Tüm Emeklilerin Sendikası, DİSK/Devrimci Emekliler Sendikası ve Emekli Meclisleri Sendikası tarafından oluşturulan ‘Emekli Sendikaları Platformu’nun ilk eyleminde, ilçemiz Milas’ta da okunan ortak açıklamada, “Bugün burada yalnızca maaşlarımız için değil; çocuklarımızın, torunlarımızın ve ülkemizin geleceği için de konuşuyoruz” denilerek eklendi:
“Geçinemiyoruz! Korkmuyoruz! Susmuyoruz! Mücadele ediyoruz!”
A. Kemal KAŞKAR –
Tüm Emeklilerin Sendikası, DİSK/Devrimci Emekliler Sendikası ve Emekli Meclisleri Sendikası’nın oluşturduğu ‘Emekli Sendikaları Platformu’ tarafından, ülkemiz genelinde 3 Temmuz 2026 tarihinde ortak açıklama yapıldı.
Ülkemizde emeklilerin sendikal mücadelesinde önemli bir dönüm noktası olan bu eylem, Tüm Emeklilerin Sendikası, DİSK/Devrimci Emekliler Sendikası ve Emekli Meclisleri Sendikası’nın 21 Haziran’da gerçekleştirdikleri ‘Emeklilerin Ortak Geleceği Çalıştayı’ sonrasında kurulan Emekli Sendikaları Platformu’nun, “Milyonlarca emeklinin açlığa, yoksulluğa, hak gasplarına ve örgütlenme hakkının engellenmesine karşı vereceği mücadele ancak birleşik ve ortak bir mücadele hattıyla güç kazanabilir” anlayışından hareketle örgütlenen ilk ortak eylem olarak tarihteki yerini aldı.
İlçemiz şehir parkında da yapılan basın açıklamalı eylem, 3 Temmuz Cuma günü saat 18’de Tüm Emeklilerin Sendikası Milas Şube Başkanı Haldun Yaşar Şimşek’in sunuş konuşmasıyla başlatıldı.
“Yaşasın emeklilerin örgütlü ortak mücadelesi”
TÜİK tarafından Haziran ayı enflasyonunun % 0.99 olarak açıklanmasıyla SSK ve Bağ – Kur emeklilerinin maaşlarına % 17.76, memur emeklilerinim maaşlarına ise % 13.52 zam yapılacağını belirterek sözlerine başlayan Şimşek, emekçi ve emeklilerin taleplerini dikkate almayan iktidara erken seçim çağrısı yaptı ve sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ülkemizde emekli hareketi oldukça zayıf, parçalı ve etkisi sınırlıdır. Tüm Emeklilerin Sendikası’nın çağrısıyla DİSK Devrimci Emekli Sen ve Emekli Meclisleri Sendikası’yla 21 Haziran’da Ankara’da ortak mücadele olanaklarını tartıştık.
Emekli sendikaları, bugün tarihsel bir adım atarak Emekli Sendikaları Platformu çatısı altında güçlerini birleştirmiştir. Çünkü biliyoruz: Birleşerek kazanacağız, direnerek özgürleşeceğiz.
Bugün emeğimizi, onurumuzu geleceğimizi savunmak için ‘Kurtuluş yok tek başına, Ya hep beraber ya hiç birimiz’ sözünü gerçeğe dönüştürme günüdür.
Bizler, insanca yaşayacak emekli aylıkları istiyoruz. Bizler, insanca yaşam hakkımızdan, demokratik örgütlenme mücadelemizden ve eşit özgür bir ülke özlemimizden asla vazgeçmeyeceğiz. Birlikte mücadele edelim, birlikte kazanalım, Yaşasın emeklilerin örgütlü ortak mücadelesi.”
