A. Kemal KAŞKAR –
Milas Emek ve Demokrasi Güçleri tarafından “Emperyalist Savaş Örgütü NATO’ya Hayır” Basın Açıklaması / Forum eylemi yapıldı.
6 Temmuz Pazartesi günü saat 18:30’da Milas Şehir Parkı’nda yapılan eylem, Milas Emek ve Demokrasi Güçleri adına, Eğitim Sen Milas İlçe Temsilciliği Yürütme Kurulu Üyesi Hüdaverdi Günay’ın sunuş konuşmasıyla başladı.
NATO’nun 36’ncı liderler zirvesinin 7 ve 8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da toplanacağını belirtip NATO’nun girdiği her yere kanı, kini, sömürüyü ve şiddeti taşıdığına dikkat çeken Günay, “Halklarımızın ihtiyacı daha fazla silah, daha fazla askeri harcama değil, iş, ekmek, özgürlük, demokrasi ve barıştır.
Bizler Emek ve Demokrasi Güçleri olarak savaşa ve savaş politikalarına karşı barışı savunuyoruz. Silahlanmaya ayrılan kaynakların emekçilerin, gençlerin, kadınların, çocukların ihtiyaçlarına ayrılmasını istiyoruz. Halkların kardeşliğini ve eşitliğini savunuyoruz. Ülkemizdeki yabancı askeri üslerin kapatılmasını savunuyoruz. Yapılacak zirveye karşı tüm emek ve demokrasi güçlerini ses yükseltmeye çağırıyoruz” dedi ve daha sonra sözü, Milas 78’lilerin açıklamasını okumak üzere Mustafa Kemal Fındıkçıoğlu’na bıraktı.
“Ülkemizin geleceğini emperyalizmin savaş örgütü NATO’ya teslim etmeyeceğiz!”
Sözlerine, NATO zirvesi öncesi başkent Ankara’da ‘olağanüstü hâl rejimi’ yaratıldığını, Ankara Valiliği’nin duyurduğu yasak kararlarıyla 28 Haziran -10 Temmuz tarihleri arasında toplantı ve gösteri yürüyüşlerinden basın açıklamalarına, bildiri dağıtımından pankart asılmasına kadar en temel demokratik hakların bile yasaklandığını belirterek başlayan Fındıkçıoğlu, 4 Temmuz’da İstanbul’daki Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün, Amerika Birleşik Devletleri’nin 250. kuruluş yıldönümü ve Bağımsızlık Günü dolayısıyla ABD bayrağını temsil eden kırmızı, beyaz ve mavi renklerle ışıklandırılma gösterisini ‘asla kabul etmediklerini’ söyleyerek şöyle sürdürdü:
“Zirve hazırlıkları için 10 milyar liranın üzerinde harcama yapılmış, yollar asfaltlanmış, evler boyanmış, kısacası Ankara’ya makyaj yapılmış ve zirveye katılacak liderlerin her türlü taleplerini karşılayabilmek için harekete geçilmiştir. Bu arada, NATO zirvesini protesto etmeye hazırlananlara karşı yoğun baskı ve şiddet politikaları uygulanıyor.
Siyasi iktidarımızın varlığını sürdürebilmek amacıyla, ülkemizi NATO’nun saldırgan stratejilerine ortak etmesini, topraklarımızı emperyalist müdahalelerin ve savaş politikalarının üssü haline getirmesini asla kabul etmiyoruz.
NATO, kuruluşundan bu yana halklara ve emekçilere savaş, işgal, yıkım ve istikrarsızlık getirmiştir. Darbelerden kontrgerilla faaliyetlerine, işgallerden bölgesel çatışmalara uzanan sicili bunun en somut kanıtıdır. Bugün de enerji kaynakları, ticaret yolları ve jeopolitik çıkarlar uğruna coğrafyamız yeni savaşların ve gerilimlerin merkezi olmaya sürüklenmektedir. Başta Ortadoğu olmak üzere bölgemiz emperyalist müdahalelerin, işgallerin ve saldırgan politikaların hedefi haline getirilmektedir.
