Milas Emek ve Demokrasi Güçleri tarafından yapılan basın açıklaması/forum eyleminde, Akbelen direnişinin sembol isimlerinden Esra Işık’ın serbest bırakılması talebi yinelendi ve Milas halkına çağrıda bulunuldu:
“Milas, toprağına sahip çık!”
A. Kemal KAŞKAR –
Milas Emek ve Demokrasi Güçleri tarafından, geçen hafta tutuklanıp önce Muğla E Tipi Cezaevi’ne ve sonrasında da İzmir Aliağa Şakran Kadın Cezaevi’ne gönderilen Akbelen Direnişi’nin sembol isimlerinden Esra Işık’a destek olmak, serbest bırakılmasını talep etmek ve Milas halkının, acele kamulaştırmalarla yaşanan ‘mülksüzleştirme’ sürecine tepkisini yükseltmek için bir basın açıklaması eylemi yapıldı.
7 Nisan Salı günü Salı Pazarı Kapalı Pazaryeri girişinde yapılan eyleme, aralarında CHP, TİP, SOL Parti, DEM Parti, Yeşiller Sol Parti ve EMEP yöneticileri ve partili yurttaşlar ile ADD, Tüm Emeklilerin Sendikası, Eğitim Sen yönetici, temsilci ve üyelerinin yanısıra Milas 78’liler Platformu üyelerinin de bulunduğu kalabalık bir vatandaş topluluğu katıldı.
“Esra Işık yalnız değildir”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz”, “Her yer Akbelen, her yer direniş”, “Direne direne kazanacağız”, “Milas, toprağına sahip çık”, “ Susma, sustukça sıra sana gelecek” sloganlarının atıldığı ve pazar alışverişine gelen vatandaşların da büyük ilgi gösterdikleri açıklamada sunuşları yapan SOL Parti Milas İlçe Başkanı Hüseyin Yorulmaz, ilçemizde tarım arazilerinin tehdit altında olduğuna, Milas kamuoyunun bu büyük tehlike karşısında neler yapılabileceği üzerinde tartışıp ortak bir tavır almasının önemine dikkat çekti ve ilk sözü CHP Milas İlçe yöneticilerinden Av. Ali Bakbak’a verdi.
“Hak arama hürriyeti, hiçbir sermaye grubunun kâr marjından daha değersiz değildir”
Bakbak tarafından okunan ‘CHP Milas İlçe Başkanlığı’ imzalı açıklamada; Esra Işık’ın, maruz kalınan hak ihlalleri karşısında vatandaşların yıllardır yaptıkları gibi anayasal hakkını kullanarak olağan bir tepki verdiğine, somut dayanaktan yoksun suçlamalar ve ölçülülük ilkesine aykırı bir tutumla “kamu görevlisine mukavemet” gibi ağır ceza maddeleriyle ilişkilendirilerek, ‘istisnai bir durum’ olması gerektiği halde tutuklandığına dikkat çekilerek şöyle denildi:
“Söz konusu bölgede faaliyet yürüten maden işletmelerinin ekonomik çıkarlarını korumak adına, yargı mekanizmasının toplumsal tepkiyi bastırma aracı olarak kullanılması; toplumun adalete olan güvenini sarsmaktadır. Bu karar, doğayı katleden faaliyetlere karşı çıkan her sese verilen hukuksuz bir ‘gözdağı’ mahiyetindedir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu haksız tutuklama kararına karşı en üst düzeyde hukuki ve siyasi direnci göstereceğimizi beyan ederiz. Hak arama hürriyeti, hiçbir sermaye grubunun kâr marjından daha değersiz değildir.
Bu bağlamda; Esra Işık üzerindeki tutuklama tedbirinin derhal kaldırılarak tahliyesine karar verilmesini, hukuk kurallarının, güç odaklarının lehine değil, halkın ve doğanın haklarını koruyacak şekilde adil uygulanmasını talep ediyoruz.
Bu dava, sadece Esra Işık’ın değil; Türkiye’nin bir hukuk devleti olup olmadığının davasıdır. Süreci titizlikle takip edecek, bu haksız karara karşı her platformda sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. Adalet mülkün temeli, halkın ise en büyük güvencesidir. Bu güvencenin sarsılmasına müsaade etmeyeceğiz.”
