BAKTIKÇA – soru/yorum – A. Kemal KAŞKAR –
Bugünkü yazımı hiç uzatmayacağım. Olup bitenleri de özetlemeye gerek duymuyorum. Çünkü yazı ne kadar uzarsa can sıkıcılık ve sinir bozuculuk katsayısı o kadar yükselecek, biliyorum.
Doğrudan ‘tek bir soru’ ile duruma ve çıkış yoluna ilişkin tutumuma açıklık kazandırmış olacağım.
Sadece şu aktarmayı yapmama izin verin lütfen:
Kemal Kılıçdaroğlu’na cevaben Özgür Özel:
“Bir yandan da ‘Efendim, yeni parti kurulur mu? Efendim kurulmasın, nereye gidiyorsunuz, niye gidiyorsunuz? anlayamadım.’ Kimse yeni parti kurmanın meraklısı değil de, yeni partiyi sokakta iktidar yürüyüşümüzü kesip partiyi baraj altına çekip umudunu tükettiğin emekli soruyor. Yeni partiyi, nasırlı elleriyle kiraz toplayan teyzem soruyor. Sanayide bütün gün çalışan kalfa soruyor. Yeni partiyi, ‘Alın terimin karşılığını alırsam sosyal demokratların iktidarında alırım, sendikaya kavuşurum, yarın öbür gün daha iyi çalışırım’ diyenler arıyor. Yeni partiyi ‘Bu ülkenin; artık bu ülkede yaşayamayacağım, dünyanın başka bir tarafına gideceğim’ diyen gençleri soruyor. Ondan sonra diyor ki: ‘Anlamadım, niye yeni parti diyorsun?’…”
Ve ben de soruyorum ‘Yeni Parti’yi!
…
Son dakika!
Noktalamadan önce bir de, ‘Kayseri’de yeni açılan bir kebap lokantasının yan tarafındaki vatandaşların et kokusu ile imtihanı’nı not etmesem olmaz.
Kayseri’de bir kebapçı açılışında konuşan eski Çevre Bakanı Mehmet Özhaseki, kurdeleyi kesmek üzereyken işletme sahibine hitaben; “Burada et kokusu yayılırken yan tarafta durumu iyi olmayan insanlar olabilir. Etin kokusunu alıp gelen fakir olursa geri çevirme. Bütçen uygun değilse gördüğün her arkadaşa yaz, parasını bizden al …” demiş. İyi hoş da uygulamaya ilişkin bir dizi belirsizlik var gibi. Örneğin, ‘yan taraf’ olarak belirlenen alan ne kadar bir alan? Hangi yan? Sağ-sol farketmiyor mu? Arka ve ön tarafları da kapsıyor mu? Yanı, kaç metrekare? Bu alanlarla ilgili olarak muhtarlıktan ‘Fakirlik Belgesi’nin yanında bir de ‘Yan Taraf Belgesi’ mi alması gerekecek vatandaşın? Durumlarını belgeleyen yan taraftaki vatandaşlar ayrıca mülakata alınacaklar mı? Örneğin, kokuyu tarif etmeleri ve kokunun bünyelerinde oluşturduğu tahribatı anlatmaları istenecek mi kendilerinden? Vücutlarında ‘kırmızı et izi’ olup olnmadığına, varsa ne oranda olduğuna ilişkin ileri tahkikat yaptırmaları da gerekecek mi? Bu bir kampanya mı yoksa süresiz bir uygulama mı olacak? Kampanya ise ne zamana dek sürecek? Haftanın belli günleri mi yoksa her gün mü olabilecek? Gibi gibi …
Bu ve benzer benzemez başkaca sorulara verilecek yanıtlarla konunun tartışma götürmeyecek şekilde netleştirilmesi, ortaya çıkabilecek haksız yiyiş ve itiş kakışın önlenmesi bakımından son derece elzemdir.
Elbette bu arada, ‘Kayseri Küçük Sanayi Sitesi’nde, meteorolojik verilerin dikkate alınması da dahil tüm mühendislik ve zabıta hizmetleri bir araya getirilerek imal edilecek baca marifetiyle, yan taraftaki vatandaşların huzurunu bozmayacak bir kokusuz ortam oluşturulması ihtimali üzerinde de durulabilir mi diye de soramadan edemiyorum … Böylece ‘bir taş’ ile; kolesterol ayarlarının bozulması, kalp ve damar rahatsızlıkları gibi bir çok olumsuzluk da vurulmuş, kaynağı kurutulmuş olur … Olur mu olur.
Gereğini Sayın Özhaseki ve o anda orada görülen arkadaşlarının bilgilerine arz etmek istedim. Saygılarımla.




