BAKTIKÇA – soru/yorum – A. Kemal KAŞKAR-
Bayram Saylak, benim için, bizim için: ‘Adı üstünde’ diye tanıyıp tanımladığımız arkadaşlarımızdandı …
Yitirdiğim pek çok yakınımda olduğu gibi Bayram’ın aramızdan ayrılması da, Melih Cevdet Anday’ın “Teknenin Ölümü” şiirinin sıkça tekrarladığım “Ölünce ne yapsak sabah oluruz …” dizesini getirdi aklıma …
Geçenlerde, kırklı yaşlarındaki birinden “Kitap okumuyorum, bu yaşıma kadar okusam okusam on kitap okumamışımdır” sözlerini duyunca, şaşkınlıkla “Şiir de mi?” diye soruşumu ve aldığım “Evet” karşılığı üzerine Melih Cevdet’ten bahisle o dizeyi yineleyişimi ve “Teknenin Ölümü” şiirini bir ‘ev ödevi verir’ gibi önerişimi anımsıyorum … O dizenin bir tür mucize gibi işe yarayacağı inancıyla …
…
Yaşam, ne olursak olalım hep ‘sabah olmak’ istediğimiz bir yer değil midir? Hele bayram sabahlarının tadı da bir başka değil midir?
Dilimizin en güzel dileklerinden olan “Anısıyla yaşasın” deyişimiz de tam bu değil midir: Bayram Sabahları …
Sevgiyle anımsadığımız anlar, sevgiyle anarak yaşattığımız güzel insanlar, kısacası güzel anılara ‘bayram yerleri’ desek yeridir.
Bayram Saylak, bayram sabahları gibi, bayram yerleri gibi … Coşkulu, umutlu, bitmek tükenmek bilmez … Bitmesin istediğimiz …
Muğla Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları bölümündeki karşılaşmamızda ‘sarı nokta’ tedavisi ile başlayan sohbetimizi hiç zaman yitirmeksizin, noktalama işaretlerinin olanaklarına taşıyıp konuyu ‘sarı virgül’le değiştirmiştik … Doğal zekâyla, ustaca, akıllıca …
Hızla yaşamanın her zaman olanaklı olmadığının farkında, gerektiğinde ‘üç nokta’lı soluklanmalara ihtiyaç duyuyoruz elbette.
İkimiz de öyleydik o anda orada.
…
Hep ‘ünlem işaretli’ olacak değil ya yaşam! Arada bir meraklı: ?, arada bir teferruatlı: ( … ), bol bol sohbetli: – …, ve sükûnetli: …
Onun için, ‘Bayram Saylak için’ başlığının peşine üç noktayı taktım. Sükûnetin yanına kesintisizlik hissi verebilmeyi de dahil edebilmek için yazışıma …
Ve “Teknenin Ölümü”nün bir bölümünü paylaşarak veda ediyorum:
…
Bir tekne her zaman düşüncelidir.
…
Kükürt rengindeki ağzı gecenin
Üfürdü huysuz karanlıkta
Sintineme düşçül bir ateşböceği
Kömürdüm, tahtaydım, kurumuş anız,
O böcek oldu yangını teknemin,
anladım kuşun, yıldızın gizini,
Başladım usuldan yanmaya.
Söndüremezdi kimse bu ateşi,
Kıyıdan kesilmiş sularda,
Kara hem yakındı şimdi, hem çok uzak
Bir yanyanaydım onunla, bir yalnız.
Devirdim bütün yüklediklerimi
Ve demiri uykuda bırakarak
Bindirdim eskil kayalara.
Parçalanıyordum kimse bilmeden,
Ateştim cevizin içinde,
Ve bir gece içinde bilmeden öldüm.
…
Deniz durdu, mumyası yıldızların
Erir gün görmüş kayalıkta,
Ve yürüdü sabah, denizin ineği.
Ölünce ne yapsak sabah oluruz …
Ah kara yakındı ve darmadağın
Kuşları durmuş zaman kadar eski,
Taşları hüzün olan kara.
…




