Prof. Dr. Kürşat Şahin YILDIRIMER –
“Çok da inanmayın insanların samimiyetine. Yokluğunuzda hakkınızda neler söylendiğini bilseydiniz, birçok insana gülümseyemezdiniz bile.”
Bu cümle, modern insanın en büyük açmazlarından birini özetliyor: Samimiyetin gerçek olup olmadığını ayırt edememek. Gündelik hayatta yüzümüze tebessüm eden pek çok insanın, sırtımızı döndüğümüzde farklı bir yüz taşıdığını görmek, yalnızca bireysel bir hayal kırıklığı değil aynı zamanda sosyolojik bir olgudur.
Sosyal Maskeler ve Freud’un “Benliği”
Sigmund Freud, insanın üç katmanlı yapısından söz ederken (id, ego, süperego), toplumsal ilişkilerde sergilenen davranışların çoğu zaman bilinçdışı kaygılar ve bastırmalarla şekillendiğini vurgular. İnsanlar, çoğunlukla içlerinden geçenleri değil, “görülmek istenen” bir yüzü topluma sunar. Dostluklar, iş ilişkileri ya da komşuluk bağları bu maskelerle örülüdür.
Goffman ve “Gündelik Hayatın Sahnesi”
Kanadalı Sosyolog Erving Goffman, “Gündelik Hayatta Benliğin Sunumu” eserinde, insanı bir tiyatro oyuncusuna benzetir. Ona göre hepimiz, farklı sahnelerde farklı roller oynarız. İş yerinde “saygılı çalışan”, evde “iyi ebeveyn”, arkadaş ortamında “neşeli dost”… Fakat sahne ışıkları söndüğünde, kuliste geriye yalnızca gerçek benliğimiz kalır. İşte o kulis ile sahne arasındaki uçurum, samimiyetin sorgulandığı noktadır.
Fromm’un Sevgi ve Çıkar İkilemi
Psikanalist Erich Fromm, “Sevme Sanatı”nda şunu söyler:
“İnsanın en büyük yanılgısı, sevilmek için bir şeyler yapması gerektiğini sanmasıdır.”
Bu bakış açısı, ilişkilerin samimiyet temelinde değil, çıkar ve beklentiler üzerine kurulmasının trajedisini açığa çıkarır. İnsanlar çoğu kez yanımızda oldukları için değil, işine geldiği için oradadır.
Modern Çağın Güvensizliği
Fransız Sosyolog Pierre Bourdieu, toplumsal ilişkilerde güvenin bir tür “sermaye” olduğunu savunur. Ancak bu sermaye, günümüzde hızla eriyor. Sosyal medya, çıkar ilişkileri, tüketim kültürü ve rekabet ortamı, dostlukların “kullan-at” mantığıyla yaşanmasına yol açıyor.
Arkadaşlıklar, tıpkı pazar ekonomisinin ürünleri gibi kısa ömürlü hale geliyor.
Yalnızlığın Samimiyetinden Korkmayın
Belki de yapılması gereken, herkesin samimiyetine inanmaya çalışmak değil, kendi samimiyetimizi korumaktır. Dostluk, her koşulda varlığını sürdürebilen bir emek meselesidir. Freud’un, Goffman’ın, Fromm’un ve Bourdieu’nün işaret ettiği gibi, insanın en büyük savaşı başkalarıyla değil kendi içinde verdiği samimiyet savaşıdır.
Çünkü günün sonunda, insanı asıl yoran başkalarının ne söylediği değil, kendi içimizde duyduğumuz sessiz şüphedir.



