Süleyman GİRGİN –
Değerli dostlar; geçtiğimiz hafta iki önemli gelişme oldu.
İlki: Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 402 kişi hakkında İBB davasını açan 7 savcıdan biri olan, aynı zamanda Genel Başkanımız Özgür Özel ve Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba hakkında “rüşvet almak” suçundan dosya hazırlayan, İstanbul Cumhuriyeti Başsavcılığı döneminde Akın Gürlek’in Başsavcı Vekili olan Aykut Çelik’in Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na atanmasıydı.
Diğeri de CHP Grup Başkanvekilleri Ali Mahir Başarır ve Gökhan Günaydın’ın, Kılıçdaroğlu’nun MYK’sı tarafından, grup başkan vekilliklerinin düşürülmesiydi.
Hatırlarsanız, geçtiğimiz haftalarda, Genel Başkanımız Özgür Özel ve 5 milletvekilimiz hakkındaki dosyayı Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı, “yetkisizlik kararı” ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi.
Hatırlarsanız; bundan daha evvel de, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Genel Başkanımız Özgür Özel ve Genel Başkan Yardımcımız Veli Ağbaba hakkındaki iki dosya da, Özel ve Ağbaba’nın milletvekili olmasından dolayı yürütme yetkisinin Ankara’da bulunduğu belirtilerek, yetkisizlik kararı verilmiş ve dosya Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmişti.
Dosyaların gönderilmesinin hemen ardından, Akın Gürlek’in, Başsavcı Vekili olan Aykut Çelik’in Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na atanması ne anlama mı geliyor?
Un ve şeker hazır, geriye bunu karacak ve helva yapacak olan kişinin atanması anlamına geliyor tabii ki!
Diğer taraftan, Gökhan Günaydın ve Ali Mahir Başarır’ın grup başkanvekilliğinin düşürülmesinin hemen akabinde, TBMM’nin resmi sitesindeki, “grup başkan vekilleri” ünvanlarının kaldırılması da dikkat çekilmesi gereken diğer husus.
Anlaşılan o ki; 11 Haziran Salı günü yapılan CHP grup toplantısı konusunda, “Bu CHP’nin iç meseledir” diyerek inisiyatif almayı kabul etmeyen Numan Kurtulmuş, bu sefer Kılıçdaroğlu lehine bir tavır alacak gibi görünüyor.
Bu tavır değişikliğinin altında, Kemal Bey’in, saraya “Numan Kurtulmuş hakkında yaptığı sitem mi yatıyor acaba?” diye düşünmeden edemiyor insan.
Kısacası; hem iktidar hem de Kemal Kılıçdaroğlu daha da sertleşecek gibi bir görüntü var ufukta.
Hak, hukuk, adalet diyerek Ankara’dan İstanbul’a 450 km yol yürüyen Kemal Bey ve ekibi, gemi azıya almış gibi görünüyor.
Anlaşılan o ki; geçmiş dönemde, Erdoğan’ın, ne kadar kanun-kural tanımaz bir şekilde hareket edebildiğini defalarca tecrübe etmiş olan Kemal Kılıçdaroğlu, yine bu kanun-kural tanımazlığı, bu sefer kendi lehine sonuna kadar kullanmakta kararlı.
Bir zamanların, demokrat dedesi, şu an otokrasinin kayığına binmiş durumda.
Bir sonraki adımın, genel başkanımızı partiden ihraç ve isnat edilen çeşitli suçlarla içeri almaya çalışacakları olduğunu görmek çok da zor değil.
Ancak; “Ben, manevî miras olarak hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevî mirasım, bilim ve akıldır” diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün partisine gönül vermiş olan milyonlarca insanın, basma-kalıp ve biatçı davranmayacaklarını hesap edemiyorlar.
Bundan böyle umudun adı Özgür Özel’dir.
Adres; Özgür Özel’in olduğu yerdir. Çünkü soran, sorgulayan, düşünen, irdeleyen Cumhuriyet Halk Partisi seçmeni şunu çok iyi biliyor:
Bir tarafta arkasında devlet olan bir atanmış, diğer tarafta arkasında halk olan bir seçilmiş var ve Cumhuriyet Halk Partisi özgürleşecekse Özgür ile özgürleşecek.



