Yılmaz Kaya AYLANÇ –
Yine yaz, yine yangınlar, yine yangın uçakları tartışmaları, yine söndürme faciaları, yine yanan canlar, yine kötü yönetim örnekleri. Ne kadar çok yine kullandım fark etmişsinizdir. Çünkü aynı şeyler yıllardır oluyor ve hiçbir şey değişmiyor. Çünkü iktidar, yönetenler değişmiyor.
Oysa ben yazımın başlığında yangınlar demiş ve sanırım çoğu okuyucum güncel olan orman yangınlarını anlamış olabilirler, doğal olarak. Oysa orman yangınları da dahil olmak üzere, doğru olmayan her şeyin artık yangın seviyesinde olmasını kast etmekteyim.
Sizce de öyle değil mi?
Bir bakın etrafınıza, kendi yaşantınıza. Dün nasıldı, bugün yani 24 yıldır nasıl. Hiç fark ettiniz mi? Her yıl daha kötü bir hayata mahkum olduğunuzu, her şeyin siz ve aileniz için daha içinden çıkılmaz bir hal aldığını yaşamaktasınız. Sanırım başka isimler ile içine düştüğünüz zor durumu, ailenize veya çevre arkadaşlarınıza çeşitli isimler altında ve çeşitli olaylara bağlayarak olabilirliğine kendinizi ve çevrenizi ikna etmeye çalışıyorsunuz. Bu konuda ne kadar zorlandığınızı tahmin ediyorum.
Oysa bu sizin kabahatiniz değil. Bu durum normal ve hayatın olağan akışına uygun değil. Siz hata yapmadınız. Siz, sizden önce de yapanların yaptığını yapmaktaydınız. Oysa değişen başka bir şey vardı ve siz yavaş yavaş gelen bu sorunu görmekte geciktiniz veya göremediniz. Ama üzülmeyin bu da sizin kabahatiniz değil.
Toplum önderleri dediğimiz örgütlü, bilgili, deneyimli ve hatta bu işin profesyoneli olan yapılar zamanında görmeli ve sizi uyarmalı ve bu kötülüğe karşı sizi örgütleyip mücadele etmeli idi. Siz de bu uyarıyı dikkate alarak, bu örgütlü yapılara destek olmalıydınız.
Ancak geç değil, bizde bir laf vardır: “Zararın neresinden dönerseniz kârdır” derler. İşte artık bugün o gündür.
Yazımızın başında dedik ya, yangın sadece ormanda değil.
Cebinizde bir yangın yok mu?
Hâlâ size 35 kanaldan Maliye Bakanlığı’nın uyguladığı ekonomi politikalarının çok iyi gittiği, rezervlerin çok arttığı, enflasyonun düşmeye başladığı masalları anlatılmakta. Sendikalar yüzde 50 üzerinde ücret zammı isterken, enflasyon resmi olarak yüzde 50 seviyesinde ancak gerçekte 70’ler seviyesindeyken yönetenler yüzde 24 seviyesinde zam önermekteler. Hatta yılın başında memur ve işçi emeklileri bu oranı bile alamadı. Yani emekçiler biraz daha zor bir yıl geçirsin mi isteniyor? Ve tam da bu günlerde grev kararları gelmesi beklenirken, bakan bey yurt dışı seyahate çıkıyor.
İşte size yangın!
Daha yeni ÖTV kanunundaki değişiklikler ile araç maliyetlerinde ciddi artışları öngören CB yetkisi kullanılmadı mı? Oysa hâlâ yatlar ve mücevher ticareti bu verginin dışında bırakılmakta. Bu konuda en dramatik örnek tarladaki traktöre ciddi KDV öderken çiftçi, zengin yatına koyduğu yakıta vergi ödemiyor, yatın alım satımında da vergi açısından patronlara kıyaklar yapılıyor.. Akaryakıta yapılan zamlar ve bu nedenle taşınabilir her üründe fiyat artışları da bu anlayışın ürünü değil mi? Vergiyi sadece zar zor geçinen halk ve esnaf mı ödeyecek, onlarca büyük gelirlere sahip şirketler vergi ödemez iddiaları gazete ve televizyonlarda vurgulanmakta.
İşte size yangın!
Milli Eğitim Bakanı her uygulaması ile çağdaş, demokrat ve Atatürkçü taraftan ciddi bir eleştiri almaya sanırım alıştı. Zaten çok umurunda da değil. Yazboz tahtasına dönen eğitim sisteminin geldiği nokta okul başarıları ile ortada. Ancak sanırım kafalarındaki yapıya dünden daha yakınlar. Son sınav sonuçları ile tam puan alan öğrenci sayısı ve okulları konusu sorgulanıp rahatsızlıklar basına yansıyınca kendisine sorulan sorulara Sn. Bakan, “Geri zekalıya anlatır gibi anlatıyorum” ifadesini kullanacak kadar halka tepeden bakan ve umursamaz bir tavır ortaya koymuş olmuyor mu? Oysa, soruların nerede hazırlandığına dair baklayı, yanlışlıkla ağzından kaçırdığı halde. O kadar çocuğun hakkı bu şekilde yenmiş olmuyor mu? Çocukların en azından bir kısmı okula aç gitmekte, önemli bir kısmı da yetersiz beslenmekte. Çocukların boylarının kısalığı ve anlama güçlüğünün ileride bu topluma nasıl yansıyacağını az çok bilmek için çok çok uzman olmaya gerek yok.
