A. Kemal KAŞKAR –
Deştin-Bayır’da yapılmak istenen çimento fabrikası için 3 Temmuz 2025 tarihinde 3. ÇED’in bakanlıkça onaylanmasının ardından Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin açtığı iptal davasından sonra, 43 kişi ve 12 demokratik kitle örgütü (Deştin Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, Deştin Sulama Kooperatifi, Alaşar Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, Akdeniz Yeşilleri Derneği, Muğla Çevre ve Ekoloji Politikaları Derneği (MUÇEP), Muğla Barosu, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, TMMOB Mimarlar Odası, TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, TMMOB Metalurji ve Malzeme Mühendisleri Odası, Türk Tabipler Birliği ve Türk Toraks Derneği) tarafından da 3. ÇED olumlu kararının iptali için dava açıldı.
Davanın açılması sırasında Deştin Çevre Platformu, Bayır Çevre Komitesi ve MUÇEP Merkez İlçe ( Menteşe) Meclisi tarafından yapılan ortak açıklamada, “Bizler başta Deştin olmak üzere yöre köylüleri, yaşam savunucuları, demokratik kitle örgütleri ve bizlere desteğini esirgemeyen yerel yönetimlerimiz Muğla Büyükşehir Belediyesi, Menteşe Belediyesi ve Yatağan Belediyesi ile birlikte çimentocuların Çevre Bakanlığı iş birliğindeki yeni saldırılarına da boyun eğmeyeceğiz. Ayrıca halkın bütün karşı çıkmalarına rağmen TBMM’den geçirilen Torba Maden Kanunu vesilesiyle sermayenin havamıza, suyumuza, toprağımıza, zeytinimize, ormanımıza ve tüm yaşam alanlarımıza yapacağı saldırılara karşıda uyanık olacağımızı ve direneceğimizi buradan ilan ediyoruz. Muğlalılar olarak çimentocu şirket Muğla’yı terk edene kadar mücadelemiz sürecektir” denildi.
“Mahkemelerin verdiği bütün kararlar yok sayılmıştır”
Yerel mahkeme tarafından iptal edilmiş ve iptali de Danıştay tarafından onanarak kesinleşmiş olan 2. ÇED raporunun yürürlükteki yasalara aykırı bir şekilde 2009/7 genelgesi kapsamına sokularak tekrar gündeme getirilip 3 Temmuz 2025 tarihinde bakanlıktan ‘ÇED Oluru’ alınmasının ‘suç teşkil’ ettiğine dikkat çekilen açıklamada, yaklaşık 20 yıl boyunca yaşananlar şöyle özetlendi:
“52 Hammadde Ocağı ve Çimento fabrikası ile 36.000 dönümlük orman ve tarım alanlarının yok edilmesine yol açacak 1. ÇED raporunu da bakanlık incelemiş bir kusur bulunmayarak 2006 yılında ÇED Olumlu raporu vermişti. Deştin köylülerinin Çevre Bakanlığı’na karşı ÇED iptal davası açmasıyla önce yürütmeyi durdurma kararı verilmiş, sonra da 2015 yılında 1. ÇED iptal edilmişti.
Çevreyi korumakla yükümlü Bakanlık bürokratları 36.000 dönümlük bir alanı yok edecek ekolojik ve ekonomik yıkım projesine neden onay verdiklerini hiçbir zaman açıklamadılar.
Çimentocular 1. ÇED iptal davası sürerken Muğla Çimento isminde yeni bir şirket kurularak bunun üzerinden 2010 yılında 2. ÇED başvurusunu yaptılar.
13 Hammadde Ocağı ve Çimento Fabrikası ile 7.750 dönümü yok etmeyi planlayan bu 2. ÇED başvurusu da çevreyi koruma yükümlülüğü bulunan bakanlık tarafından incelenmiş ve ne hikmetse yine hiçbir kusur bulunmayıp 2014 yılında 2. ÇED Olumlu raporu verilmişti.
Bakanlık 2. ÇED Olumlu kararını halktan gizlediği için ekolojik ve ekonomik bu 2. yıkım projesine ancak 2022 yılı başında dava açılabilmişti.
Deştin köylülerinin ve yaşam savunucularının Bakanlığa karşı açtıkları 2. ÇED iptal davası 20 ay sürdü.
Bu süre içerisinde belediye tarafından ruhsat verilmesini ve mahkeme tarafından da yürütmeyi durdurma kararı verilmemesini fırsat bilen çimentocular hızla çimento fabrikası inşaatına devam ettiler.
Sonunda 2. ÇED Raporu da 7 Eylül 2023 tarihinde yerel mahkeme tarafından iptal edilmiş ve bu iptal Danıştay tarafından 11 Ocak 2024 tarihinde onaylanmıştır.
ÇED raporu iptali sonrası yapı inşaat ruhsatı ardından da belediye meclislerimizce imar planları iptal edilmiştir.
Bakanlık bürokratların yüzleri hiçbir şekilde kızarmadığı gibi çimentocularla yine iş birliği içinde, bilirkişiler tarafından % 100 kusurlu bulunarak iptal edilmiş olan 2.ÇED raporu, yasalara aykırı bir şekilde 2009/7 genelgesi kapsamına sokularak tekrar değerlendirmeye alınmış ve 3. ÇED (revize 2. ÇED) Oluru verilmiştir.
3. ÇED’de hammadde ocak sayısı 5’e düşürülmüş ve 3 bin 782 dönümü orman olan 3 bin 958 dönümlük alanın çimento üretimi için yok edilmesi planlanmıştır.
Projede kesilmesi öngörülen ağaç sayısı 203 bin adettir.
Bu kararla çimento fabrikasına 3 km yarıçaplı bir alan içinde kalan 13 parsel tescilli zeytinlik ve 178 parsel zeytin dikili tarla yok sayılmıştır.
Bu projeyle yarım kalan ekolojik ve ekonomik yıkım projesinin tamamlanması öngörülmektedir.
Halkın 20 yıldır sürdürdüğü çimento karşıtı mücadelesi yok sayılmıştır.
Mahkemelerin verdiği bütün kararlar yok sayılmıştır.
Yine başta Deştin olmak üzere çevredeki bütün yerleşim yerlerinin havası, suyu, toprağı, insanı, hayvanı, bitkisi, bağı, bahçesi, ağacı, ormanı tehdit altındadır.
Zirai sulama amaçlı kullanılan Bayır Barajı ve Kazan Gölet’i tehdit altındadır.”
Deştin çayı tehdit altındadır. Muğla’nın içme suyu kuyuları tehdit altındadır.”




