A. Kemal KAŞKAR –
Aslanyakalılar neredeyse yirmi yıldır adeta diken üstünde yaşıyor. Köyde 2004 yılında açılmış ve yaklaşık on yıl kullanıldıktan sonra terk edilmiş olan taş ocağı alanı, ilimizde 2014 yılında Büyükşehir modeline geçilince kapatılan Beçin Belediyesi tarafından ‘atık alanı’ olarak kullanılmak istenmiş ve fakat Aslanyakalıların tepkisi üzerine belediye bu kararından geri adım atmıştı.
Daha sonra bu alan yeniden ve üstelik kapasite arttırılarak taş ocağı olarak kullanılmak istenmiş, bu yönde hazırlanan ve ‘ÇED gerekli değildir’ belgesi ile faaliyete geçmesi yönünde girişimlerde bulunulan projeye karşı Aslanyakalılar başlattıkları hukuk mücadelesini kazanmışlardı.
Vatandaşların açtıkları davada Muğla 3. İdare Mahkemesi, 30 Kasım 2022 tarihinde Muğla Valiliği’nin ‘ÇED gerekli değildir’ kararını iptal etti. Valilik ve şirket tarafından yapılan temyiz başvurusu ise 23 Şubat 2023 tarihinde Danıştay 6. Dairesi tarafından oybirliği ile reddedildi.
Bu kararın ardından Aslanyakalılar, bu kez başka bir projeyle, çok yakın bir alanda açılmak istenen yeni bir taşocağı açma girişimine de engel oldular.
Vatandaşlarımızın ortaya koydukları ve yıllardır mahkeme kararlarıyla da desteklenip haklılığı belgelenmiş “Köyümüzde taş ocağı istemiyoruz” iradelerine rağmen şu sıralar Aslanyaka’da yine-yeni bir taş ocağı için adımlar atılmak isteniyor.
Bu girişimler karşısında bir kez daha köylü vatandaşlarımızormanı, ağaçlarını, zeytinlerini, özetle yaşam alanlarını koruma mücadelesi başlattılar.
Aslanyaka çöl olmasın!
Konuyla ilgili olarak Aslanyakalılar tarafından hafta içinde yapılan açıklamada “Aynı bölge – Aynı Şirket – Aynı Proje” ara başlığı altında şu ifadelere yer verildi:
“25 Eylül 2024 tarihinde, 2023 yılında ÇED süreci sonlandırılan alana aynı dosya ile tekrar ÇED süreci müracaatı yapılmış. Ormanlık alana müracaat eden şirket 1853 Kızılçam ağacını keseceğini yazmış. MUÇEP (Muğla Çevre Platformu) Milas Temsilciliği olarak alanda yaptığımız inceleme neticesinde en az 5 bin Kızılçam ağacının talan edileceğini gördük. Alandaki kızılçamların kesilmesi ve burada taşocağı faaliyeti yapmanın tam anlamıyla bölgede ekokırım oluşturacağı nettir. Daha iki ay önce Aslanyaka köyünün batısındaki ormanlar büyük bir orman yangını ile yok oldu. Aslanyaka’nın kuzeyindeki bu orman da kesilirse hem iklim yönüyle hem de ekolojik yönüyle bir kırılma oluşturacaktır. Valilikler genelge yayınlayıp ‘ormana girmek şu tarihler arası yasaktır’ diyor ama ne hikmetse şirketler iş makineleri ile ellerini kollarını sallayarak ormanlarımızı talan ediyor. Genelge, şirketlere ayrı uygulanıyor anlaşılan. Bizler Aslanyaka köylüleri olarak buna izin vermeyeceğiz. Aslanyaka Muhtarı ve köylüleri olarak 34 arkadaşımızın imzasıyla Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ile ÇED ve Çevre İzinleri Şube Müdürlüğü’ne; Aslanyaka’da taşocağı istemediğimizi belirttiğimiz, projenin ÇED sürecinin sonlandırılmasını istediğimiz dilekçeler verdik.
Bizler biliyoruz ki bu proje uygulanırsa havamızın, suyumuzun nasıl kirleneceğini, sağlığımızı nasıl olumsuz etkileneceğini geçmişte şirketin faaliyetlerinden tecrübe ettik. Zeytinlerimizin nasıl etkilendiğini fiziki olarak yaşayıp öğrendik, biliyoruz. Zeytinlerimizin verimliliği toz yüzünden neredeyse yok edilmiş, zeytin ağaçlarımız kurumaya yüz tutmuştu. Zeytin ve zeytinyağı bizim ekonomimizi oluşturduğu için bu durum bizlerin geçimini olumsuz etkilemiştir. Birkaç şirket sahibi para kazanacak diye yüzlerce kişi ve çevresindeki tüm insanların hem yaşam kalitesini hem de ekonomisini olumsuz etkileyecek bu projeyi istemiyoruz.
Milas’ın dağları, denizleri, ovaları, her yeri rant için saldırı altında. Güllük’te halihazırda bir liman var olmasına rağmen, çok büyük kapasiteli bir ‘yat limanı’ projesi hayata geçirilmeye çalışılıyor. Liman imalatında çok büyük miktarlarda taş kullanılacak. Bunun yanında Ali Ağaoğlu’nun projesi tüm engellemelere rağmen devam ediyor. Bunlar gibi onlarca talan projeleri mevcut. Aslanyaka taşocağı ile taş talebi yönüyle kesişen bir konu. İştah açıcı bir ‘taş pazarı’ var.
Bizler Aslanyakası’nda taşocağına izin vermeyeceğiz. Doğamıza, havamıza, suyumuza, yaşam alanlarımıza sahip çıkarak onları,atalarımızın koruyarak bize bıraktığı gibi gelecek nesillere bırakacağız.
Çam gider çalı kalır, çalı gider çakıl kalır. Aslanyaka çöl olmasın!”




