A. Kemal KAŞKAR –
Milas Akbelen’de ormanlık alanın yok edilmesinden sonra yasa değişikliklerinin ardından bölgedeki 6 köyümüzde zeytinlik alanları da içine alan 679 parsel hakkındaki acele kamulaştırma kararları ile bir kez daha yükselen tansiyon, 30 Mart Pazartesi günü, kamulaştırılan arazilerle ilgili tespit/keşif amaçlı heyet çalışmasıyla doruğa ulaştı.
İkizköy Mahallesi Muhtarı Nejla Işık, “Danıştay’da acele kamulaştırma iptal davalarımız, anayasa mahkemesinde torba yasa iptal davası sürerken buna izin vermeyeceğiz. Nöbetteyiz, keşif heyetini bekliyoruz. Acele kamulaştırma iptal davalarımız sürerken, yangından mal kaçırır gibi mülkümüzün bedeli ölçülmeye, el konmaya çalışılıyor. Varımızla yoğumuzla karşı çıkmak için Akbelen’de nöbetteyiz. Bu dayatmaya razı gelmeyeceğiz!” diyerek; muhtarlık olarak kendilerine ve arazi sahiplerine haber verilmediğine dikkat çekip doğrudan yaşamlarını ilgilendiren bir konuda muhatap alınmadıklarını belirterek bir grup köylü vatandaşla birlikte ilgililerle görüşmek istedi.
Bir süre Akbelen’in girişinde bekleyen vatandaşlar, heyetin zeytinliklerde olduğu bilgisi üzerine, Jandarma tarafından tutanak tutulduktan sonra heyetin bölgeden ayrılmasını istedi. Yapılanların hukuksuz olduğunu ve itiraz edeceklerini belirten vatandaşların, “Elimizde bugün yapılanlarla ilgili bir belge olsun” diyerek gerekçelendirdikleri ‘tutanak’ talepleri karşılık bulmadı.
Bu arada, yapılanların kabul edilemez olduğunu dile getiren vatandaşlar, “Kim satmış buraları? Biz satmadık. Bizim satılık toprağımız köyümüz yok. Fakiriz diye köylüyü maskara ettiniz” diyerek tepkilerini sürdürdüler. Ve bir süre sonra heyet ve jandarma bölgeden ayrıldı.
Akşam saatlerinde ise, İkizköy Muhtarı Nejla Işık’ın Kızı Esra Işık’ın gözaltına alındığı, Milas İlçe Jandarma Komutanlığı’na getirildiği ve nihayet bugün (31 Mart Salı) öğlene doğru da Adliye’ye sevkedilip tutuklandığı öğrenildi.
Tepkiler …
Esra Işık’ın tutuklanma haberi üzerine başta ilçemiz ve ilimizden olmak üzere; Işık’ın, “Geç gelen adalet adalet değildir. Mücadelemiz bu ülkenin anayasası uygulansın diyedir. Mücadelemiz köylerimiz talan edilmesin diyedir. Anayasa Mahkemesi ve Danıştay’ın ‘telafisi imkansız zarar’ yaşanmadan yürütmeyi durdurmasını bekliyoruz!” konuşması yaptığına dikkat çekilerek “Akbelen’i savunmak, ‘Havama, Suyuma, Toprağıma, Zeytinime Dokunma’ demek, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay’ı göreve çağırmak suç değildir …” tepkileri gelmeye, “Esra Işık serbest bırakılsın!” çağrıları yapılmaya başlandı …
“Hukuk, şirket kârları ve siyasi ikbal için bükülemez”
CHP Milas İlçe Başkanlığı’ndan yapılan, “Esra Işık yalnız değildir. Onun suçu; zeytinine, suyuna ve çocuklarının geleceğine sahip çıkmaktır. CHP Milas olarak bu mücadeleyi her alanda, her mahkeme salonunda kararlılıkla sürdüreceğiz” denilen açıklama ise şöyle:
“Değerli Hemşehrilerimiz, Kıymetli Basın Emekçileri;
Akbelen’de toprağını, suyunu ve ormanını korumaya çalışan çevre savunucusu Esra Işık, bugün Milas Adliyesi’nde kelepçeyle karşılandı.
