7554 sayılı torba yasayla gerçekleştirilen maden kanunu değişikliği sonrasında zeytinliklerinin açık kömür ocağı haline getirilerek madencilik faaliyetlerine açılmasının ‘anayasaya aykırı’ olduğunu belirten Milaslı ve Yatağanlı vatandaşlar hukuk mücadelesi başlattı …
77 vatandaş Danıştay’da dava açtı!
A. Kemal KAŞKAR –
24 Temmuz 2025 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7554 sayılı Kanunun 11. maddesi ile Maden Kanunu’na eklenen Geçici 45. maddede belirtilen harita ve koordinat bilgileri ile zeytinliklerinin, açık kömür ocağı haline getirilerek madencilik faaliyetlerine açılmasının ‘anayasaya aykırı’ olduğuna dikkat çeken Milaslı ve Yatağanlı 77 vatandaş tarafından ortak dilekçe ile Danıştay’da dava açıldı.
Konuyla ilgili açıklamada, yasa değişikliği ile harita ve koordinatlar belirtilmek suretiyle Yatağan Termik Santrali’ni işleten Aydem Enerji bağlı ortağı olan Yatağan Termik Enerji Üretim A.Ş ile Yeniköy ve Kemerköy Termik Santrallerinin işleticisi IC İÇTAŞ Enerji ve Limak Enerji ortaklığıyla kurulan Yeniköy Kemerköy Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş.’ye özel yasa yapılmış olduğuna dikkat çekilerek şöyle denildi:
“Yasanın yürürlüğe girmesinden 11 gün sonra, 4 Ağustos 2025 tarihli ve 343936 sayılı Bakanlık oluruyla Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından “Maden Kanununun Geçici 45’inci Maddesinin Uygulanmasına Dair Usul ve Esaslar” başlıklı adsız düzenleyici işlem yürürlüğe kondu.
Dayanağı yasanın Anayasaya aykırı olmasının yanı sıra, özensiz ve hukuka aykırı hazırlanan bu işlemle oldu bittiye getirilip zeytinlerin sökülmesine başlanması hedeflenmişti. Bunun önüne geçmek için Yatağan ve Milas’tan yasanın ekindeki harita içinde zeytinliği olan 77 kişi ortak dilekçe ile dava açtı. Bu kitlesel davanın açılması için yaklaşık 10 günden bu yana İkizköylüler, Turgutlular ve MUÇEP’in çağrıcısı olduğu ‘Toprağımızı Vermiyoruz Kampanyası Muğla Grubu’ndan gönüllüler köy köy dolaşarak çıkan yasayı anlattılar, zeytin üreticilerini bilgilendirdiler ve davaya katılmaya ikna ettiler.
Davacıların İzmir Barosu’ndan Av. Arif Ali CANGI ve Av. İpek SARICA, Adana Barosu’ndan Av. İsmail Hakkı ATAL ile Muğla Barosu’ndan Av. Barış AYDIN tarafından temsil edildiği davada, öncelikle; Anayasanın 152. maddesi gereğince, dayanak 7554 Sayılı Kanunun 11. maddesi ile Maden Kanunu’na eklenen Geçici 45. maddesinin Anayasa aykırılığı iddiaları ileri sürüldü. Bu iddiaların ciddiye alınarak Anayasa Mahkemesine itirazen başvuru yapılması, Anayasaya Mahkemesi’nin vereceği karara kadar, dava konusu işlemin yürütülmesinin durdurulması ve duruşmalı yapılacak yargılama sonunda işlemin iptali istendi.
7554 Sayılı yasa ile ilgili önümüzdeki hafta Meclis’ten muhalefet milletvekillerinin ortak imzası ile Anayasa Mahkemesi’ne iptal davası açılması beklenirken, Milaslı ve Yatağanlı zeytin üreticileri kendilerini doğrudan ilgilendiren ilgili yasanın 11. Maddesi ile Maden Kanununun Geçici 45. Maddesi için Anayasa Mahkemesi’ne gidilmesi için de yol açtılar. Danıştay, davacıların Anayasaya aykırılık iddialarını ciddi bulursa yasanın anayasal denetimi için dava dosyasını Anayasa Mahkemesi’ne gönderecek, o durumda Anayasa Mahkemesi’nin kararına kadar dava duracak, bu arada dava konusu işlemin yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmesi bekleniyor.”