İşte size yangın!
Son günlerde hepimizi üzen on iki askerimizi bir mağarada kaybettiğimiz haberinin acıları henüz tazeyken, sıcak havada yapılan yemin töreni çalışmalarında su kaybı nedeniyle ölen iki askerimiz için ne diyeceğimizi bilemiyoruz. İddiaya göre bunlar bilinerek ve gerekli önlemler alınarak ne mağarada, ne çalışmalarda bu vatan evlatlarını kaybetmeyebilirdik. Askerî hastaneleri kapatarak, önemli askerî usulleri göz ardı ederek bu konuda da iktidarın yeterli olduğunu, en azından askeri teamülleri kendi hissiyatı ile bozarak askeri gücün zayıflatıldığı ve gereksiz kayıplara neden olunduğunu söylemek zor değil. Atamalarda ve görev sürelerinin uzatılmasında da artık yetki sadece yürütmede.
İşte size yangın!
Orman Bakanı ne diyor, her yıl yanan ormanların dumanlarına baka baka “Allah yardımcımız olsun”! Tabii böyle bir dilek, dua söylenmesine itirazımız yok, ancak Sayın Bakan yapılacak her şeyi yaptınız mı? Yazın bu yangınların olabileceği biliniyordu. Yangın söndürme uçak ve helikopterlerinin yetersiz olduğu ortadaydı. Mevcut uçakların gece görüşleri yoktu. Orman personeli yetersizdi. Yeterli ekipman eksikti veya yoktu. Bunları bilen, bilmesi gereken biri olarak siz tüm kış ne tedbir aldınız Sayın Bakan? Yunanistan Türkiye’nin neredeyse on yedide biri yüz ölçümüne sahipken, yangın söndürme uçak ve helikopterlerinde Türkiye’nin 2 katı. Oysa Sayın Bakanın, bir gazetecinin sorusu üzerine “cebimizde uçak yok” demesini de kamuoyu teessüfle karşıladı. Orman Bakanlığı bütçesinin yılın ilk yarısında ancak yüzde 38’i kullanılmış durumda. Neden gece görüşlü uçak alınmadığı açıklanacağına, basına bu cevap son zamanlarda iktidar mensuplarının üslup konusunda yaptıklarının yeni bir örneğini oluşturdu.
İşte size yangın!
Son günlerde bunca gerçek orman yangını sonrası icranın başının yangınlar konusunda büyükşehir belediyelerini sorumlu göstermesi de hepimizi yeniden yeniden hayrete düşüren, “yok artık bu kadar da olmaz” diyeceğimiz, daha önce yaptığı konuşmanın tam tersini yaptı. Yıllar önce ne demişti, “Yangınların söndürülmesinden bakanlık sorumludur”. Ne dersiniz? Oysa İBBB Ekrem İmamoğlu İstanbul İtfaiyesi için yeni kadro istediğinde hayır dediniz, uçak alma yetkisi bize de verilsin biz de bu kadroları oluşturalım dediklerinde ona da hayır dediniz. Büyükşehirlerin yangın söndürme konusunda yapacakları her projeye veya taleplerine hayır deyip sonra sorumluluk büyükşehirlerde diyorsunuz. Siz bizim aklımızla dalga mı geçiyorsunuz?
İşte size en büyük yangın!
Evet, yurdun her yerinde ormanlar, evlerde mutfaklar, okullarda eğitim, doğada kıyılar, zeytinlikler ve meralar, emekliler, emekçiler, gençler her konuda ve toplumun her kesiminde yangın var.
Bu yangın nasıl söner derseniz; yapılacak tek bir hareketle bütün bu kötü gidişe, yangınlara dur diyebiliriz. Erken genel seçimde sandık halkın önüne geldiğinde yapılacak olan seçim ile iktidar değişikliği olursa, bu yangın kolayca söner inanın.
Hani bazen deriz ya, kendi haline bırak karışma bir süre sonra düzelir. Pandemi sırasında anımsarsanız, insanların evde oturup kirletmedikleri kısa sürede doğa bazı noktalarda kendini temizlemiş ve bunu hepimiz görmüştük.
Ülkeyi kendi haline bırakmayıp büyükşehirlerde gösterdikleri belediyecilik anlayışını ülke yönetiminde de gösterebileceklerini ortaya koyan ana muhalefet ile bu yangınların sönecek olması, sürpriz olmayacaktır.
Türkiye bu şansı hak ediyor. (29.07.2025)