Daha sonra, Tüm Emeklilerin Sendikası Milas Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Fikret Çoban tarafından okunan ortak açıklamada ise, “Bugün yaşanan yoksullaşmanın temelinde yalnızca yüksek enflasyon değil, sosyal güvenlik sisteminin bilinçli olarak zayıflatılması ve emeklilerin milli gelirden aldığı payın azaltılması bulunmaktadır. Ülke büyürken emeklilerin büyümeden aldığı pay küçülmüş, ekonomik büyümenin sonuçları emeklilere değil sermayeye aktarılmıştır” denilerek, “Trilyonlarca lira sermayeye aktarılırken kaynak var da milyonlarca emeklinin insanca yaşayacağı bir gelir için neden kaynak yok? Emeklilerin hakkı olan kaynaklar neden yıllardır başka alanlara aktarılmaktadır?” diye soruldu.
“Açıklanan enflasyon değil, yaşanan yoksulluktur”
Çoban’ın, TÜİK’in Haziran enflasyon oranı olarak açıkladığı % 0.99 oranına tepkiyle, “Ey TÜİK, bu rakamı nereden buluyorsan, o ürünlerin satılacağı bir market aç biz de oradan alışveriş yapalım” dedi ve “Açıklanan enflasyon değil, yaşanan yoksulluktur” başlıklı şu açıklamayı okudu:
Bugün açıklanan enflasyon verileri, milyonlarca emeklinin aylardır yaşadığı gerçeği bir kez daha ortaya koymuştur. TÜİK’in açıkladığı rakamlar ne olursa olsun, emeklilerin mutfağında yangın sürmektedir. Pazarda, markette, eczanede ve kira öderken karşılaştığımız gerçek enflasyon, açıklanan rakamların çok üzerindedir.
Milyonlarca emekli bugün açlık sınırının altında yaşamaya zorlanmaktadır. Elektrik, doğalgaz, kira, ulaşım, beslenme ve sağlık giderleri karşısında gelirlerimiz her geçen gün biraz daha erimektedir. Emekliler artık torunlarına harçlık vermeyi değil, kendi temel ihtiyaçlarını karşılayabilmeyi düşünür hale gelmiştir.
Bu tablo bir kader değildir.
Bu tablo, yıllardır uygulanan sermaye yanlısı ekonomi politikalarının sonucudur. AKP iktidarı döneminde sosyal güvenlik sisteminin milli gelirden aldığı pay azaltılmış, emeklilerin bütçeden aldığı pay sürekli geriletilmiştir. Ülke büyüdü denilirken emekliler yoksullaşmış, üretilen zenginlik bir avuç sermaye çevresine aktarılmıştır.
Emekli aylıklarının düşüklüğünün en önemli nedenlerinden biri, bütçeden ve Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’dan (GSYH) emekliler ve sosyal güvenlik sistemi için yeterli kamu kaynağı ayrılmamasıdır. Dahası, emeklilere ve sosyal güvenliğe ayrılan kamu kaynaklarının payı AKP iktidarı döneminde geriletilmiştir.
Bugün yaşanan yoksullaşmanın temelinde yalnızca yüksek enflasyon değil, sosyal güvenlik sisteminin bilinçli olarak zayıflatılması ve emeklilerin milli gelirden aldığı payın azaltılması bulunmaktadır. Ülke büyürken emeklilerin büyümeden aldığı pay küçülmüş, ekonomik büyümenin sonuçları emeklilere değil sermayeye aktarılmıştır.
Bu nedenle sosyal güvenlik ve emekliler için yapılan kamu harcamaları ciddi biçimde artırılmalıdır. Bütçeden sosyal güvenlik sistemine ve emeklilere ayrılan kaynaklar yükseltilmeli, emekliler ve sosyal güvenlik için yapılan kamu harcamalarının Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) içindeki payı artırılmalıdır.
Türkiye’de emekliler ve sosyal güvenlik için ayrılan kamu kaynaklarının oranı hızla Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkeleri ortalamasına ve ardından Avrupa ülkeleri düzeyine çıkarılmalıdır. Emeklilerin insanca yaşayabilmesinin, sosyal güvenlik sisteminin güçlendirilmesinin ve yaşlılıkta gelir güvencesinin sağlanmasının başka bir yolu yoktur.
