BAKTIKÇA – soru/yorum – A. Kemal KAŞKAR
Her zaman böyle olmuyor. Bunca derinleşmiyor acısı insanın her zaman. Zaman zaman …
Acı nasıl yaşanır? Yürekte yangın? … Ateş düşmüş nefes nefese yangın … Sessiz gözsüz ıssız yerlerinden geçerken dağların, uzaklardaki gümbür gümbür kalabalıklar sanki yanıbaşınızda.Size, heyecanla “Ben böyle kalabalık görmedim’ dedirtecek kadar.İçiniz kıpır. Aşk kıpırı bir kalkışma göğüs kafesinizde. Bildiğiniz kafes değil o, en büyük gökyüzünüz aslında. Sınırsız, sonsuz. Yüreğiniz sınırda, ağzınızda sonsuz heyecan. Diliniz, dönülmez ufuklarda dolaşan cümlelerle sarmaş dolaş tutuk. Bir türlü içinden çıkılamaz gibiyken kuyu, meğer yıllarcadır birikmiş kocaman bir ışık varmış yukarıda. Çok parlak güneş. Bir varmış bir yokmuş. Gözler yalan söylemiyor gene. Varsa yoksa güneş! Göz görmese de gönül katlanıyor böyle zamanlarda. Gönül işte!
…
‘Acı’yı daha nasıl anlatabilirim. Belki de buna ‘acı’ dememeliyim … Ya da “acı” dediğime bakmayın siz: Haklı olduğumuz duygusu örneğin. Ya da asla vazgeçmeme kararlılığı. Nelerden nelerden vazgeçtiğimiz mücadeleler için daha neler verebiliriz coşkusu da diyebilirim. ‘Ne güzel insanlar’ cümlesini de ekleyebilirim.
Kanatlanmak da olabilir. Yüksek yüksek tepeler … Uç uçabildiğinkadar, indirebilene aşk olsun! Durdurulamaz …
Zaman zaman durdurulamıyor insan. Yalnızlık kadar derinlerden gelip uçup giden acılar içindeyken birden şaşırtıcı şekilde kalabalıklaşıyor. Dayanıksız gözlerle kalabalığa karışıyor. Çok uzaklardan gelenler var. Her şey göz önünde … Uzaklara gidiyorlar sanmayın sakın. Uzak diye bir yer olmadı hiçbir zaman. O hepimizin yanılgısı … Belki de işimize öyle geldiği için ‘uzaklar’ diyoruz zırt pırt! Yoksa hepimiz şunu çok iyi biliyoruz:
Herkes yaşıyor!
…
Can Baba (Yücel), 12 Ağustos 1999 tarihinde ayrılmıştı aramızdan. Bir yıl sonra Datça Belediyesi tarafından 18 Ağustos 2000’de düzenlenen anma etkinliğine katılacak olan Genco Erkal’ı bir gün öncesinde Türkiye Maden-İş Sendikası Yatağan Şubesi, Milas ÖNDER Gazetesi ve Milas Radyo Gözlem’in katkılarıyla Milas’ta konuk etmiştik. 17 Ağustos Perşembe akşamı, Milas Açık Hava Tiyatrosu’nda “CAN” adlı tek kişilik oyununu sahnelemişti Genco Erkal. Milas için, Milaslılar için, özellikle de Ovakışlacıklılar için unutulmaz bir buluşmaydı.
…
Çok sayıdaki site kooperatifinin ovada yer satın alıp alıp kuyular açarak çekip durdukları sular yüzünden Ovakışlacık köyümüzdeyeraltı suları tuzlanmış, köylü vatandaşlar üretim yapamaz olmuştu. Tuzlanan topraklar hızla çoraklaşıyordu. Köylünün tadı kaçmıştı. Bu nedenle Mayıs ayında bir mücadele başlatmışlardı. Bu mücadelede, Bergama’da Eurogold altın madenine karşı mücadelelerden tanıdığımız Bergama Çevre ve Nükleer Karşıtı Platform Yürütme Kurulu Başkanı Oktay Konyar da Ovakışlacıklılarla birlikteydi.
25 Mayıs 2000 Perşembe gün ağarırken Ovakışlacık’tan meşalelerle yürümeye başlayan Ovakışlacıklılar adım başı ‘Hâyır’ diyorlardı. Binlerce kişi adeta durmadan ‘hâyır’ diyordu. Çok etkileyici bir eylemdi. Çok güzel fotoğraflardı. “Güneş ufuktan şimdi doğar / Yürüyelim arkadaşlar …” fotoğrafını gözünüzün önüne kolaylıkla getirebilirsiniz sanırım. Üstelik ellerde de meşaleler! Ne güzel fotoğraflar …
İşte o Ovakışlacıklı vatandaşlar, CAN oyununa, ellerinde bahçelerinden topladıkları Can Baba’nın çok sevdiği günebakanlarla katılıp Genco’dan, mücadelelerine destek olmasını istemişler ve “Elbette hep sizin yanınızdayım. Sizi destekliyorum. Emin olun, Can Yücel şiir yazmaya devam edebilseydi mutlaka sizleri de yazardı” yanıtıyla çok mutlu olmuşlardı.
…
31 Temmuz, annemin aramızdan ayrıldığı gündü. ‘Annemsizkaldığımız gün’ olarak kayıtlı bir gündü yani.
Annem de 86 yaşındaydı. Bütün büyüklerimiz gibi ‘daha yıllarca yaşlanabilirler’ gibi gelirdi bize. Ama …
3 yıl sonrasında Genco Erkal’a da aynı gün veda etmek zorunda kaldık.
Daha yıllarca yaşlansaydı ne iyiydi. Ama yaşamıyla bizim için sonsuz. Yoldaş dediğin de öyle olur zaten. Yolumuzu şaşırmamamız için sonsuza kadar yıldız …
Sevgiyle, saygıyla uğurluyoruz.




