Yılmaz Kaya AYLANÇ –
Gerçek olan ne, hangisi doğru, gerçek mi bütün bu yaşadıklarımız? Bu denli vicdansız bir düzen organize edilebilir mi? Devlet ne hale gelmiş?
Hani yıllardır yazıyoruz, “liyakat olmadan”, “liyakata önem ve değer verilmeden olmaz” ve böyle yüzlerce cümle.
Sandılar ki, onlar yapıyorsa biz de yapabiliriz. Ama ne var ki, ben de yaparım, okulda da ne öğretiyorlar ki, aman canım 10 puan düşürsek de bizim çocuklar girse ne olur, birkaç tane araya sıkıştırmakla bir şey olmaz, çok büyüttünüz bu işleri, sadece siz mi yapabilirsiniz, Monşer bunlar, bu düzeni yıkacağız, vesayet sistemini yok edeceğiz.
Ne çok duyduk bu cümleleri de değil mi?
Peki şimdi neler yaşıyoruz?
Her türlü suç örgütü ülkemizde cirit atıyor. Neredeyse Avrupa’nın tüm mafyaları burada. Artık mafya ihraç etmeye bile başladık. Fetö çetesinden hâlâ kurtulmaya çalışırken, yeni doğan çetesini henüz unuttuk mu?
Şimdi de dijital sahtecilik yapan bir çete ile karşı karşıyayız.
Bu çeteler halkın hakkını yemekten bıkmadı, ama devlet de halkının hakkını koruyup kollamakla görevli değil mi?
Çetenin fütursuzluğuna bakın, sandılar ki bu düzen böyle bak ne güzel gidiyor, Ne lazım hakim mi, savcı mı, profesör mü, bu çete sayesinde rektör mü, dekan mı, psikolog da olmalı, mühendis de, doktor da olmalı, ehliyet sahibi de, istersen avukat veya vatandaşlık.
Ne istiyorsun abicim, söyle yapalım.
Sen paradan haber ver.
Şunu istersen bu kadar, yok bunu istiyorum dersen o bu kadar. Ama ben okuma yazma bilmiyorum, ne fark eder, ver parayı doçent ol.
Vay benim güzel ülkem, değerli Cumhuriyetim sana ne yaptılar böyle.
Doktor olan artistim, dişçi olan şarkıcım, Nobel alan bilim insanım, dünya romanlarına damgasını vuran yazarlarım. Vatan için gözünü budaktan sakınmayan komutanlarım, dağlarda eğitim için eşek sırtında yol kat eden öğretmenim. Bu uğurda ne zorluklar yaşamış veya yaşayan değerli yurtseverlerim.
Sen bütün bu sıkıntılara katlanırken adam ver parayı istediğin ünvanı veya başkaca menfaati al.
Şimdi konu yargıda!
Umarım büyük bir titizlikle bu konu incelenir, tüm deliller toplanır, suçlular cezalandırılır. Temennim bu. Ama şüphen var mı derseniz, evet var. Çünkü bundan önce yaşanmış benzer pek çok olay var.
Neyse biz yine de umutlu olalım.
Düşünsenize, ülkemizde hiç olmaz denilen neler oluyor ve sonunda unutulup gidiyor. Böyle olmasının bir nedeni de, delil var, suç var, suçlu var ancak yargılayamıyorsunuz.
Neden?
İlgili Bakanlığın izni yok diye. Böyle saçma ve yargılanmaktan kaçınır bir anlayış, yasa, kural olur mu? Sadece yargılanacak, suçu yok ise işine devam edecek. Ama izin vermiyorlar. Bunu Çorlu tren kazasında, bunu Kartalkaya otel yangınında, bunu maden facialarında ve pek çok başka olayda görmekteyiz.
Şimdi ise CHP’nin bu konuda tarif ettiği gibi “Türkiye Cumhuriyetinin Dijital Egemenliği” ağır bir darbe almıştır.
Peki bu konudaki alt yapıdan sorumlu olan Ulaştırma Bakanlığı’ndan, BTM’den (Bilgi Teknolojileri Müdürlüğü) bir istifa haberi duyduk mu? Duymadık, duyacağımızı da sanmam.
