A. Kemal KAŞKAR –
1986 yılından bu yana verilen Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü bu yıl, 30 Eylül 2025 tarihinde yayınlanmış “Günün Yeri Boş Kalır” kitabıyla Milaslı Şair Muzaffer Kale’ye verildi.
Geçtiğimiz Mart ayında; Ali Cengizkan, Bahar Gökler, Ferruh Tunç, İlyas Tunç ve Ahmet Özer’in yer aldığı Şeçici Kurul, ödülün Kale’ye verilmesinin gerekçesini, “Günün Yeri Boş Kalır, uzak, tenha bir yaşantının şiire; duru, dingin, yalın ve bilge bir şiirin de yaşantıya yük olmadan buluştuğu bir yapıt. Şiirin gündelik yaşamda tutması gereken olağan ve öz güvenli yerine ancak dikkatlilerin fark edeceği bir olağanüstülükle ayna tutuyor” sözleriyle açıklamıştı.
Ödül töreni 19 Ekim’de yapıldı
Cumhuriyet Ankara bürosunun haberine göre, 19 Ekim Pazartesi günü, Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi Sabahattin Ali Konferans Salonu’nda Çankaya Belediyesi, Ceyhun Atuf Kansu’nun Ailesi ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Ankara Şubesi’nce düzenlenen törene; Sosyal Demokrasi Derneği Başkanı Sami Doğan, Cumhuriyet Gazetesi Yazarları Işık Kansu ve Mustafa Balbay, ÇYDD Ankara Şube Başkanı Sinan Kavak, Turhal Belediye Başkanı Mehmet Erdem Ural, Kansu Ailesi adına Prof. Dr. Bahar Gökler ve Prof. Dr. Aydan Kansu Tanca’nın da aralarında bulunduğu konuklar katıldı.
Kansu’nun hekimliği ve ozan kimliğinin birlikte ele alındığı, çocukların sağlıklı büyümesinin kamusal bir sorumluluk olduğuna dikkat çekilen ödül töreninde “Ceyhun Atuf Kansu’dan Günümüze Çocuk Hekimliği” başlıklı bir sunum yapan Prof. Dr. Aydan Kansu Tanca, Turhal Şeker Fabrikası’nda 11 yıl çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı olarak çalışan Kansu’nun, çocuk ölümlerini toplumsal koşullardan bağımsız değerlendirmediğini, kadınların eğitilmesi ve sağlık hizmetlerinin devlet eliyle köylere ulaştırılmasını savunduğunu dile getirdi.
Ödülünü Turhal Belediye Başkanı Mehmet Erdem Ural’ın elinden alan Muzaffer Kale ise konuşmasında, törende şiir, tarih, hekimlik ve ülkenin toplumsal gerçekliğinin birlikte ele alındığına dikkat çekti.
Kansu’nun “Kızamuk Ağıdı”* şiiri üzerinden çocuk sağlığı, ülkenin koşulları ve şiir arasındaki ilişkilendirmeye değinen Kale, Kansu’nun sorunlara, dünyaya açık ve tutarlı bir bakışla yaklaştığını vurguladı.
Muzaffer Kale
1957 doğumlu, Emekli Edebiyat Öğretmeni Muzaffer Kale’nin yayınlanan kitapları arasında: Bir Günlük Güneş, Gözlerim Akşama Ölür, Acıtmıyor Boynumu Dünya, Işıktan Kalan Kırılma, Hiçbir Şeyi Unutmadım, Sakın Zar Atma, Lirik Aksan, Menekşenin Sayılı Günleri, Kayıp Saklambaç, Işıklı Balkon ve Ağaçların Yeşilinden Geçtim (2009 M. Sunullah Arısoy Şiir Ödülü) bulunuyor.
Kale’nin Güneş Sepeti adlı öykü kitabı da 2015 yılı Sait Faik Abasıyanık Öykü Armağanı’nı kazanmıştı.
Kutluyoruz
Hemşerimiz Muzaffer Kale’yi sevgiyle selamlıyor, kutluyoruz.
* KIZAMUK AĞIDI
Ben, gamlı, donuk kış güneşi,
Çıplak dallarda, sessiz dinleniyordum.
Köyleri, yolları, dağı taşı
Isıtıyor, avutuyordum.
Bir köy gördüm tâ uzaktan,
Dağlar ardında kalmış, bilmezsiniz,
Kar örtmüş, göremezsiniz karanlıktan,
Yalnızlıkta üşür üşür de çaresiz,
Ben gördüm bu köyü, damlarının altında,
Çocukları kızamuk döküyor,
Gözleri, göğüsleri, yüzleri, ah bırakılmış tarla,
Gelincikler arasından öyle masum bakıyor.
Habersiz hepsi, kızamuktan ve ölümden,
Kirli yüzlerinde açan ölümden habersiz,
Ve, düşmüş bir gül oluyorlar birden,
Bebekler ölüyor, ölümden habersiz.
Ali’lerin kızı Emine’yi gördüm,
Öldü… Yusufların Kadir öldü, emmisinin Durdu öldü,
İkindiye doğru, evlerine vardım,
Gördüm, Döne öldü, Ali öldü, Dudu öldü.
Bir bir saydım, yirmi üç çocuk,
Ah, güllü Gülizar öldü,
Gördü kış güneşi, gamlı ve donuk,
Daldı oğlanlar, çiçekti kızlar, öldü.
Gamlı türkümle tepeden aşağı bıraktım,
Bıraktım kendimi düşesiye, ölesiye,
Bu acıdan sonra nasıl doğacaktım,
Nasıl dönecektim aynı köye?
İniyor ve karaltında örtüyordum,
Bu çocukları, bu habersiz çocukları,
Görmediniz, anlatamam, ürperiyorum.
Bir şey demek için açılmıştı dudakları.
Ah, ben bir gün tepelerden, tepelerden
Varıp önünüze, önünüze dikilip duracağım,
Aydınlardan, hekimlerden, öğretmenlerden,
Bir gün soracağım, bu çocukları soracağım.
O çaresiz, o yalnız, o karanlık günde,
Siz neredeydiniz diyeceğim, neredeydiniz?
Ben perişan, utanmış…bu köyün üstünde,
Kahrolurken, siz beyciğim neredeydiniz?
Ben, bir günde yirmi üç küçük ölünün,
Gömüldüğünü gördüm bu köyde kızamuktan,
Ya siz ne gördünüz, söyleyin, söyleyin,
Bir şey söyleyin, bir şey söyleyin uzaktan.
Ah, ben gamlı kış güneşi, aydınlığın
Bütün suçlarını kalbimde taşırım,
Görerek ah, görerek, bilerek bir yığın
Karanlık gündüzün üstünde yaşarım.
Her mevsim dolanıp geldiğinde bu köye
Gücük ayda, kar örtülü bu ovada,
Utancımdan, hıncımdan yaş dökerek böyle,
Gamlı ve perişan asılı duracağım havada.
İkindiye doğru bırakıp kendimi
Bu küçük mezarların üstüne.
Bilmeyeceksiniz, perişan, çaresiz halimi,
Gül diyeceğim, gül dereceğim gül üstüne.
Yol kıyısında yirmi üç çocuğun mezarı,
Ah diyeceğim, ah dökeceğim yol üstüne




