A. Kemal KAŞKAR –
Milli futbol takımımızın Dünya Kupası’na katılma hakkı kazanması, ilçemizin çeyrek yüzyıllık önemli bir sorununun yeniden gündeme gelmesine yol açtı. Milas Yurttaş İnisiyatifi, Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun, Dünya Kupası’na katılma başarısı göstermeleri halinde milli futbolcularımıza taahhütte bulunduğu villaların, ilçemiz Tuzla sulak alanında Net Holding/Ağaoğlu’ndan devraldığı ‘Turizm Kenti’ projesi kapsamında inşa edilmek istenen villalar olması nedeniyle, Milas Belediyesi’ne “Bu projeyle ilgili tutumunuz nedir?” diye sordu.
Konu, ilçemizin yakın siyasi tarihinde bir başkana ‘siyasi bedel ödettiği iddiası’ ile anımsanıyor. Önceki Belediye Başkanı, o dönem Ağaoğlu’nun adıyla anılan projeye ‘yeşil ışık’ yakmış, Mart 2024 seçimlerinde Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday gösterilmemesinin nedenleri arasında bu tercihinin de olduğu değerlendirmesi yaygın kabul görmüştü.
Açıklamada ayrıca, Belediye yönetiminin 25 Ağustos 2025 tarihinde mahkemeye verilen feragat dilekçesiyle Sarıçay’daki kum ocakları ile ilgili davadan çekilme tercihi de anımsatılıp Milas Belediyesi’nin çevre sorunlarına ilişkin tutumundan duyulan kaygı dile getirilerek, “Milas Belediyesi, çevre davalarında dava açmayı bir hukuki mücadele aracı olarak mı, yoksa kamuoyu baskısını yönetmek için geçici bir pozisyon olarak mı kullanmaktadır?” diye soruldu.
İşte Milas Yurttaş İnisiyatifi; Belediye’nin ‘kum ocakları’ ile ilgili kamuoyuna herhangi bir ‘gerekçe’ açıklaması da yapmaksızın tutum değiştirmesinin endişeleri arttırdığına dikkat çekerek yönelttiği sorular çerçevesinde, Milas Belediyesi’nin hassasiyet gösterip kamuoyunu aydınlatıcı bir açıklama yapmasını istedi.
“Milas Belediyesi’nin farklı çevre davalarındaki tutumu, kaygı verici”
Milas Yurttaş İnisiyatifi’nin konuyla ilgili açıklaması şöyle …
Milas’ın Boğaziçi Mahallesi’nde, Bargilya Tuzla Sulak Alanı’na bitişik konumdaki alanda yaklaşık çeyrek asırdır gündemde olan Ağaoğlu/Net Holding Turizm Kenti Projesi, son dönemde yeniden kamuoyunun gündemine taşınmıştır. TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun, projeyi devraldığını ve bölgeye 4.000 villa inşa edeceğini açıklamasının ardından, Milas Belediyesi’nin bu projeye ilişkin tutumu bir kez daha sorgulanır hale gelmiştir.
Bu sorunun yanıtını ararken dikkatimizi çeken yalnızca Boğaziçi meselesi değildir. Milas Belediyesi’nin farklı çevre davalarındaki tutumu, kaygı verici bir örüntüye işaret etmektedir.
Dibekdere Emsal: Kazanılan davadan feragat
Milas’ın Dibekdere Mahallesi’nde kurulmak istenen kum-çakıl maden projesi bu örüntünün en somut göstergesidir. Seksen üç sayfalık kapsamlı bilirkişi raporu, söz konusu alanın “mutlak tarım arazisi” ve “özel ürün arazisi” niteliği taşıdığını, Sarıçay’a yalnızca 40 metre mesafede bulunduğunu, köylülerin tek su kaynağı olan kuyuları kurutma riskini barındırdığını ve 3573 sayılı Zeytincilik Kanunu’na aykırılık teşkil ettiğini ortaya koydu. Bilirkişi heyeti oybirliğiyle “kamu yararı bulunmadığı” sonucuna vardı. Muğla 1. İdare Mahkemesi bu rapor doğrultusunda projeyi iptal etti, Danıştay da bu kararı onayladı.
Ne var ki proje sahibi şirket, “revize proje” adı altında yeniden başvuruda bulundu ve 7 Mart 2025’te “ÇED Gerekli Değildir” kararı aldı. Milas Belediyesi bu karara karşı Muğla 2. İdare Mahkemesi’nde (Esas No: 2025/444) yeniden iptal davası açtı. Ancak resmi belgelere yansıyan bilgilere göre belediye, 27 Ağustos 2025 tarihinde mahkemeye feragat dilekçesi sunarak davadan çekildi. Mahkeme davanın sonlandırılmasına karar verdi; bilirkişilerle belgelenmiş tarım arazisi, belediyenin bu adımıyla önündeki en büyük hukuki engeli yitirdi.
