A. Kemal KAŞKAR –
En düşük emekli maaşının 23 bin 552 liraya yükseltilmesi kararının TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda alınmasına ilişkin Tüm Emeklilerin Sendikası Merkez Yürütme Kurulu tarafından yapılan açıklamada, bunun ‘zam’ değil ‘enflasyon farkı’ olduğuna dikkat çekilerek, “Bu artış, yalnızca TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranı kadar yaşanan kaybın kâğıt üzerinde telafisidir. Emeklinin alım gücünü artırmayan, insanca yaşam koşullarını sağlamayan hiçbir düzenleme gerçek anlamda zam değildir” denildi.
Tüm Emeklilerin Sendikası Milas Şubesi tarafından gazetemize de iletilen “Zam değil, yoksulluğun tescili” başlıklı açıklama şöyle:
TBMM’de görüşülen düzenlemeyle en düşük emekli aylığının 23 bin 552 liraya çıkarılması, iktidarın iddia ettiği gibi emeklileri rahatlatan bir artış değildir. Bu artış, yalnızca TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranı kadar yaşanan kaybın kâğıt üzerinde telafisidir. Emeklinin alım gücünü artırmayan, insanca yaşam koşullarını sağlamayan hiçbir düzenleme gerçek anlamda zam değildir.
Bugün milyonlarca emekli; kira, gıda, sağlık, ulaşım ve enerji giderleri karşısında yaşam mücadelesi vermektedir. Yapılan 3 bin 552 liralık artış, bırakın bir ayı, temel mutfak ihtiyaçlarını dahi karşılamaktan uzaktır.
Bir markette yapılan en basit hesap bile gerçeği ortaya koymaktadır. Peynir, zeytin, yumurta, yağ, süt, makarna ve birkaç et ürününden oluşan mütevazı bir alışverişin bedeli yaklaşık 4 bin 884 liradır. Yani emekliye yapılan artış, temel gıda ihtiyaçlarını bile karşılayamamaktadır.
Daha acısı ise, Türkiye’de her üç emekliden ikisi geçinebilmek için çalışmak zorunda kalmaktadır. Emeklilik artık dinlenme dönemi değil; yeniden, çoğu zaman güvencesiz ve kayıt dışı çalışmaya mecbur bırakılmanın adı olmuştur. İş cinayetlerinde yaşamını yitiren emeklilerin sayısındaki artış da bu acı gerçeğin sonucudur.
Emeklilik, yıllarca çalışmanın, üretilen değere katkı sunmanın ve ödenen primlerin karşılığıdır. Buna rağmen milyonlarca emekli bugün temel ihtiyaçlarını karşılayamaz, sağlıklı beslenemez ve insanca yaşayamaz durumdadır. “Emekliyi enflasyona ezdirmedik” söylemi, pazarın, marketin ve mutfağın gerçekleri karşısında hiçbir karşılık bulmamaktadır.
Ancak biliyoruz ki emeklilerin yaşadığı yoksulluk yalnızca emeklilerin sorunu değildir. Aynı ekonomik ve siyasal düzen; işçileri, kamu emekçilerini, kadınları, gençleri, işsizleri, üreticileri ve toplumun bütün ezilen kesimlerini yoksulluğa, güvencesizliğe ve geleceksizliğe mahkûm etmektedir.
Bu nedenle emeklilerin mücadelesi yalnızca emekli aylıklarının artırılması mücadelesi değildir. Bu mücadele; emeğin hak ettiği değeri bulduğu, sosyal devletin güçlendiği, hukukun üstünlüğünün egemen olduğu, halkın söz ve karar sahibi olduğu demokratik, laik ve bağımsız bir ülke mücadelesidir.
Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey; umutsuzluk değil umut, yalnızlık değil dayanışma, parçalanmışlık değil birleşik mücadeledir.
Biz biliyoruz ki hiçbir toplumsal kesim bu ağır tabloyu tek başına değiştiremez. Çözüm; işçilerin, kamu emekçilerinin, emeklilerin, kadınların, gençlerin, üreticilerin, meslek örgütlerinin, demokratik kitle örgütlerinin ve demokrasi, laiklik, barış, bağımsızlık ve sosyal adalet mücadelesi veren tüm kesimlerin ortak mücadelesindedir.
Tüm Emeklilerin Sendikası olarak, emeklilerin insanca yaşam mücadelesini; işçilerin, kamu emekçilerinin ve tüm ezilenlerin eşitlik, özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Bu nedenle, ülkemizin aydınlık geleceği için yürütülen her meşru ve demokratik mücadelenin içinde olmaya devam edeceğiz.”