Dosyada fiziki müdahale yok, cebir yok, görevliye yönelik doğrudan bir saldırı yok, yalnızca bir ‘nida’ var. Buna rağmen verilen tutuklama kararı, hukuki bir tedbir değil siyasi bir mesajdır; bir yargılama değil, doğasına sahip çıkan herkese verilmiş açık bir gözdağıdır.
Hukuk, şirket kârları ve siyasi ikbal için bükülemez. Zayıfın, haklının ve mağdurun sığınağı olması gereken yargı; bugün Esra Işık’a kelepçe vurarak kendi meşruiyetini sarstı. Asıl suç; köylünün toprağını zorla elinden almak, doğayı rant uğruna talan etmektir.
Esra Işık yalnız değildir. Onun suçu; zeytinine, suyuna ve çocuklarının geleceğine sahip çıkmaktır. CHP Milas olarak bu mücadeleyi her alanda, her mahkeme salonunda kararlılıkla sürdüreceğiz.”
Milas Yurttaş İnisiyatifi: “Yaşamı ve doğayı savunmaktan vazgeçmeyeceğiz”
Haberimiz yayına hazırlandığı sırada gelen Milas Yurttaş İnisiyatifi açıklaması da şöyle:
“Bizler, Milas Yurttaş İnisiyatifi olarak; havasına, suyuna, toprağına ve yaşam alanlarına sahip çıkan bir yurttaşın, Esra Işık’ın haksız yere tutuklanmasını şiddetle kınıyor ve bu durumu kesin bir dille reddediyoruz.
Akbelen Ormanı’nı ve çevresindeki köyleri ranta, maden sahalarına ve acele kamulaştırma kararlarına karşı savunan Esra Işık’ın tutuklanması, yalnızca bir bireyin özgürlüğünün elinden alınması değildir. Bu karar, doğayı ve yaşamı savunan tüm çevre dostlarına, yöre halkına ve anayasal hakkını kullanan yurttaşlara verilmek istenen açık bir gözdağıdır. Ormanlarımızı, zeytinliklerimizi yok edenler serbestçe faaliyetlerine devam ederken, ağaca ve toprağa siper olanların cezalandırılması, kamu vicdanında ve adalet duygusunda onulmaz yaralar açmaktadır.
Şunu bir kez daha, en yüksek sesle vurguluyoruz: Haklı itirazlar ve doğa savunusu bir suç değil, anayasal ve insani bir görevdir. Gerçek muhalefet ve hak arayışı, salonlarda edilen süslü laflarla veya salt söylemlerle değil; bizzat yaşamın içinde, direniş alanlarında, toprağa basarak, pratikte sınanır. Esra Işık, bu samimiyeti ve cesareti Akbelen’de pratiğiyle ortaya koymuştur. Şimdi o pratiği sahiplenmek, söylemde bırakmayıp dayanışmayı eylemle büyütmek bizlerin omuzlarındadır.
Milas’ın doğası sahipsiz, ormanları kimsesiz, doğa savunucuları yalnız değildir. Rant uğruna yaşam alanlarımızın talan edilmesine nasıl sessiz kalmadıysak, bu uğurda haksız bedeller ödetilmeye çalışılan yol arkadaşlarımızın esaretine de asla sessiz kalmayacağız.
Hukukun, doğayı katledenleri değil, doğayı koruyanları savunması gerektiği inancıyla; Esra Işık’ın derhal serbest bırakılmasını talep ediyor, Akbelen başta olmak üzere tüm bölgemizdeki ekolojik yıkım ve mülksüzleştirme projelerinin durdurulması için tüm demokratik kamuoyunu dayanışmaya çağırıyoruz.