Bugün iktidar kaynak yetersizliğinden söz etmektedir. Oysa bütçede emekliler için bulunamayan kaynaklar; vergi aflarında, teşviklerde, garanti ödemelerinde, sermayeye sağlanan ayrıcalıklarda ve çeşitli kamu harcamalarında rahatlıkla bulunabilmektedir. Türkiye’nin kaynak problemi yoktur, Sorun; var olan kaynakların yurttaşlar arasında eşit ve adil olarak dağıtılmamasından kaynaklanıyor.
Kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin şeffaflık ortadan kalkmış, bütçe halkın ihtiyaçlarından uzaklaştırılmıştır. Halkın vergileriyle oluşan kaynakların nerelere harcandığı yeterince açıklanmazken, sıra emeklilere geldiğinde tasarruf ve fedakârlık çağrıları yapılmaktadır.
Biz emekliler soruyoruz:
Trilyonlarca lira sermayeye aktarılırken kaynak var da milyonlarca emeklinin insanca yaşayacağı bir gelir için neden kaynak yok?
Emeklilerin hakkı olan kaynaklar neden yıllardır başka alanlara aktarılmaktadır?
Önümüzdeki günlerde Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi de bu soruları daha yakıcı hale getirmektedir.
Biz emekliler; NATO’nun savaş, silahlanma ve emperyalist müdahale politikalarına karşıyız.
Türkiye’nin halkın ihtiyaçları yerine NATO’nun bölgesel politikalarına ve askeri hedeflerine göre konumlandırılmasını kabul etmiyoruz. Ülkemizin yeni askeri üslerle, yeni savaş planlarıyla ve bölgesel çatışmaların merkezlerinden biri haline getirilmek istenmesine karşı çıkıyoruz.
Bugün emeklilere, emekçilere ve halka kaynak yok denilirken; savaş politikalarına, silahlanmaya ve askeri harcamalara ayrılan kaynaklar sürekli artırılmaktadır.
Türkiye’de milyonlarca emekli açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edilirken, emekçiler her geçen gün daha da yoksullaşırken, sağlık ve eğitim hizmetleri piyasalaştırılırken, kaynakların savaş politikalarına ve askeri harcamalara ayrılması kabul edilemez.
Gerçek güvenlik; daha fazla silahlanmada değil, halkın refahında ve özgürlüğündedir.
Aç kalan bir emeklinin güvenliği yoktur.
İlacını alamayan bir emeklinin güvenliği yoktur.
Kirasını ödeyemeyen, barınma sorunu yaşayan bir emeklinin güvenliği yoktur.
Gerçek güvenlik; bağımsızlığın, demokrasinin, laikliğin, sosyal adaletin ve halkın refahının güvence altına alındığı bir ülkede mümkündür.
Kaderimizi NATO, ABD ve uluslararası sermaye çevreleri değil; bu ülkenin emekçileri, emeklileri ve halkı belirlemelidir.
Bu nedenle NATO’nun savaş politikalarına, emperyalist müdahalelere ve ülkemizi bağımlı hale getiren anlayışlara karşı çıkıyor; kaynakların savaşa değil, emeklilere, emekçilere, sağlığa, eğitime ve sosyal güvenliğe ayrılmasını savunuyoruz.
Bu açıklamayı Emekliler Haftası içinde yapıyoruz. Emekliler Haftası, emeklilerin haklarının, taleplerinin ve insanca yaşam mücadelesinin daha güçlü dile getirildiği bir haftadır. Ancak milyonlarca emekli bu haftayı kutlama değil, yoksulluk ve geçim derdi içinde karşılamaktadır. İşte bu nedenle Emekliler Haftası’nda bir kez daha haykırıyoruz: Açıklanan enflasyon değil, yaşanan yoksulluktur!
Bugünkü açıklamamızın ayrı bir önemi daha vardır.
