyi bir iş için çalışanlar bir yanda, diğer yanda camilere atanan imamların yatay geçişle sahip oldukları devlet memurlukları.
Neresinden baksanız can sıkıcı, adil olmayan bir durum.
Memleketin her yerini sarmış olan yabancı maden şirketleri karlarını yurt dışına rahat rahat transfer ederken, sokakta gevrekçinin peşinde koşan zabıtalar bir yanda.
Bu durumu bütçeye bakınca da anlıyorsunuz.
Milyonlarca çalışanın maaşlarını almadan yapılan vergi kesintileri bir yanda, milyarlarca liralık vergi alacaklarından vazgeçilen kocaman kocaman şirketler.
Hatırlarsanız 2024 bütçesi konusunda daha önce bir değerlendirme yazısı yazmıştım.
Şimdi başka bir pencereden bakarak, ülkenin kaynaklarının nasıl yurt dışına çıktığını, bizler geçinmek için kılı kırk yararken inanılmaz kazançların, alın terlerimizin birileri tarafından nasıl götürüldüğüne işaret edeceğim, etmeye çalışacağım.
Ne demiştik 2024 yılı bütçesi ile ilgili olarak, bir hatırlayalım.
2024 bütçe gelirleri 8.4 trilyon lira.
2024 bütçe giderleri 11 trilyon lira.
2024 büt açığı 2.7 trilyon liraydı.
Bütçede en büyük pay Hazine ve Maliye Bakanlığına. 4 trilyon 564 milyar lira. Bunun 2 trilyon 958 milyar lirası cari transferlere giderken, 21 yıldır ülkeyi yöneten ve faize karşı olduğunu söyleyen iktidarın faiz ödemesi 1 trilyon 254 milyar lirayı bulmakta.
Peki bu vergiler kimlerden ve hangi kıstaslar ile toplanıyor derseniz.
Öncelikle vergi gelirlerinin bir önceki yıla göre artışın yüzde 95 olduğunu söyleyerek başlayayım. Yani geçen yıla göre bir kat daha fazla vergi vereceğiz.
Nasıl?
Dolaylı vergilerdeki artış oranı yüzde 69 olurken, dolaysız vergilerdeki artış sadece yüzde 30, Mülkiyet vergi artışı ise yüzde 1.
Dolaylı vergi artış oranı bir önceki yıla göre, dahilde alınan kdv’de yüzde 279, petrol ve doğal gaz ÖTV’si yüzde 131, ithalden alınan KDV’de yüzde 79 ön görülmektedir.
Bütçe böyle diyor.
Yani yaşamak için almak zorunda olanın vergisi 3 kata yakın artıyor demek.
Burada anlatmak istediğim şu.
Dolaylı vergiler bildiğiniz gibi, 10 bin lira emekli maaşı alan için de, 1.5 milyon maaş alan için de aynı oranda ödediği vergiler demek.
Yani adaletsiz bir vergilendirme olduğunu nereden anlıyoruz?
Eğer o ülkede dolaylı vergiler dolaysız dan daha çok ise vergi adalet yok demektir. Her türlü alış verişten zengini de, fakiri de aynı oranda vergi öder.
Oysa çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alıp vergide adil olunacaksa dolaysız verginin toplam vergide ki payı daha çok olmalıdır.
Kazanandan kazandığı oranda vergi alınmalı dersek daha net olmuş olabiliriz.
Peki hepimizin eşit ödediği dolaylı vergilerde dağılım nasıl bir de ona bakalım.
GVK 1 trilyon 6 milyar lira. KV 657 milyar lira. KDV 342 milyar lira. ÖTV 617 milyar lira. Diğer 143 milyar lira.
Birde alınmasından vazgeçilen vergiler var.
Şirketler kazanmış vergi vermesi gerek devlet bir biçimde çıkardığı teşvik ve diğer uygulamalar ile bu vergiyi almıyor.
2023 yılında bu tutar 994 milyar liraydı. 2024 yılında ise bu tutar 2.2 trilyon lira olacağı bütçede ön görülmektedir.
Bildiğiniz pek çok tanınmış yerli markalar artık bugün yurt dışı merkezli yabancılara ait. Hangi markete gitseniz, hangi ürünü alsanız eğer paketin üzerine bakarsanız ya yabancı ithal bir ürün, veya firma artık yurt dışı merkezli bir şirkete ait.
Peki bu ne demek?
O şirketlerin karları yurt dışına aktarıldığında ve kar payı dağıtımı yapamayacaksa vergi yok.
Diyelim ki kar dağıtımı var o zaman da GVK’na göre dar mükellef olarak sadece yüzde 10 vergi tevkifatı yapılmakta.
Düşünün binlerce yurt dışı menşeili şirket. 85 milyonluk bir Pazar ve kazanılan milyarlarca liralık karlar. Bize faydası ise yok denecek kadar az. Buna dağları, ovaları delik deşik eden kıymetli maden şirketleri de dahil.
Vah Türkiye’m vah!
Şimdi bir başka örnek vereyim ve yazımızı tamamlayalım.
Bir süredir Amerikan doları aynı yerde küçük farklılıklar ile bir aşağı bir yukarı inip çıkıyor. TV’lerin alt köşelerinde kur dönüp duruyor.
Peki gelin bir modelleme yapalım birlikte.
Hani yurt dışından döviz girişi oluyor deniyor ya!
1 milyar dolar getirelim ve 32 liradan TL’ye dönelim. Ne eder, 32 milyar lira.
Bununla yüzde 60 faizden TL yatırım yapalım.
Bir yıl sonunda 19 milyar 200 milyon lira faiz geliri aldık. Vergiyi bir an için imtina edelim. Zaten fazla değil.
Yılın sonunda paramız ne kadar oldu, 51 milyar 200 milyon lira değil mi!
Peki kur hala aynı ise yeniden dolara dönelim 32 liradan, kaç dolar alabiliyoruz 1 milyar 600 milyon dolar, değil mi!
Amerika’da faizler yüzde 5-8 aralığında, yani Amerika’da faize yatırsaydı 1 milyar dolarını ne kadar faiz geliri alacaktı, 80 milyon dolar.
Türkiye’de ne kadar aldı 600 milyon dolar.
Kimin kaynağını aldı gitti bu yabancı?
İşte bize reva görülen ekonomik yapı bu!
Ve bu gidişle değişeceği de yok arkadaşlar.
Ama biz neyi konuşuyoruz, “yumuşuyor muyuz”, “normalleşiyor muyuz”.
Soyuluyoruz beyler soyuluyoruz!!!
Benden bu kadar bu haftalık.
Unutmadan ihale kanunu 192. kez yeniden değişiyor, haberiniz olsun.
Neden dersiniz?30.05.2024



