BAKTIKÇA – soru/yorum – A. Kemal KAŞKAR –
Gazeteci Fatih Altaylı’yı, Cumhurbaşkanı’nı “hedef alan tehdit içerikli” konuştuğu iddiasıyla apar topar tutukladılar. Böylece, tarihe “Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret/iftira” olarak kaydedilen rekor sayıda davalar sürecinde az sayıdaki ‘tehdit’ içerikli davalara bir yenisi daha eklenmiş oldu. Bu yeni aşamada artık yazıp çizdiklerimiz, söyleyip ettiklerimiz sadece ince ince hakaret eleğinde elenmekle kalmayıp yine incecik tehdit filtresinden de geçirilecek. Ola ki filtrelerden birinde (belki ikisinde de) bir tortu kalırsa-hissedilirse doooğru cezaevine … Bu adımın, ola ki ‘tutuksuz yargılanamama hürriyetiyle hür gazeteciler’den bazılarının (yandaşların ‘gazeteci’ olarak kayda geçmediklerini not etmeme gerek yoktu ama …) tutukluk yapabilecekleri beklentisiyle atıldığı yönünde kuvvetli şüpheler var …
Konuya değinmeden geçersem ‘tutukluk yaptığım’ sanılır diye korktuğum ve bu yöndeki endişeleri bertaraf etmek için, tarafımı belli eden bir not daha düşmek istedim tarihe ve bu nedenle, Uluslararası Basın Enstitüsü’nün (IPI) Türkiye Ulusal Komitesi tarafından, ipi.media üzerinden yapılan ve aralarında Basın Konseyi, Çağdaş Gazeteciler Derneği, DİSK Basın-İş, Gazeteciler Cemiyeti, İzmir Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın da bulunduğu basın özgürlüğü, ifade hürriyeti ve basın meslek kuruluşlarının açıklamasını yayınlamamın uygun olacağını düşündüm.
Sevgili ülkemde bugünkü yargı-iktidar koşullarında yazmış bulunduğum bu yazımın en başından başlayarak, örneğin başlığının sonunda kullandığım ‘ünlem işareti’ aracılığıyla (olur a!) “herhangi bir ‘hakaret’ ve de ‘tehdit’ niyetimin olmadığını belirtmemin herhangi bir faydasının olamayacağını bildiğim halde, yine de tedbiren bu duygu ve düşüncemi not ederek başlamış olayım … (Ne cümle ama!..)
“Bu tutuklamayı siyasi eleştirinin bastırılması olarak değerlendiriyoruz”
“IPI ve aşağıda imzası bulunan basın özgürlüğü, ifade hürriyeti ve basın meslek kuruluşları olarak gazeteci Fatih Altaylı’nın YouTube’daki canlı yayınında yaptığı siyasi yorumları nedeniyle tutuklanmasını şiddetle kınıyor, derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz.
Gazeteci ve köşe yazarı Fatih Altaylı, sosyal medyada çokça paylaşılan YouTube yayınından birkaç saat sonra 21 Haziran’da önce gözaltına alındı, sonra da tutuklandı. Söz konusu videoda Altaylı, Türkiye halkının yüzde 70’inin devlet başkanlarının süresiz görevde kalmasına karşı olduğunu gösteren bir anketi değerlendiriyordu.
Yayının ardından bazı sosyal medya hesapları, Altaylı’nın sözlerini bağlamından koparıp tehdit içerikliymiş gibi yansıtan video kesitlerini yaymaya başladı. Kısa süre içinde Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral da sosyal medya hesabından videoyu paylaşıp, ‘‘Altaylıııı! Suyun ısınmaya başladı’’ ifadelerini kullandı. Saral’ın paylaşımından yaklaşık 10 saat sonra Altaylı gözaltına alındı.
