Dr. Gülçin ITIRLI ASLAN
Ege Üniversitesi Bilim Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (EBİLTEM)
Her sabah milyonlarca çocuk, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte benzer saatlerde uyanıyor, benzer üniformaları giyiyor ve yüksek duvarlarla çevrili, binlerce akranının doldurulduğu devasa kampüslere doğru yola çıkıyor. Zil sesleriyle başlayan dersler, sıraya dizilmeler, standart testler ve tek tip başarı kalıpları … Çoğu zaman bu manzarayı eğitimin doğası, modern medeniyetin kaçınılmaz bir gerekliliği olarak kabul ediyoruz. Oysa bugün dünyanın gelişmiş metropollerinde ve ilerici eğitim çevrelerinde, Sanayi Devrimi’nden miras kalan bu hantal yapının artık tamamen tıkandığı yüksek sesle tartışılıyor. Fabrikasyon okul binalarının ve tek tip müfredatların yerini, şimdilerde mahalle aralarında filizlenen, sadece 10-15 çocuktan oluşan “mikro-okullar” (micro-schools) ve çocukları sistemin tamamen dışına çıkaran alternatif modeller alıyor. Çünkü dünyanın baş döndürücü bir hızla değiştiği, bireysel yaratıcılığın en büyük sermayeye dönüştüğü bir çağda, kitleleri aynı tornadan geçirmeye çalışan kurumsal eğitim hızla çöküyor.
Sosyoloji dünyası, geleneksel okul yapısını uzun zamandır sert bir dille eleştirir. Sosyologların Sanayi Devrimi analizlerine baktığımızda okul, çocukların zihnini özgürleştiren bir yuvadan ziyade, fabrikalara disiplinli ve itaatkar işçiler yetiştirmek üzere tasarlanmış mekanik bir aygıttır. Sınıf düzeni fabrikanın üretim bandını, zil sesleri vites değişimini, karneler ise kalite kontrol raporunu simgeler. Ancak sosyolog Zygmunt Bauman’ın o her şeyin esnekleştiği, katı kuralların eridiği “akışkan modernite” dünyasında, bu fabrikasyon model artık işlemiyor. Bugünkü dünya, ne kadar çok bilgi ezberlediğinizi gösteren ve geçerliliğini birkaç yılda yitiren o parlak diplomanıza bakmıyor. Gelecek; esnek kalabilen, kendi kendine öğrenme becerisine sahip, sorun çözebilen ve en önemlisi kendi özgün yaratıcılığını koruyabilen bireylerin omuzlarında yükselecek. İşte mikro-okullaşma hareketi, bu kurumsal hantallığa karşı yeni neslin ve farkındalığı yüksek ailelerin başlattığı varoluşsal bir özgürlük arayışıdır.
Psikolojik ve pedagojik açıdan bakıldığında, binlerce öğrencinin aynı çatı altında toplandığı devasa yapılar, çocuk ruhunda ciddi bir “görünmezlik” ve yabancılaşma hissi yaratıyor. Kalabalıkların içinde kaybolan, bireysel yetenekleri standart sınavların gölgesinde kalan çocuk, eğitim sistemini bir gelişim alanı değil, aşılması gereken bir zorunluluk olarak kodluyor. Oysa küçük topluluklardan oluşan mikro-okullarda eğitim, çocuğun kendi hızına, merakına ve ruhsal ritmine göre şekilleniyor. Sosyolog Hartmut Rosa’nın modern toplumun insanı getirdiği o çılgın “sosyal hızlanma” eleştirisinde vurguladığı gibi, çocuklarımızı sistemin hızına uydurmak için sürekli koşturuyoruz. Mikro-okullar ve okulsuzlaşma (unschooling) trendi, bu delice koşturmacanın ortasında çocuğa durma, düşünme ve dünyayla yeniden sağlıklı bir “rezonans” kurma alanı açıyor. Eğitim, duvarların arkasından çıkıp hayatın tam merkezine, sokağa, atölyeye ve doğaya taşınıyor.
Peki, bizi bekleyen bu kaçınılmaz eğitim devriminin neresindeyiz? En büyük hatamız, eğitimin kalitesini hala okulların lüks kampüsleriyle, devasa spor salonlarıyla ya da akıllı tahtalarının sayısıyla ölçmeye çalışmaktır. Oysa gerçek eğitim, binanın büyüklüğünde değil, o binanın içinde çocuğun ne kadar “özgür ve kendisi” olabildiğinde gizlidir. Gelecekte devasa eğitim kurumlarının yerini esnek, bağımsız ve yerel mikro toplulukların alması bir ütopya değil, çağın getirdiği sosyolojik bir zorunluluktur.
Bugün çocuklarımızı o devasa, soğuk okul binalarına uğurlarken, onların sadece birer test çözme makinesine mi, yoksa geleceğin belirsiz dünyasında ayakta kalabilecek özgür bireylere mi dönüştüğünü iyi düşünmek gerekiyor. Unutmayalım ki, fabrikalar tek tip ürün üretir; ancak insan, doğası gereği biriciktir, öngörülemezdir ve kalıplara sığdırılamayacak kadar değerlidir. Eğitimin geleceği, çocukları aynı hizaya sokan o büyük binalarda değil; onların kendi ritmini bulmalarına izin veren o küçük, samimi ve özgür mahalle aralarında yazılacaktır.