“Doğamıza, havamıza, suyumuza hep birlikte sahip çıkalım”
Daha sonra Milas 78’liler adına Nevzat Çağlar Tüfekçi “Akbelen süreci ve Esra Işık” başlıklı açıklamayı okudu.
Muğla’da linyit madeni ruhsat alanları içindeki 48 köyün 26’sının Milas’ta olduğuna, bugüne dek ilimiz genelinde 8 köyün ya taşındığına ya da tamamen ortadan kaldırıldığına, ilçemizde ise 1979 yılından beri Sekköy, Hüsamlar ve Işıkdere köylerinin boşaltıldığına, şimdi de İkizköy, Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, Karacaağaç ve Karacahisar’ın arazileri için kamu yararı denilip acele kamulaştırma kararı verildiğine dikkat çekilerek başlayan açıklama daha sonra Esra Işık hakkında: “Akbelen mücadelesinin merkezinde yer alan İkizköylü genç bir kadın. 25 yaşında. 2019 yılında başlayan Akbelen mücadelesinin içinde büyüdü, pişti, yetişti… Akbelen’de Termik santrala karşı yürütülen mücadelenin içinde hep en önde oldu; topraklarını, ormanları, zeytinleri ve tüm yaşam alanlarını savundu. Bunun için tazyikli suya, biber gazına maruz kaldı, darp edildi, gözaltına alındı ama o hiç yılmadı. Tıpkı annesi Nejla Işık, Deniz Gümüşel, Zehra Ninesi, Aytaç Yengesi, Melahat Teyzesi, Ayşe Günay, Hasan Yorulmaz ve diğer büyükleri gibi mücadele etti. Akbelen’in, bir varoluş mücadelesinin önderi oldu! Şimdi o tutuklu. Altı köyün topraklarını, rezerv ömrü biten kömür uğruna ellerinden alabilmek, onların dirençlerini kırabilmek için Esra’yı tutukladılar. O tutuklansa da, Akbelen’de mücadele sürüyor” denilerek şöyle sürdü:
“Milas’ın % 70’i maden arama, ihale ve işletme ruhsatlı alanlar. Milas’ta şu anda 50’den fazla maden firması faaliyet gösteriyor. Onlarcası da sırada bekliyor. Milas’ın her tarafı; kuzeyden güneye, doğudan batıya delik deşik. Ormanlar kesiliyor, zeytinlerimiz sökülüyor, havamız kirleniyor, su kaynaklarımız kurutuluyor. Çok değil, 20 yıl sonra Milas’ta susuzluk ve kuraklıkla karşı karşıya kalınacak. Üretemeyeceğiz, tarım yapılamayacak. Bu sorun bir avuç çevrecinin sorunu değil, hepimizin ortak sorunu. Gelecek nesiller için doğamıza, havamıza, suyumuza hep birlikte sahip çıkalım. Çevreyi korumanın sağı-solu, ideolojisi yoktur. Doğa Ana, herkese kucak açmıştır ve onu korumak da hepimizin en temel görevi! Biz bu doğayı atalarımızdan miras almadık, çocuklarımızdan ödünç aldık! Acele kamulaştırmaya son verilsin, Esra serbest bırakılsın.”
“Esra Işık’ı asla yalnız bırakmayacağız”
CHP Milas ilçe yöneticilerinden Av. Ramazan Akkaya da, Esra Işık’ın tutuklanmasına ilişkin bir açıklama yapıp konuyla ilgili ileri sürülen bazı haksız iddiaları dile, gündeme getirerek, “Esra Işık’ın yargı mensuplarını hedef alması söz konusu değildir. Onun derdi, mücadelesi şirketledir. O, şirket karşısında toprağını, zeytin ağaçlarını, yaşamını savunmaktadır. Bu bakımdan, kendisine isnat edilen suç oluşmamıştır. En son, İzmir Aliağa Kadın Cezaevi’ne sevk edilmesi sonrasında başta İzmir Barosu olmak üzere kendisini asla yalnız bırakmayacağız” dedi.




