BAKTIKÇA – soru/yorum – A. Kemal KAŞKAR –
Muğla Su İnisiyatifi; Tes-İş Sendikası Yatağan Şubesi tarafından hazırlanıp geçtiğimiz hafta ana iktidar ve ana muhalefet partilerinin Muğla İl başkanlıklarına da sunulan “Yeniköy Kemerköy ve Yatağan Termik Santrallerinin mevcut durumları ve devamlılıkları için acil çözüm önerileri” başlıklı rapora yanıt vermiş.
Çok önemli ve manalı bir anımsatmayı içeren “Muğla’daki termik santraller Danıştay ve AİHM kararlarıyla kapatılmıştı!” başlıklı bu yanıtı aktarmadan önce, Tes-İş Yatağan Şubesi’nin, işçi sendikası vasfını kaybetmiş bir şube haline getirilmiş olmasından duyduğum üzüntüyü belirtmek istiyorum.
Varlığını tümüyle, verili koşullarda işvereninin varlığına teslim etmiş bu sendikacılık pratiğine dair bir başka olumsuz örneği daha önce Akbelen direnişinin yükseldiği günlerde de görmüş ve eleştirilerimi dile getirmiştim.*
Bir sendikanın, sendikacının en çok dikkat etmesi gereken konunun, üyelerinin haklarını savunmak ile işveren yanlılığıarasındaki sınırları belirsizleştiren hamlelerden uzak durması olduğu açık. İşyerini koruma refleksiyle ufkunu tümüyle kapatan ve hatta bunu işverenin finansal sorunlarının çözülmesine ilişkin önerilere kadar taşıyan bir sendikacılık, her ne kadar ‘sağduyulu’ gibi sıfatlarla anılmayı arzu etse ya da bunu umsa da tarih bu duruşa istisnasız ‘sarı’ sıfatını layık görmüş ve bu da sendikal faaliyetler kitabında bir ‘kesin yargı’ olarak, herhangi bir lehte delil aranmaksızın veya ek ifade talep edilmeksizin o sıfatla yer alınmasına neden olmuştur.
Küçük esnafa ‘garanti müşteri’ olarak tanımladığı üyelerinin sözümona iş güvenliğini sağlamaktan ve gerçeklikle ilgisi olmayan bir ‘elektrik kesintisi endişesi’ oluşturma çabasından ibaret ezberlerin dışına bir türlü çıkamayan, aksi yönde bütün çare içeren açıklamalara kapılarını kapatıp ‘tedavi çabaları’nı reddeden bir sendikal pratikten söz ediyorum. Hiç kimsenin, en genel anlamda “her ne pahasına olursa olsun” demediği, “maden ve enerji işçilerinin işsiz kalması pahasına” demediği bir tablonun içinde çok büyük bir can güvenliği sorunu olan-oluşturan, üstelik hukuk dışı olarak çalıştırılan ömrünü yitirmiş termik santralları ‘her ne pahasına olursa olsun’ yaşatmaya çalışmaktan başka hiçbir şey söylememe ısrarı anlaşılabilir gibi değil.
Kuruluşlarında, bölgemizdeki kömür rezervine göre ömür biçilmişolduğu gerçeğine dikkat çekerek, güzelim Akbelen Ormanı’nın yok edilmesinden yana tavır alıp altından yeterli kömür bulunamamış olmasıyla büyüyen büyük pişmanlıklarını da içeren bir özeleştiri eşliğinde, uzunca süredir taşıma kömürle çalıştırılmakta olan bu santralların artık hiç zaman yitirmeden kapatılması sürecine ilişkin bir gündemi önerecek, sahiplenecekbir sendika! Gözünü kömür bürümemiş bir sendika! Çok şey mi istiyoruz?
Sendikanın raporunda ‘yeni’ ve şaşırtıcı hiçbir şey bulamadığımiçin herhangi bir aktarma yapmaksızın Muğla Su İnisiyatifi’nin yanıtını siz sevgili okur-yazarlarımla bir güzel paylaşıyorum …
“Benden sonra tufan!” anlayışına son vermek gerekir …
“Son günlerde Tes-İş Sendikası Muğla Şubesi Yatağan Termik Elektrik Santralinin (TES) kömür çıkaramama nedeniyle zor durumda olduğunu belirterek siyasi partilerin Muğla örgütlerini dolaşıyor, raporlar sunuyor. Oysa bu santral(ler) diğer iki santral gibi (Yeniköy ve Kemerköy TES), Aydın İdare Mahkemesi’nin Danıştay’ca onanan kararıyla 1996 yılında kapatılmıştı. Ayrıca AİHM de 2005 tarihli kararıyla, mahkeme kararına uyulması gerektiğini gerekçesinde belirterek santrallerin kapatılmasının gerekli olduğuna karar verdi. Bakanlar Kurulu’nun Türkiye hukuk tarihinde ilk olmayan, idare tarafından mahkeme kararlarınauyulmamasına karar vermesiyle santraller 30 yıldır hâlâ çalışıyor.Muğla Su İnisiyatifi olarak, mahkemenin kararının uygulanmasını istiyoruz. Partilerin ve Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin santralde çalışan işçilerin işsiz kalmasına seyirci kalamayacakları ortada …
Sendika’nın 187 işçinin işten atılmasına karşılık (gerçekte, 420 işçinin işten çıkarılacağı iddia ediliyor) işverenin tarafını tutup, işçilerin, işten atılmasını tevekkülle karşılamasını tavsiyeetmekten başka yapacakları olduğunu hatırlatırız. İşçilerin işten atılması birinci dereceden işverenin ve sendikanın sorumluluğundadır. İşveren bunu öngörmek zorundadır; ama işveren kâr peşinde, güneş enerjisi santralini, ihale şartlarına aykırı olarak Yatağan’ın maden çukurlarına kurmakla meşgul. İşçilerin ne olacağı umurunda değil!
