A. Kemal KAŞKAR –
‘Akbelen Ormanı’ için direniş nöbetinin üçüncü ve ormanın yok edilmeye başlandığı tarih olan 24 Temmuz 2023’ün birinci yıldönümünde, 20 Temmuz 2024 Cumartesi günü İkizköy Karadam’da ‘Akbelen Direnişi’ ile dayanışma toplantısı yapıldı.
Muğla’nın ilçelerinden ve birçok ilden katılımla gerçekleşen buluşmaya CHP eski Muğla Milletvekili, Milaslı Sanatçı Tolga Çandar, mücadeleye omuz veren sözleri ve türküleriyle katıldı.
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras ile Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz’un da katılıp konuşmalar yaparak destek olduğu buluşmada, İkizköy Muhtarı Nejla Işık da bir konuşma yapıp katılımcılara teşekkür ederek hep birlikte büyüyen mücadele için kararlılıklarını dile getirdi.
Direnen köylüler adına yapılan açıklama ise İkizköy Çevre Komitesi Sözcüsü Esra Işık tarafından okundu.
Vazgeçmeyeceğiz!
Açıklamada, 17 Temmuz 2021 tarihinde ‘Akbelen Ormanı kesilmesin’ diye başlatılan direniş nöbetinin ikinci yıldönümü olan 24 Temmuz 2023 tarihinde Akbelen ormanının büyük bir kolluk gücüyle kuşatma altına alındığına ve karşı çıkışların yaklaşık bir hafta boyunca ağır baskı uygulanmak ve zor kullanılmak suretiyle etkisiz kılınıp ormanın kesildiğine dikkat çekilerek, “Akbelen Ormanı, Limak ve IC İÇTAŞ holdinglerin iştiraki olan YK ENERJİ şirketinin madencilik faaliyetlerinin devam etmesi için haksız ve hukuksuzca kesildi. Biz İkizköylülerin, komşu köylerimiz Karacahisarlıların, Çamköylülerin köylerimizde, topraklarımızda üretme ve yaşamaya devam etme isteğimiz yok sayıldı. Anayasada yurttaşlara verilen çevreyi ve ormanı koruma ödev ve sorumluluğu ihlal edildi. Zeytincilik kanunu ayaklar altına alındı. Adalet yok edildi!
Türlü baskı, zor ve şiddetle, yıllardır yaşadığımız topraklarımızdan gitmemiz isteniyor. Geçmişimiz, bugünümüz ve geleceğimiz olan köyümüzü terk etmemiz için türlü oyunlar oynanıyor. Kanunların yıllardır göz göre göre çiğnendiği bu yerde, köylerimizi yutmak isteyen iki koca holdinge karşı gelemeyeceğimiz ima ediliyor. Vazgeçeceğimiz, pes edeceğimiz sanılıyor.
Vazgeçmeyeceğiz!
Adaletin parayla zenginlere satıldığı, topraklarımızın şirketlerce gasp edildiği ülkemizde, bir avuç köylü olarak yola çıkıp tüm Türkiye’nin desteğini alan mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz!
Yakın zamanda MAPEG tarafından YK ENERJİ şirketinin talebiyle buradaki madencilik faaliyetinde “kamu yararı vardır” kararına rağmen vazgeçmeyeceğiz!
Bu ülkenin üreten, emek veren, doğasını ve toprağını koruyan, halkını besleyen köylüleri olarak, üretmekten de, bu toprakları savunmaktan da vazgeçmeyeceğiz!” denildi.
Bu düzen böyle gitmez!
Açıklamalarında, buluşmayı, kamunun kim ve kamu yararının ne olduğunu göstermek için gerçekleştirdiklerini belirten köylü vatandaşlar, daha sonra görüşlerini şöyle dile getirdiler:
“Kamunun adı şirketlerin adı olmuş, kamu yararı şirketlerin kârı olmuş, bu koca ülkeyi doyuran köylüler sürgün olmuş, geçinemez olmuş, aç kalmış. Kuşaklarca işlediğimiz topraklarımız, nefes aldığımız ormanlarımız, kadim zeytin ağaçlarımız hiç olmuş, açgözlü şirketlere peşkeş çekilir olmuş. Halkı koruması gereken askeri, jandarması, toması, biber gazı, şirketleri korur; köylüyü darp eder olmuş.
Ama bu düzen böyle gitmez! Kafasını mağdurdan yana değil zenginden yana çevirenler, gözlerini gasp edilen hayatlarımıza yumanlar, kulaklarını adalet çığlığımıza tıkayanlar, bizi aç bırakanlar ve ihmallerden öldürenler, kamu yararının içini boşaltıp adını değiştirenler bugün öğrenecekler: Tüm engellere rağmen birleşiyoruz!
Bugün burada, İkizköylüler, Çamköylüler, Karacahisarlılar olarak yaptığımız buluşmaya mücadelemize gönül veren herkesin yanında, bizim gibi çeşitli yerlerde mücadele eden köylüler de katıldı. Denizli Avdan’da kömür madenine, Manisa Kalemoğlu’nda nikel madenine, Aydın Alamut’ta jeotermal santrale, Muğla Deştin’de çimento fabrikasına, Balıkesir Gökçeyazı’da altın madenine, İzmir Bergama’da sera patronuna karşı mücadele eden; kaderleri ortak, gelecekleri ortak köylüler olarak buluştuk.
Bizler kendi hayatlarımızdan yola çıkarak biliyoruz ki bu ülkede toprağını, emeğini, yaşamını korumak için direnmek dışında bir yol kalmadı. Şirketlerin her yerde toprağımıza, ormanımıza, ürünümüze, emeğimize göz diktiğini biliyoruz. Yaşamak için, üretmek için, topraklarımız için, geleceğimiz için sonuna kadar direneceğiz!
Hepimiz İkizköyüz, hepimiz Akbeleniz, Karacahisarız, Çamköyüz, Kalemoğluyuz, Avdanız, Almutuz, Deştiniz, Gökçeyazıyız, Bergamayız…”
Biz kazanacağız, köylerimiz kazanacak, mücadelelerimiz kazanacak!
Ve açıklama, şirketlerin kârı uğruna toprakları tarumar edilen, hayatları gasp edilen köylüler olarak asla yalnız olmadıkları ve mücadeleye devam edecekleri yönünde kararlılıklar dile getirilerek, “Eninde sonunda onlar kaybedecek; biz kazanacağız, köylerimiz kazanacak, mücadelelerimiz kazanacak! Biz bitti demeden bu dava bitmeyecek!” sözleriyle sona erdi.