Bu eylem; Tüm Emeklilerin Sendikası, DİSK/Devrimci Emekliler Sendikası ve Emekli Meclisleri Sendikası’nın 21 Haziran’da gerçekleştirdiği Emeklilerin Ortak Geleceği Çalıştayı sonrasında kurulan Emekli Sendikaları Platformu’nun ilk ortak eylemidir.
Çalıştayda ortaya çıkan ortak irade göstermiştir ki emeklilerin yaşadığı sorunlar ortaktır, talepleri ortaktır ve mücadeleleri de ortak olmak zorundadır.
Milyonlarca emeklinin açlığa, yoksulluğa, hak gasplarına ve örgütlenme hakkının engellenmesine karşı vereceği mücadele ancak birleşik ve ortak bir mücadele hattıyla güç kazanabilir.
Bugün burada üç emekli örgütü olarak yalnızca ortak bir basın açıklaması yapmıyoruz. Aynı zamanda emeklilerin birleşik mücadelesinin mümkün olduğunu ve büyütüleceğini ilan ediyoruz.
Farklı örgütsel yapılarda olabiliriz. Ancak emeklilerin insanca yaşam hakkı, barınma hakkı, sosyal güvenlik hakkı, örgütlenme hakkı ve demokratik talepleri söz konusu olduğunda birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz.
Çünkü biliyoruz ki emeklilerin kurtuluşu birliktedir. Haklarımızı ancak ortak mücadeleyle kazanabiliriz.
Birleşik emekli hareketi büyüyecek, emeklilerin sesi daha gür çıkacaktır.
Emeklilik bir lütuf değil, yıllarca çalışılarak kazanılmış, bedeli peşin ödenmiş bir haktır.
Bu nedenle taleplerimizi bir kez daha yineliyoruz:
– Hiçbir emekli yoksulluğa mahkûm edilmesin; en düşük emekli aylığı insanca yaşam koşullarını sağlayacak düzeye yükseltilsin.
– Bayram ikramiyeleri asgari ücret düzeyine yükseltilsin.
– Sağlıkta katkı ve katılım payları kaldırılsın.
– 5510 sayılı yasa emekliler lehine yeniden düzenlensin.
– Emeklilerin sendika kurma ve örgütlenme hakkı anayasal güvence altına alınsın.
– Zamlar kök maaşa değil, ele geçen son maaşa uygulansın.
– Sosyal güvenlik ve emekliler için bütçeden ayrılan pay artırılsın.
– Sosyal güvenlik ve emekliler için yapılan kamu harcamalarının Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) içindeki payı, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ve Avrupa ülkeleri ortalamalarına yükseltilsin.
Bugün burada yalnızca maaşlarımız için değil; çocuklarımızın, torunlarımızın ve ülkemizin geleceği için de konuşuyoruz.
Yoksulluğa teslim olmayacağız. Haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz. Birleşik mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz.
Açıklanan enflasyon değil, yaşanan yoksulluktur!
Geçinemiyoruz! Korkmuyoruz! Susmuyoruz! Mücadele ediyoruz!
Sorunlarımız ortak, Mücadelemiz ortak! Birleşe birleşe kazanacağız!
Sloganlar …
Açıklamanın okunması sırasında, “Kurtuluş yok tek başına, Ya hep beraber Ya hiç birimiz”, “İnsanca yaşamak istiyoruz”, “Sadaka değil Toplu Sözleşme”, “Sermayeye değil emekliye bütçe”, “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz”, “Birleşe birleşe kazanacağız”, “Kahrolsun ABD Emperyalizmi” ve “NATO’ya hayır” sloganları atıldı.

“Emperyalist Savaş Örgüyü NATO’ya Hayır!”
Yapılan açıklamanın ardından, Milas Emek ve Demokrasi Güçleri tarafından 6 Temmuz Pazartesi günü saat 18:30’da Milas Şehir Parkı’nda yapılacak olan “Emperyalist Savaş Örgütü NATO’ya Hayır!” başlıklı Basın açıklaması / Forum için çağrı duyurusu yapıldı.