Türkiye’deki yasalar, azami cezası iki yıl olan suçlarla ilgili soruşturmalarda şüphelilerin tutuklu yargılanamayacağını belirtiyor. Altaylı da ilk olarak bu kapsamda değerlendirilmesi gereken tehdit suçu şüphesiyle gözaltına alınmıştı. Ancak savcılık daha sonra dosyayı yeniden değerlendirerek mağdurun Cumhurbaşkanı olması durumunda cezayı artıran maddeyi devreye soktu. En az beş yıl hapis cezası talep edilebilmesinin önünü açan bu madde uyarınca Altaylı’nın tutuklu yargılanmasının yolu açıldı. Ancak hukukçular, bu maddenin sadece fiziki müdahaleler için geçerli olduğunu, basın yoluyla yapılan sözlü açıklamalara uygulanamayacağını belirterek yasanın kapsamının aşıldığını ifade ediyor.
İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliği, savcılığın tutuklama talebini ‘‘suçun vasıf ve mahiyeti’’ ve ‘‘kaçma ihtimalinin yüksek olduğu’’ gerekçesiyle kabul etti.
Altaylı’nın tutuklanmasının ardından 23 Haziran’da Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) ise gazetecinin YouTube kanalı için 72 saat içinde internet yayın lisansına başvuruda bulunması, gerekli belgeleri sunması ve üç aylık lisans ücretini peşin ödemesi gerektiğini, aksi takdirde kanalın kapatılacağını duyurdu.
Aşağıda imzası bulunan kuruluşlar olarak bu tutuklamayı, cezai yasaların açıkça suistimal edilmesi sonucu siyasi eleştirinin bastırılması olarak değerlendiriyoruz.
Altaylı’nın sözlerinin suikast suçu kapsamında yorumlanması cezai sorumluluğu tehlikeli biçimde genişletmekte ve Türkiye’de ifade özgürlüğünü daha da zayıflatmaktadır.
Fatih Altaylı’nın derhal serbest bırakılmasını ve yetkililerin gazetecileri cezalandırmak için muğlak yasal düzenlemelere başvurmaktan vazgeçmesini talep ediyoruz.
Özgür basın, misilleme korkusu yaşamadan siyasi liderleri eleştirme ve fikirlerini ifade edebilme hakkına sahip olmalıdır.”
“Fatih Altaylı’nın derhal serbest bırakılması çağrısında bulunuyoruz”
Ayrıca bir de, Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) öncülüğünde 9 uluslararası gazetecilik meslek ve ifade özgürlüğü örgütü (MADDE 19 Avrupa, / Gazetecileri Koruma Komitesi – CPJ, / Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi – ECPMF, / Avrupa Gazeteciler Federasyonu – EFJ, / Yabancı Medya Derneği – FMA Türkiye, / Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği – MLSA, / İlerici Gazeteciler Derneği – PJA, / Sınır Tanımayan Gazeteciler – RSF ve Güney Doğu Avrupa Medya Örgütü – SEEMO) tarafından yapılan ve Altaylı’nın tutuklanmasını kınayıp ‘derhal serbest bırakılması’ çağrısını içeren ortak açıklamayı da ekleyip noktalamak istiyorum:
“Bildiride imzası bulunan kuruluşlar olarak, bu tutuklamayı eleştirel siyasi yorumları susturmak için ceza hukukunun açık bir şekilde kötüye kullanılması olarak görüyoruz.
Altaylı’nın sözlerinin ‘suikasta teşvik’ olarak yorumlanması ve hakkında tutuklama kararı verilmesi, Türkiye’de ifade özgürlüğünün daha da aşınmasına yol açacak tehlikeli bir cezai sorumluluğun genişlemesi anlamına geliyor.
Fatih Altaylı’nın derhal serbest bırakılması çağrısında bulunuyoruz ve Türk yetkilileri, gazetecileri yargılamak için belirsiz yasal hükümlerini kullanmaya son vermeye çağırıyoruz. Özgür basın, ifade özgürlüğünü ve misilleme korkusu olmadan siyasi liderleri eleştirme hakkını da kapsamalıdır.”
“Fatih Altaylı yorumlayamıyor!”
Bu başlık altında yapılan yayının bir buçuk milyona yakın kişi tarafından takip edildiği verisinden hareketle kendisine; “Fatih Altaylı yorumlasa da yorumlayamasa da!” başlıklı yazımla içten desteklerimi ve şu sıralar yapamadığı yorumlarla en kısa sürede yeniden buluşabilme dileğimi ifade ederek bitiriyorum.




1 Yorum
Ülkemizin üstü altından daha değerli DOKUNMAYIN…