NATO’nun içinde yer alan ABD emperyalizminin, uluslararası hukuku hiçe sayan, savaşları ve işgalleri meşrulaştıran, halkların iradesini yok sayan politikaları her geçen gün daha tehlikeli boyut kazanmaktadır. Soykırımlara ortak olan, otoriter ve antidemokratik rejimleri besleyen bu kötücül anlayış, dünya halklarını daha fazla yoksulluk, baskı ve çatışma ortamına sokmaktadır.
Bizler çok iyi biliyoruz ki bu savaş politikalarının bedelini tarihin her döneminde olduğu gibi yine halklar ve emekçiler ödemektedir. Silahlanmaya ve askeri harcamalara ayrılan kaynaklar; gıdadan, sağlıktan, barınmadan, eğitimden, üretimden ve kamusal hizmetlerden çalınmaktadır.
Emperyalist-kapitalist sistemin yarattığı krizlerin faturası, ülkemiz başta olmak üzere dünyanın dört bir yanında işçilere, emekçilere, gençlere ve emeklilere daha fazla yoksulluk, güvencesizlik ve geleceksizlik olarak kesilmektedir.
Halkların gerçek ihtiyacı savaş politikaları olamaz. Halkların gerçek ihtiyacı barışın, eşitliğin, demokrasinin ve özgürlüğün hâkim olduğu bir yaşamdır.
Ülkemizin geleceği emperyalist merkezlerde, NATO karargâhlarında ya da uluslararası sermayenin çıkar hesaplarında değil, emeğiyle geçinen, üreten ve ülkesine sahip çıkan milyonların örgütlü mücadelesiyle kurulacaktır.
Ülkemizdeki tüm NATO üsleri kapatılmalıdır!
Bir savaş örgütü olan NATO’dan derhal çıkılmalıdır!
Savaşa, işgale, emperyalist müdahalelere ve gericiliğe karşı yaşamı, barışı, demokrasiyi, laikliği ve tam bağımsızlığı savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz.”
“Kahrolsun NATO! Kahrolsun emperyalizm!”
SOL Parti Milas İlçe Başkanı Hüseyin Yorulmaz da, “NATO, savaşların, işgallerin, darbelerin adıdır. Halkların tüm değerlerini sömürgeci güçlere aktaran, yer altı ve yer üstü tüm varlıklarına el koyan, halkları birbirine kırdıran emperyalist bir saldırı örgütüdür. NATO, ABD emperyalizminin askeri karargahıdır. Kurulduğu günden bu yana tüm dünyada “ittifak” maskesiyle dolaşan bu savaş örgütü, bugün de halklara kan, gözyaşı ve yoksulluktan başka bir şey getirmemiştir” diyerek başladığı sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kore’den Vietnam’a, Yugoslavya’dan Libya’ya, Afganistan’dan Suriye’ye, NATO’nun olduğu her yerde kan, gözyaşı büyüdü. Şimdi aynı senaryoyu Ukrayna ve Karadeniz üzerinden ülkemize dayatıyorlar.
İncirlik, Kürecik, İzmir gibi üsler Türkiye’nin üsleri değil, Pentagon’un ileri karakollarıdır. Ülkemiz Ortadoğu’daki her çatışmada hedef tahtası olmaktadır.
Bir yılda NATO’ya, silah baronlarına aktarılan para ile milyonlarca yurttaşa iş, aş, konut sağlanabilirdi. Bizim vergilerimizle oluşturulan kaynaklarımız, bu katil örgütün taşeronlarına aktarılmaktadır.
Dış politikamız Washington’da, Brüksel’de yazılamaz. Türkiye egemen bir ülkedir ve NATO’ya zincirlenemez. Kaderimizi ABD, NATO, Trump değil biz belirleriz. İktidar, Trump ve katil NATO’nun kanlı planları için milyarlarca dolar harcıyor; havaalanları ve yollar yapıyor, geçiş güzergâhlarındaki evleri boyuyor, derin yoksulluğun üzerini örtmeye çalışıyor. Yoksulluğa ve savaşa karşı ses çıkaran halka ise adeta bir ‘fiili OHAL’ uyguluyor.