Danıştay 4. Dairesi’nden umutlandıran karar …
Geçtiğimiz hafta, Danıştay 4. Dairesi’nin İkizköy/Akbelen direnişine güç kazandırdığı şeklinde yorumlanan bir başka kararıyla ilgili önemli bir gelişme daha yaşanmış; Danıştay 4. Dairesi; Karadam Karacahisar Mahalleleri Doğayı, Doğal Hayatı Koruma Güzelleştirme ve Dayanışma Derneği’nin yanısıra, Nurittin Gürceğiz, Nejla Işık, Tuncer Saraçoğlu, Melahat Çulha, Ruşen Eşref Avşar, Muzaffer Döşeme, Necati Ova, Sevgi Saraçoğlu, Aytaç Yakar, Turgut Yalçın, Haydar Demir, Mustafa Yıldırım, Cafer Günal ve Hasan Yorulmaz adlı vatandaşlar tarafından açılan temyiz davasında, Muğla 2. İdare Mahkemesi’nin 29 Kasım 2024 tarihli kararını ‘eksik inceleme’ nedeniyle bozarak yeniden bir karar verilmek üzere ilgili mahkemeye geri gönderilmesine karar vermişti.
Temmuz 2023’te Akbelen Ormanı’nın yok edilerek kömür ocağı haline getirilmesi adımının, Muğla İl Çevre ve Orman Müdürlüğü’nün 8 Aralık 2005 tarih ve 1162/4643 sayılı yazısı ile verilen ‘ÇED kapsam dışı kararı’na dayandırılarak atılmasıyla gerçekleştirilen işlemin iptali için açılan temyiz davasında Danıştay 4. Dairesi’nin, temyize konu Muğla 2. İdare Mahkemesi’nin 29/11/2024 tarih ve E:2024/314, K:2024/1946 sayılı kararının oyçokluğuyla bozulmasına ve yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesi’ne gönderilmesine karar vermesi bölgemizde sevinçle karşılandı.
Danıştay’dan Akbelen Direnişini güçlendiren karar …
Gelişmeyle ilgili olarak İkizköy Çevre Komitesi’nden yapılan “Köylerimizden, topraklarımızdan vazgeçmiyoruz! / Danıştay’dan, Akbelen Direnişini güçlendiren karar” başlıklı açıklamada, Milas İkizköy’de kömür madenine karşı toprağını, ormanını, zeytinliğini savunan vatandaşların “Biz bu memleketin kökleriyiz, ne ağacımızı ne taşımızı veririz” diyerek altı yıldır mücadele ettikleri belirtilerek, “Akbelen’de kömür İşletmesi için verilen ‘ÇED kapsam dışı’ kararına karşı açılan davada, Muğla İdare Mahkemesi daha önce şirketin ve bakanlığın beyanlarını tek doğru sayarak, hiçbir keşif yapmadan davayı reddetmişti. Köylüler mücadeleyi tüm hukuksuzluklara rağmen sürdürdü. Geçtiğimiz gün Danıştay 4. Dairesi, bu hukuksuz kararı ‘eksik inceleme’ nedeniyle bozdu. Danıştay, sahada çevre, maden ve harita mühendislerinin de yer aldığı bilirkişi heyetiyle keşif yapılmasını, projenin etkilerinin bilimsel olarak ortaya konmasını ve hazırlanan rapora göre yeniden karar verilmesini istedi. Davanın avukatları, keşif ve bilirkişi incelemesine kadar yürütmeyi durdurma talebinde bulundu. Keşif sonucunda davanın kazanılması hâlinde, ÇED süreci işletilmeden Akbelen’de madencilik faaliyetine devam edilemeyecek” denildi.
Köylüler başından beri kararlı!
Açıklamada daha sonra İkizköylü vatandaşların ağzından şu görüşler dile getirildi:
“Biz İkizköy köylüleri olarak, ormanımızı, zeytinliğimizi, suyumuzu, toprağımızı satmadık, satmayacağız. Bir karış toprağımızı vermeyeceğiz. Şirketlerin, bakanlıkların bize dayattığı hukuksuzlukları, gerçekleri yok sayan kararları bozan bu karar, mücadelemizin ne kadar haklı olduğunu yeniden gösteriyor. Bugüne kadar ne baskılardan, ne haksızlıklardan, ne engellerden yılmadık. Meşru mücadelemizi; köylerimizin, ağaçlarımızın, sularımızın, emeğimizin sesini yükseltmekten vazgeçmedik. Hukuksuz verilen kararlarla Akbelen Ormanımızı kestiler; iki defa bizim lehimize verilmiş bilirkişi kararı, orman kesilebilsin diye bozularak üçüncü defa bilirkişi keşfi yapıldı. Şimdi de verilen bu karar, Akbelen’deki madencilik faaliyetinin tamamen hukuksuz bir şekilde gerçekleştirildiğini gösteriyor. Bir an önce buradaki madencilik faaliyeti durmalıdır.
Peki yok edilen Akbelen Ormanı ne olacak? Yeni torba yasayla zeytinlerimizi, köylerimizi taşıma planınız ne olacak? Biz buradayız. Zeytinlerimizden, topraklarımızdan, köylerimizden vazgeçmeyeceğiz. Şirket gidecek, biz kalacağız. Akbelen bizimdir, toprağımız satılık değildir!
Geleceğimiz için, yaşamımız için, haklarımız için mücadeleye devam edeceğiz.”




