Yılmaz K. AYLANÇ –
Cumhuriyete giden yolda yürüyüş başlamıştı.
İstanbul’dan ayrılırken “geldikleri gibi giderler” diyerek boğaza ve İstanbul’a son bir kez bakmıştı Paşam. Tarih 16 Mayıs 1919’du.
Bandırma vapuru ile hırçın Karadeniz’e direnen bu tarihi yolcular, 19 Mayıs 1919 günü Samsun’a, dolayısıyla Anadolu’ya ayak bastılar.
Bir süre burada ve yolda zaman harcayan ekip Anadolu’nun yakın illerinden gelenler ile Mustafa Kemal ve ekibiyle buluştu. Buradaki görüşmelerin sonuçlarını iki cümleyle ifade edebiliriz: “Vatanın tamamı, milletin istiklali tehlikededir”. “Milletin istiklalini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır”.
Bu iki cümle toplantı sonunda yayınlanan ‘Amasya Genelgesi’nin özetidir diyebiliriz.
Bir ay gibi bir süre sonra 62 delege ile Temmuz 1919’da Erzurum’da toplandı heyet. Kongrenin sonuç bildirisinde ise ilk kez ‘manda ve himaye’ kesin olarak reddedildi. Ayrıca ‘Mondros Antlaşması’nda belirlenen sınırlar milli sınırlar olarak kabul edildi ve hükümet gibi çalışacak bir heyet oluşturuldu. Kongreye Mustafa Kemal başkanlık etti.
Milli Kurtuluş mücadelesi milletin tamamını temsil edecek bir katılım ile artık toplanmaya hazırdı. Bunun için heyetler Sivas’a gelmeye başladılar. 4 Eylül günü başkanlığını Mustafa Kemal’in yaptığı tarihi Sivas Kongresi başladı. Cemiyetler, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri çatıları altında birleştirildi. Ali Fuat Paşa bu yapının komutanlığına atandı.
23 Nisan 1920 TBMM açıldı. Mecliste İstanbul’daki meclisten de vekiller olmak üzere tüm vekiller Mustafa Kemal’in daveti üzerine Ankara’da toplandılar. Böylece Cumhuriyete giden yola çıkılmış ve sıra ilk olarak yurdun düşman işgalinden kurtarılmasına gelmişti. İlk kez bir devlet kurulmadan Meclis kurulmuş ve ülkeyi yönetmeye başlamıştı.
Uzun ve zorlu savaş yıllarından sonra Mustafa Kemal Paşa komutasındaki ordumuz Büyük Taarruz ile 26 Ağustos günü başladığı meydan muharebesini 30 Ağustos günü zafer ile taçlandıracak, ordular hiç durmadan 9 Eylül 1922 günü İzmir’de düşmanı denize dökecektir.
3,5 yıl gibi bir sürede emperyalistlerin ve taşeronlarının tamamı ülkeden atılmış, bağımsız Türkiye Cumhuriyeti 29 Ekim 1923 tarihinde TBMM’de 158 üyenin tamamının oylarıyla büyük bir coşkuyla ilan edilmişti. Aynı oylamada ilk Cumhurbaşkanı olarak Gazi Mustafa Kemal Paşa seçildi. 101 pare top atışıyla millete ve dünyaya ilan edildi.
Gazi kürsüye geçerek ilk konuşmasını yaptı: “Son yıllarda milletimizin fiili olarak gösterdiği kabiliyet, istidat ve kavrayış kendi hakkında kötü düşüncelerin ne kadar gafil ve ne kadar gerçeği görmekten uzak, görünüşe aldanan insanlar olduğunu pek güzel ispat etti. Milletimiz kendisinde var olan vasıfları ve değeri, hükümetin yeni adıyla medeniyet dünyasına çok daha kolaylıkla gösterebilecektir. Türkiye Cumhuriyeti, dünya devletleri arasında tuttuğu yere layık olduğunu eserleri ile ispat edecektir.
Arkadaşlar, bu yüksek rejimi yaratan Türk milletinin son dört yıl içinde kazandığı zafer, bundan sonra da birkaç misli olmak üzere kendini gösterecektir. Bendeniz, kazandığım bu güven ve itimada layık olmak için pek önemli gördüğüm bir noktadaki ihtiyacı arz etmek mecburiyetindeyim. O ihtiyaç, yüce heyetinizin şahsıma karşı gösterdiği sevgi, güven ve desteğin devamıdır. Ancak bu sayede ve Tanrı’nın yardımıyla bana verdiğiniz ve vereceğiniz görevleri en iyi şekilde yapabileceğimi ümit ediyorum.
Daima sayın arkadaşlarımın ellerine çok samimi ve sıkı bir şekilde yapışarak, kendimi onların şahıslarından bir an bile uzak görmeyerek çalışacağım. Daima milletin sevgi ve güvenine dayanarak hep birlikte ileri gideceğiz. Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır.”
Paşamın Reis-i Cumhur, yani Cumhurbaşkanı olarak ilk nutku budur.
“Benim en büyük eserim” dediği Türkiye Cumhuriyeti 103. Yılını kutluyor.
Yaşasın Cumhuriyet!
Onlar kurdular, bizler yaşatacağız… (26.10.2026)