Muğla Su İnisiyatifi, Turgut yeraltı kömür ocağının ÇED olumlu kararının iptalini sevinçle karşıladı. Gerekçede önemli bir yer tutan yeraltı sularının olumsuz etkileneceği, tarım alanlarında önemli çökmeler olacağı uyarısına aldırmayan işveren ise mahkeme kararını temyiz etmekle meşgul oldu. Turgut’ta köy meydanındaki çeşme bin yıldan sonra kurudu. Halkın suyunu, bu arada Dipsiz Kaynağını enerji üretim şirketlerine veren Devlet Su İşleri.
DSİ, tarımsal sulama amaçlı Hayırlı Barajı’nın yapımından vazgeçen devlet kurumudur; idarenin kararlarında, uygulamalarında kamunun yararı olmadığı ortada. İşverenin ekolojik varlıklara ve insanlara verdiği zararlar saymakla bitmez:
Kırk beş bin insanın erken ölümüne neden olan santrallerin Kapubağ’daki radyoaktif elementleri de içeren, Yatağan TES’in atıksularıyla oluşan gölet zehir kusuyor.
Kral yoluna kazı sponsoru olan Yatağan A.Ş.; yerinde korunması gereken Stratonikea Antik Kenti ile Lagina Kutsal alanı arasındaki tarihi yolun kömür ve pasa alanlarına rastlayankesimlerinden çıkan tarihi eserleri Muğla müzesine ve Stratonikea’ya götürüyor.
Sendika bunlarla uğraşacağına başka işler peşinde; işçilerin işten atılmasını normal karşılayan bir sendika düşünebiliyor musunuz?
Ekolojik yıkımın devam etmesini istiyor, bunun da ilgili siyasi partilere işçi sayısını abartan rapor hazırlamakla meşgul. Muğla’nın geleceği umurlarında mı?
“Benden sonra tufan!” anlayışına son vermek gerekir.
Yeniköy ve Kemerköy de aynı durumda. Yeniköy TES Muğla’nın/Bodrum’un su kaynaklarından Geyik Barajı’nda biriken suyun önemli miktarını tüketiyor; Geyik Barajı’ndanbeslenen İkizköy’ü yaz ortasında 1 hafta susuz bırakacak kadar.
Akbelen’de su açısından önemli olan ormandaki ağaçların kesilmesi için bütün hukuksuzluklar sergilendi; yetmedi, zeytinlikler de yok edilecek. Ancak unutmayalım ki, Zeytin Kanunu’nda değişiklik önerisi Akbelenlilerin/İkizköylülerin direnciyle TBMM Komisyonu’ndan geri çekildi.
Şimdi Kemerköy TES için kömür depolama alanı ve liman yapılacak; bunun hazırlıkları yapılıyor. Bir yandan da Güllük Limanı’ndan konveyörlerle kömür taşınması için uğraşılıyor.
“Sendika’nın raporu n’oluyor bu durumda, ‘yerli ve milli’ enerji n’oluyor?” diye soruyoruz? Her şey sermaye için; sermayenin ulusu, coğrafyası yoktur; kâr nerede ise ona bakar; Muğla’nıngeleceği umurlarında mı?
Raporları ve sözleri ile ürettikleri gerçek dışı beyanları ciddiye almanın mümkün olmadığını bir kez daha belirtiyoruz. Santral kapatılırsa Muğla’da elektrik kesintileri olacak iddiasının asılsız olduğunu, Türkiye’nin enterkonnekte sisteme geçtiğini, Muğla’da üretilen elektriğin üçte birinin Muğla’da tüketildiğini, santrallerin çalışmasının kömür madenlerinde kömür çıkartılamayacak duruma eriştiğini hatırlatıyoruz. Santrallerin çalışmasına dair Bakanlar Kurulu kararının alındığı 1996’da da gerçekçi olmadığını, Muğla’da elektrik kesintisinin o tarihte de yaşanmadığını söylemek isteriz.
Muğla Su İnisiyatifi olarak yaşam alanlarını korumanın, ormanların, suların, tarım alanlarının, kıyıların madenler ile tahripedilemeyeceğini, Yatağan TES vb. ile havzanın işgal edilmesineivedilikle son verilmesini bir kez daha hatırlatıyoruz. Yaşama, emeğe, doğal ve kültürel varlıklara karşı şirketler ve ilgili idareler tarafından yürütülen işlere, kararlara karşı mücadele etmeye devam edeceğimizi duyuruyoruz.”
* “Özelleştirmelere karşı mücadele verenlere saygıyla …” (11 Ağustos 2023 / BAKTIKÇA soru/yorum)




