BAKTIKÇA … – soru/yorum – A. Kemal KAŞKAR
2024 de aldı başını gidiyor. Masaüstünde yeni yıl için yine iyi dilekler.
Neresi yeniymiş yaşayıp göreceğiz. Yoksa “yine daha kötüsü ‘yeni’ymiş” mi diyeceğiz? Öyle olmasın diye neler yapabileceğiz? Bütün çabamız birer yudum huzur. Gökyüzüne bakıp uçuşmak da dahil. Sancısız, mutlu. Ama öte yandan, ipinin ucunu ellerimizden kaçırmamak için sıkı sıkıya tuttuğumuz bir uçurtma olan dünyamız, sert rüzgarlarla savrulmakta. Çok zor bir durum bu, çok da sancılı. Büyük gerginlikler içinde. Yeryüzümüz, çoğalan kaza ihtimalleriyle çok yorucu bir yer … Büyük kaygılar içindeyiz. Nasıl dayanıyoruz bütün bu hallere? Ne dayanıklıymışız meğer … Yüreklerimizi ferah tutmak giderek zorlaşsa da bizden başka çaresi yok geleceğin. Gelecek için nöbete devam …
…
Tam da yağmur başlamıştı yazmaya başladığımda. Hem de ne yağmur. Akşam yağmuru. Hava da tatlı tatlı kararıyor bir yandan. İçimde bir büyük endişe. Gözlerimi sokağa bırakıp beklediğim o an farkettim ne çok sancıyı biriktirmiş olduğumu yıllardır. Çok azı bile insanı ağır yaralayabilecek kadar çok sancı … Dört bir yanımızda bunca sancıyla nasıl baş edebilmişiz …
…
Kapı mı çaldı?
…
‘Ne iyi yaptınız da geldiniz.’
Ne güzel bir karşılama sözümüzdür.
“Nasılsınız”a yanıt olarak: ‘Seni gördüm daha iyi oldum’ da öyledir.
Ya da: “Başka bir isteğin var mı” diyen birine: ‘Sağlığın’ diyerek gülümsemek de …
İnsan insana ne güzel buluşmalarımızdır bunlar. Huzur. Sevgi.
‘Böyle şeyler kalmadı, öldük bittik’ demeye çalışmıyorum. Bu iletişim güzelliklerimizi öne çıkarmak için yazdım bunları.
‘Ne iyi yaptı da geldi’ dediğim yeni yıl, her şeye rağmen hoş gelsin demek istiyorum … Mücadelesiz yıl olmaz demek istiyorum …
…
Siz sevgili okur yazarlarımla her buluşmamda en çok ‘yazıma nasıl başlasam’ diye uğraşırım. En çok ‘başlamak’ üzerinde çalışırım. Bana göre ‘başlamak’ bir tür karşılaşmak ve dolayısıyla kucaklaşmak olduğu için o sıcak içtenliği yakalamaya çalışırım. Bu nedenle, doğrudan, sevgili okur-yazarlarıma seslenen girişlerden çok hoşlanırım. Önce kucaklaşmış sonra karşılıklı oturmuş da gülümseyerek başlamışız gibi olalım diye sohbete. Nerdeeeen nereye …
‘Eskisi gibi’ demeden. Çünkü her şey yenilenen bitmek bilmez yolculuğumuz olmalıdır. Kimse veda etmemelidir. Herkes yaşamalıdır. Ya da herkes yaşatılmalıdır. Kalabalık olunmalıdır. Nefes.
Zaman zaman ağlamaklılık hâli bile iyi gelir insana. İnsan ağlayabilmelidir. Gözler de nefes alabilmelidir. Tıpkı kulaklarımız için sesin nefes olması gibi … Sesler çoğalmalıdır. Yeni yıl da böyle başlamalıdır.
…
Benimkisi her geçen yıl azalıştan kaynaklı bir büyük boşluk değil. Aksine çok doluluk hali. Durdurulamıyor bir türlü. Yağmur. Göz göze yağmur geçişleri. Bir uçtan bir uca, hatta uçsuz bucaksız …
Biraz zor oluyor ama hep iyi şeyler, iyilikler düşünmeye çalışıyorum. Aklımla baş etmeye çalışıyorum. Büyük yorgunluk. Şu sıralar, aklımda ne çok şeyin birikmiş olduğuna çok şaşıyorum. Her bir haber, her bir yazı, kitap, şiir, kaza, ölüm, hastalık, ayrılık, hepsi. Gelmiş bende kalmış hepsi. Öylece bir kocaman dağ olmuş sanki dört bir yanımda. Çıkabilene aşk olsun. Nefes nefese yüksek. Yardım çağrılarımı yeni yıl duyuyor. Yazmak yola çıkmak, yaza yaza yeni yıl, ne güzel yolculuk. Başarısızlıklar da dahil. “Yenilen ordular iyi öğrenirler”deki gibi … Hepsine ilaç olacak bir başlangıçtır yeni yıl.
…
Yağmur çiseliyor şu sıra dışarda. Yağmur önemli. Görmezden duymazdan gelinemez. Müzik.
…
Suriye’yi konuşuyoruz. İşi gücü bıraktık ille de Suriye. Niye?
Bir de ‘asgari ücret’ belirlediler geçende. 22 bin 104 lira!
Bir de Merkez Bankası politika faizini kırk yedi buçuğa düşürmüş. Ne olmuş, kazayla elinden mi düşürmüş?
Faiz sebepti, şimdi de ‘asgari ücret sebep’ mi olmuş enflasyona?
Yap boz! Aslında ‘yap’ılan bir şey yok, yapılan ‘hep boz’!
Yeni yıl yine emeklilerin, yine asgari ücretliler başta olmak üzere işçilerin, emekçilerin, yine çiftçilerin, yine esnafın yılı olacak, bu kesin (!)
Olsun bakalım.
İpin ucunu bırakmak yok.
İyilik dileklerimizle yeni yılı coşkulu merhabalarla karşılayıp yine yine iyi dileklerle, yine umutlarla ona ‘ne iyi yaptın da geldin’ diyoruz.