Yaşamı ve doğayı savunmaktan vazgeçmeyeceğiz.”
28 Mart Cumartesi günü Mustafa Varank’ın ziyareti …
İlçemizde Mart ayının son iki günü bu olaylar yaşanırken, 28 Mart 2026 Cumartesi günü, TBMM Sanayi ve Enerji Komisyonu Başkanı, Bursa Milletvekili Mustafa Varank ile beraberinde Muğla Milletvekili Kadem Mete ve AK Partililerden oluşan bir heyetin, beraberlerinde YK Enerji şirketi yöneticileri olmak üzere İkizköy’ü ziyaret ettikleri öğrenildi.
İkizköy Çevre Platformu’nun, ziyaretin köy halkına ve muhtarlığa haber verilmeden yapıldığına dikkat çekilen açıklamasında, özetle şu bilgi ve görüşlere yer verildi:
“Köyümüzün ve geleceğimizin konuşulacağı bir ziyaret böyle yapılmaz”
Geçtiğimiz yıl Meclis’te maden yasası görüşmeleri sırasında köylümüz Ayşe Çoban’ın, “Bu yasa köyümüzü yok eder” diyerek yaptığı itiraza karşı verilen “Köyünüze geleceğim” sözüne dayandırılan bu ziyaret, köylüyü dinlemek için değil, bir görüntü vermek içindir. Köyümüzün ve geleceğimizin konuşulacağı bir ziyaret böyle yapılmaz.
Bu ziyaretin söz verildiği üzere yasa çıktıktan sonra değil, 10 Ocak 2026’da yayımlanan acele kamulaştırma kararının ardından gerçekleşmiş olması da bu sürecin nasıl yürütüldüğünü ortaya koymaktadır. Önce köylüyü koruyan kanunları delecek yasalar çıkarılmakta, sonra bu yasadan güç alınarak acele kamulaştırma kararıyla köylünün toprağına el konulmakta, ardından bu dayatmayı kabul ettirmek için sahada “ziyaret” adı altında tamamen göstermelik adımlar atılmaktadır. Bu kararın mimarlarından biri olan Mustafa Varank’ın köyümüze gelmesi, bir çözüm arayışından çok, alınmış kararları meşru göstermeye dönük bir çabanın parçasıdır. Bu geliş, köylünün iradesinin baştan yok sayıldığını ve yapılanların sonradan haklı gösterilmeye çalışıldığını açıkça göstermektedir.
“Taleplerimizi yineledik …”
Buna rağmen ziyareti gerçekleştiği anda öğrenen muhtarlık heyetimiz Mustafa Varank ile görüşmek isteyerek bulunduğu haneye gelmiş, yasaya ve acele kamulaştırma kararına yönelik açtığımız davaları, zeytincilik kanununu hatırlatmış, bölgedeki maden ve enerji faaliyetlerinin köylüyü yerinden etmeyecek yollarla yapılması yönünde bir çalışmanın ivedilikle başlatılması taleplerini yinelemiştir.
Maden yasası ve acele kamulaştırma kararlarıyla; toprağımızdan, evimizden ve geleceğimizden koparılmak istemiyoruz. Biz İkizköy, Çamköy, Karacahisar ve civar köylerde yaşayan bu toprakların insanlarıyız ve anayasal haklarımızı sonuna kadar kullanacağız.
…
Buradan bir kez daha söylüyoruz: Rızamız yoktur. Köylüyü yok sayarak alınan hiçbir karar meşru değildir. Köylülerin yerinden edilmeyeceği, zeytinlerin ve topraklarımızın talan edilmeyeceği başka yollar bulunabilir, bulunsun istiyoruz. Mustafa Varank’a, bu süreçle ilgili sorumluluk alacak tüm yetkililere ve kamuoyuna çağrımız ve hatırlatmamızdır.”