301 madencinin kaybı, Çorlu tren kazası, İliç maden faciası, Kartalkaya otel yangını, 11 kentimizi sarsan ve pek çok yurttaşımı yitirdiğimiz deprem faciasında ve daha pek çok konuda hiçbir şekilde sorumlular ve yetkililer sorumluluk almadılar ve haklarında yargılama yapılamadı.
Ama insan düşünmeden edemiyor, bunca kötü ve sarsıcı konularda kimse istifa etmez, devlet görevlileri yargılanamazken, hiçbir elle tutulur delil olmadan seçilmiş onlarca belediye başkanı tutuklu yargılanmak üzere hapishanedeler. Üstelik, bazıları ciddi hasta oldukları halde.
Vicdan diyorum, her şeyden önce ve adalet ve hukukun üstünlüğü diye bağırıyorum.
Gelelim tekrar konumuza.
Burada, sahtekarlığı yapıp devletin en mahrem yerlerine girilerek menfaat elde edildi. Bu şebeke, örgüt en olmadık işi yaparak para kazandı.
Peki hep derim yazılarımda, bundan menfaat sağlayanlar, yani hırsızlık malını ucuza aldım diye sevinenler ne olacak, bunlarda nasıl bir vicdan var ki, onca insanın hakkını yiyerek hakkı olmayan bu belgelere sahip oldular.
Sahte belge sahipleri bu belgeler ile neler yaptı acaba değil mi?
Adam aldığı ehliyet ile araç kullandı, belki kaza yaptı ya da başkasının gireceğe işe girdi.
Aldıkları diploma ile özellikle sadece para kazanma dışında, başkalarının kaderlerini tayin edenlere ne diyeceğiz.
Nasıl bir insansınız siz? Bu belge ile hocalık yapıp devletten haksız maaş almanız bir yana, uzmanlığınız olmadığı halde öğrencilere not vererek onların gelecekleri ile oynadınız. İnsan bunu nasıl içine sindirir?
Ya o sahte belge ile muayenehane açıp hasta bakan için ne diyelim. Olacak şey değil sayın okurlar, olacak şey değil.
Ben eminim ki, bu skandalın altında araştırıldığı takdirde çok daha vahim konulara şahit olacağız. Yeter ki, tarafsız savcılar tarafından araştırılıp şeffaflıkla soruşturma yürütülsün.
Ekonomik olarak liyakatsız ellerde zaten ülkemiz son 15 yılını zehir zemberek şartlarda geçirmekte. Yine de benim uysal halkım gıkını çıkartmadan katlanmaya çalışıp yaşamaya çalışıyor. Oysa kendi her yıl fakirleşirken, zengin biraz daha zenginleşmekte, çekilecek cefa varsa iktidarın uyguladığı politikalar ile yine bu maliyeti sırtlanmakta. Öyle ki ben daha önceki yazılarımda ülkemin GSYİH yüzde seksenini ülke insanımın yüzde yirmisi elinde tutmakta derken, son araştırmalarda bu, yüzde ikinin elinde bulundurduğu olarak açıklandı. Bu, gelir adaletinde müthiş kötü bir durumdur.
Peki buna kimler neden oldu, hangi mali politikalar, hangi anlayışlar, hangi dünya görüşleri neden oldu? Peki, halkın uğradığı bu zararın karşılığında ne oldu? Bir istifa, zararı giderici bir politika değişikliği veya benzeri bir pişmanlık oldu mu? Hayır.
Ben yaptım oldu!
Tüm bunları, liyakatsız ve işin ehli olmayan kadroların, ülkeyi yöneten iradenin tasarrufu ile yönetim koltuklarının doldurulması sonucu bu ülke yaşamakta. Liyakatsızlık ve devlet yönetim anlayışı öyle bir hal aldı ki, ne sorumluluk, ne nezaket, ne pişmanlık böyle insani bir tavır bile yok. Aksine “bir geri zekalıya anlatır gibi anlatıyorum” diyen bakanlarımız var.
Pek çok konuda olduğu gibi dijital dönüşüm konusunda yaptıkları ile övünen iktidar bu konuda da sınıfta kaldı. Olan yine devlete ve halka oldu.
Düşünsenize, her şeye yetkileri var, bolca paralı maaşları var, itibarları çokça, ama işin sonu kötü olduğunda en alttakine hesap sor veya suçu başkasında ara ve kurtul.
Hiçbir sorumluluğu olmayan yönetim olur mu? (05.08.2025)