Sol Parti olarak talep ediyoruz:
Bu ülke ne ABD’nin arka bahçesi ne de NATO’nun savaş alanı olamaz. NATO’dan derhal çıkılmalı ve tüm yabancı üsler kapatılmalıdır. Türkiye, savaşın değil, barışın ülkesi olmalıdır. Halkın kaynakları silah lobilerine değil halka aktarılmalıdır.
“NATO’yu ülkemizde istemiyoruz!”
TİP Milas İlçe ve Muğla İl örgütleri adına konuşan Nihat Yavuz, konuşmasına, “Bugün Milas Emek ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısıyla bir araya gelerek yalnızca bir basın açıklamasına katılmıyor; emperyalist savaş politikalarına, halkları yıkıma sürükleyen düzene ve NATO’nun dünyaya dayattığı savaş politikalarına karşı sözümüzü büyütüyoruz” diyerek başladı ve şöyle sürdürdü:
“NATO, kurulduğu günden bu yana barışın değil savaşın; halkların kardeşliğinin değil emperyalist çıkarların örgütü olmuştur. Bugün Filistin’den Ortadoğu’ya, Ukrayna’dan dünyanın farklı coğrafyalarına kadar milyonlarca insanın yaşamı emperyalist rekabetin bedeli haline getirilmiştir. Bombalanan kentler, yerinden edilen halklar ve yaşamını yitiren siviller, bu savaş politikalarının acı sonucudur.
Türkiye İşçi Partisi olarak biliyoruz ki; savaşlardan kazanan halklar değil, silah tekelleri, enerji şirketleri ve emperyalist güç odaklarıdır. Emekçiler ise yoksullukla, işsizlikle ve geleceksizlikle ve acılarla baş başa bırakılmaktadır. Savaş politikaları içeride baskıyı, dışarıda işgali ve sömürüyü büyütmektedir.
Bizler, halkların birbirine düşman olmadığını; düşmanın emekçileri birbirine kırdırarak çıkar sağlayan emperyalist düzen olduğunu yıllardır ısrarla söylüyoruz. Eşit, özgür ve barış içinde bir dünya ancak halkların dayanışmasıyla mümkündür. Bu nedenle bir kez daha haykırıyoruz:
İşgale, sömürüye ve halk düşmanı politikalara hayır! NATO’yu ülkemizde istemiyoruz!”
“Baskı değil, demokrasi, özgürlük ve adalet istiyoruz”
‘Bir Kürt Demokratı’ olarak konuştuğunu belirten Mehmet Kurt ise, son günlerde adım adım genişleyen bir baskı rejimiyle karşı karşıya olduğumuzu, NATO zirvesi sebebiyle baskıların sokaktan akademiye, sahneye, habere kadar hayatın her alanını kuşattığını belirterek, “Bize ve sosyalistlere yönelik gözaltılar münferit değildir. Örgütlü bir sindirme politikasıdır. Ekonomik kriz derinleşirken, gençler geleceksizliğe, emekçiler yoksulluğa, haklar adaletsizliğe mahkum edilmiştir. Bizim gibi itiraz edenleri bastırmak, düşüncelerimizi cezalandırmak ve hakikatın sesini kısmak istemekteler. Biz de yetkililere sesleniyoruz: Sözden, sanattan, bilimden, basından ve gerçeklerden elinizi çekin. Bizler baskı değil, demokrasi, özgürlük ve adalet istiyoruz” dedi.
Sloganlar …
Basın açıklaması / Forum süresince; “Baskılar bizi yıldıramaz”, “Emperyalistler, işbirlikçiler; 6. Filo’yu unutmayın”, “NATO’dan çıkılsın, yabancı askeri üsler kapatılsın”, “Kahrolsun NATO, Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye”, “Eli kanlı NATO, ülkemizden defol”, “Kahrolsun Amerikan Emperyalizmi”, “Savaşa, sömürüye, NATO’ya geçit yok”, “Saraysız Saltanatsız tam bağımsız Türkiye”, “Savaş için değil Halk için bütçe”, “NATO defol, bu memleket bizim”, “ABD defol, bu memleket bizim”, “Kurtuluş yok tek başına, Ya hep beraber Ya hiç birimiz” sloganları atıldı.




