BAKTIKÇA – soru/yorum – A. Kemal KAŞKAR –
Ortalama insan ömrü ile hiç ilgilenmez tarih. “İşte geldik gidiyoruz, dünya gözüyle hiç olmazsa görebilseydik” dileklerinize konu olan hiçbir şey yoktur ki ilgi göstersin … Oralı bile olmaz. Çünkü tarihte: ‘Armut piş ağzıma düş’ diyerek özetlediğimiz bir beslenme biçimi yoktur. Yani her şey uzun uzun uğraşlar sonucu, bedeller ödenerek olursa olur. Olmazsa da olmaz. Genellikle de tarihe kıyasla kısacık ömürlere pek fazla bir şey de sığmaz aslında. Örnekse ‘devrim’! İlle de yaşarken göreceksiniz diye bir durum söz konusu değildir. Ne gam! Yolunda yürümek gerek. Bunun size katacağı: ‘Büyük İnsanlık’ topluluğuna dahil olmanın huzuru … Bu başka bir şey, ama görmek? “O kadar uğraştınız madem …” diye bir ölçüsü, bir tür ‘lehinize kanaat notu’ yoktur tarihin. Ayrıca hep iyiye, güzele, ileriye, yükseklere falan da gitmez! Tam aksi de olur. Acımaz. Kahreder pek çok zaman …
Ancak tarihte bazen bir-iki gün, uzun yıllara bedel değer katar kendisine, elbette bize de. Öğretir. Coşar, coşturur. Yine ölümler olur, acılar, hüzünler ille de … Ama hepsine değer!
Öylesi iki güne henüz 12 yaşımdayken tanık olmuştum. Elbette çok büyük ve yaşamımı çok etkileyen anılarım yok o günlere dair. Ama dünyayı nereden anlamam gerektiğine ilişkin bir büyük ders aldığım kesin o iki günden. Sonra sonra tercihlerime bakılırsa onlardan çok şey öğrendiğim kesin …
Benim ilk ‘kitlesel mücadele dersim’ …
…
Bugünden 56 yıl önce, 1970’te, çalışma yaşamını ve temel sendikalar mevzuatını düzenleyen 274 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Yasası ile 275 sayılı Sendikalar Yasası’nda değişiklik yapan tasarı, Millet Meclisi ve Senato’dan geçirilmiş ve yasalar 11 Haziran 1970’te Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’ın onayıyla yürürlüğe girmişti …
“DİSK’i fiilen kapatmaya dönük” bu değişikliklere başta, Kemal Türkler başkanlığındaki DİSK’e bağlı sendikalar tepki gösterdiler. Türkiye İşçi Partisi de yasayı, iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı.
DİSK’in tepkisi 15 Haziran 1970 sabah saatlerinde, İstanbul’da birçok noktadan yürüyüşe geçilmesiyle bir anda yükselmeye başladı. O yıllarda zaten birçok fabrikada demokratik/sendikal işçi mücadelesi sürdürülüyordu ve işçi sınıfı adeta istim üzerindeydi. İstanbul’un Anadolu yakasında Kartal’dan başlatılan yürüyüşe Ankara asfaltı boyunca fabrikalardan yoğun katılmalar yaşanmaya başladı. Bir başka yürüyüş kolu da Beykoz ve Paşabahçe’den Üsküdar’a doğru oluştu … Avrupa yakasında, Bakırköy-Topkapı-Sağmalcılar güzergahında da yürüyüş vardı.
16 Haziran’da Gebze’den yürüyüşe geçen işçiler, diğer yürüyüşçülerle birleşerek Bağdat Caddesi üzerinden Kadıköy İskele meydanına ulaştı. Kentin Topkapı dışındaki kesimlerinden gelen kollar birleşip Aksaray üzerinden önce Sultanahmet’e, oradan Cağaloğlu ve vilayetten geçip Eminönü’ne geldiler. Valilik tarafından alınan kararlarla işçilerin Beyoğlu tarafına geçmesi engellendi. Levent ve Beyoğlu’nda da küçük yürüyüş kolları oluşmuştu …
Gösterilere DİSK üyeleriyle birlikte Türk-İş üyesi olan yaklaşık 75 bin işçi katıldı. Yürüyüşlerin başladığı 15 Haziran akşamında Bakanlar Kurulu İstanbul ve Kocaeli illerinde 60 günlük sıkıyönetim ilan etti. Bu tablo içinde bazı sendikaların yöneticileri tutuklanıp yargılandılar. Kadıköy’de meydana gelen olaylarda Mutlu Akü Fabrikası işçisi Yaşar Yıldırım, Vinleks işçisi Mustafa Bayram, Cevizli Tekel Fabrikası işçisi Mehmet Gıdak, Esnaf Doğukan Dere ve Polis Memuru Yusuf Kahraman yaşamlarını yitirdiler … 16 Haziran’da ayrıca Ankara, Adana, Bursa ve İzmir’de de yürüyüşler, direnişler yapıldı.
Bu olup bitenler sonrasında CHP de yasanın iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Sonraki günlerde Anayasa Mahkemesi yasa değişikliklerini iptal etti.
Eylemlerden sonra direniş başlatan Gıslaved işçilerinden Lastik-İş sendikası üyesi Hüseyin Çapkan ve Aliağa rafinerisi inşaatında çalışan ve greve giden Yapı-İş Sendikası Genel Başkanı Necmettin Giritlioğlu’nun ölümleri de 15-16 Haziran Büyük İşçi Yürüyüşü ile anılıyor …
Bu büyük mücadelenin gözünüzde biraz daha canlanabilmesi için yürüyüşlere, eylemlere katılan işçilerin çalıştıkları fabrika/işletmelerden bazılarını da not etmek isterim: “Türk Demir Döküm, Sungurlar, Derby, Elektrometal, Rabak, Auer, Çelik Endüstrisi, Mutlu Akü, Vinileks, Otosan, Arçelik ve Vita …” *
…
Şimdilerde işçi sınıfı, özellikle de maden işçileri, ödenmeyen maaşlarını, fazla mesai ücretlerini alabilmek için yürüyor, yerüstünde ve yeraltında açlık grevleri yapıyor … Yeni haklar elde etme, ücretlerini yükseltme mücadelelerine ise bir türlü fırsat gelmiyor, verilmiyor … Ancak bunlar da işçi sınıfının sendikal mücadelesinin haysiyeti için çok büyük bir tarihsel değer taşıyor.
56 yıl öncesini de anıp anımsatarak, bu mücadele ruhunu saygıyla, sevgiyle selamlıyorum …
(* VİKİPEDİ Özgür Ansiklopedi’den yararlanılmıştır.)