Boğaziçi projesine ilişkin sorularımız
Bu tablo, Boğaziçi projesindeki belediye tutumunu da farklı bir perspektiften değerlendirmemizi zorunlu kılmaktadır. Milas Belediyesi’ne aşağıdaki soruları kamuoyu adına yöneltiyoruz:
1. Ruhsat süreci hakkında:
Fevzi Topuz yönetiminde 99 yapı ruhsatının 96’sı aykırılık gerekçesiyle iptal edilmiştir. Geriye kalan 3 ruhsatın akıbeti nedir? İptal edilemeyen ruhsatlar hangi gerekçeyle geçerliliğini korumaktadır? Projenin herhangi bir parseli veya etabı için yeni ruhsat başvurusu yapılmış ya da yapılması gündemde midir?
2. Projeye destek iddiası hakkında:
Kamuoyuna yansıyan haberlerde, Milas Belediyesi’nin projenin hayata geçirilmesini desteklediğine dair iddialar yer almaktadır. Belediye, proje sahibi yatırımcılarla herhangi bir yazışma, toplantı veya protokol gerçekleştirmiş midir? Güncel resmi pozisyonu nedir?
3. Anayasa Mahkemesi sürecindeki tutum hakkında:
Milas Belediyesi, aynı bölgedeki Vita Park Golf Tesisi projesine karşı TMMOB Mimarlar Odası ile birlikte Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştur. Ağaoğlu/Hacıosmanoğlu projesi söz konusu olduğunda belediyenin hukuki tutumu nedir? Aktif müdahil konumunu sürdürmekte midir?
4. Feragat pratiği hakkında:
Dibekdere davasında yaşanan feragatin ardından şu soru kaçınılmaz hale gelmektedir: Milas Belediyesi, çevre davalarında dava açmayı bir hukuki mücadele aracı olarak mı, yoksa kamuoyu baskısını yönetmek için geçici bir pozisyon olarak mı kullanmaktadır? Boğaziçi ile ilgili açık olan davalarda belediyenin aktif takip taahhüdü var mıdır?
Bargilya Tuzla Sulak Alanı uluslararası öneme haiz, yargı kararlarıyla defalarca koruma altına alınmış bir alandır. Dibekdere ise bilirkişilerin oybirliğiyle “kamu yararı yoktur” dediği bir tarım ve su havzasıdır. Her iki alanda da belediyenin tutumu, söylemin ötesine geçen somut bir hesap verme yükümlülüğü doğurmaktadır.
Milas Belediyesi’ni yukarıdaki sorulara kamuoyu önünde, açık ve yazılı biçimde yanıt vermeye davet ediyoruz.
“Milas’ı ranta teslim etmeyeceğiz”
Aynı konuda, TKP Milas İlçe Örgütü tarafından yapılan “Milas’ı ranta teslim etmeyeceğiz” başlıklı açıklamada ise, TFF Başkanı Hacıosmanoğlu tarafından, Dünya Kupası finallerine katılmaya hak kazanan milli futbol takımı oyuncularına villa hediye edileceğinin ifade edilmesinin, sermaye-iktidar ilişkilerinin geldiği noktayı bir kez daha gözler önüne serdiğine dikkat çekilerek şöyle denildi:
Halk yoksullukla mücadele ederken, emekçiler her geçen gün daha fazla geçim sıkıntısı yaşarken, milyonlarca liralık “hediyelerin” bu denli pervasızca dillendirilmesi kabul edilemez. Bu villalar hangi kaynakla verilecektir? Bu kaynağın hukuki ve mali karşılığı nedir? Kamunun kaynakları kimler adına ve neye dayanılarak dağıtılmaktadır?
Söz konusu villaların, Muğla Milas’ta bulunan Bargylia Antik Kenti ve Tuzla Sulak Alanı’na bitişik, kamuoyunda “Ağaoğlu Projesi” olarak bilinen rant projesi kapsamında gündeme gelmesi ise tesadüf değildir. Doğal ve tarihsel varlıkların sermayeye açılması pahasına yürütülen bu tip projeler, halkın değil belli çıkar çevrelerinin ihtiyaçlarına hizmet etmektedir.
Muğla Büyükşehir Belediyesi, Bodrum Belediyesi bu projeye karşı çıkmış; çeşitli ruhsatlar iptal edilmiştir. Ancak sürecin hâlâ belirsizlikler barındırması, kamu yararının gözetilmediğini göstermektedir.
Tüm bu tablo içinde en kritik sorumluluk yerel yönetimdedir. Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz’un bu projeye ilişkin tutumu kamuoyu tarafından bilinmemektedir. Bağımsız gazetecilerin aktardığı bilgiler, Belediye yönetiminin projeye sıcak baktığı yönündedir. Ancak bugüne kadar bu iddialara dair ne doğrulayıcı ne de yalanlayıcı bir açıklama yapılmıştır.
Akbelen Ormanı sürecinde sergilenen kayıtsızlık hâlâ hafızalardayken, aynı anlayışın bu projede de sürdürülmesi kabul edilemez. Yerel yönetimler sermayenin değil halkın çıkarlarını savunmakla yükümlüdür.
Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz’u, bu rant projesine karşı açık ve net bir tutum almaya, kamuoyunu derhal bilgilendirmeye çağırıyoruz.
Doğayı, tarihi ve kamusal varlıkları sermayeye peşkeş çeken bu düzene karşı mücadelemizi sürdüreceğiz.




