Prof. Dr. Kürşat Şahin YILDIRIMER –
Çocuk istismarı vakalarında uzmanların sıklıkla karşılaştığı çarpıcı bir olgu, ebeveynlerin kendi çocukluklarında yaşadıkları travmaları hatırlamadan, benzer ihmal ve istismar döngülerini kendi çocuklarına da uygulamalarıdır. Bu fenomen, sadece bireysel bir unutkanlık değil, aynı zamanda psikolojinin derinliklerinde saklı olan bir savunma mekanizmasıdır.
Birçok ebeveyn, çocukluk dönemlerinde maruz kaldıkları travmaların izlerini silmiş ya da bastırmıştır. Ancak bilinçaltında gömülü kalan bu deneyimler, farkında olmadan çocuklarına aktardıkları bir model haline gelir. Cinsel saldırganlık ve ihmal vakalarında, faillerin kendi geçmişlerinden bihaber olmaları veya yaşadıklarını duygusal bir bağlamda anlamlandıramamaları oldukça yaygındır. Bir anlamda, bilinçaltı travmalarını yeniden sahneye koymakta, farkında olmadan kendi çocukluklarını tekrar etmektedirler.
Bu olgu, psikoloji literatüründe “tekrar zorlantısı” (repetition compulsion) olarak bilinir. Freud’un da üzerinde durduğu bu kavram, bireyin bilinçdışı olarak geçmişte yaşadığı travmatik deneyimleri, anlamlandıramadığı ve çözemediği için yeniden yaratma eğiliminde olduğunu öne sürer. Özellikle çocukluk çağı istismarı gibi derin yaralar, kişiliğin temel taşları oluşurken işlendiği için bireyin gelecek yaşamına gölge düşürür.
Ancak bu döngü kırılabilir mi?
Psikoterapi, bireylerin bilinçaltına gömdükleri bu travmaları fark etmelerini ve geçmişleriyle yüzleşmelerini sağlayan en önemli araçlardan biridir.
Terapinin sunduğu güvenli alan, bireylerin geçmişlerini anlamlandırmasına ve kendi çocuklarına aktardıkları döngüleri değiştirmelerine yardımcı olabilir. Özellikle travmaya yönelik bilişsel davranışçı terapi ve EMDR gibi yöntemler, geçmişin etkilerini bugünün davranışlarından ayrıştırmada önemli rol oynar.
Bu nedenle, çocuk istismarını önlemenin yollarından biri de bireylerin kendi çocukluklarını anlamaları ve gerektiğinde profesyonel destek almalarıdır.
Toplum olarak da bu tür vakaları sadece cezai bir mesele olarak ele almak yerine, kök sebepleri anlamaya ve travma döngülerini kırmaya yönelik çalışmalara ağırlık vermek büyük bir önem taşımaktadır.
Unutulmamalıdır ki, sağlıklı nesiller yetiştirmek, geçmişin yaralarını iyileştirmekle mümkündür.
Sevgiyle kalın.




1 Yorum
Bazen de ebeveynler trawmatik deneyimlerini çocuklara aktarmamak için yani çocuklar trawmatize olmasın diye fazla duyarlılık gösteriyor ve korumacı davranabiliyorlar.