BAKTIKÇA … – soru/yorum – A. Kemal KAŞKAR
Hazine ve Maliye eski Bakanı Nureddin Nebati, artık Mersin Milletvekili.
Kendisinin başrolde olduğu bir olay, aslına bakarsanız 14 ve 28 Mayıs tarihlerinde yaptığımız 28’inci dönem Milletvekili ve 13’üncü Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından durumumuza bir yönüyle ayna tutuyor.
Olay, Ankara Esenboğa Havalimanı’ndan İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’na 29 Mayıs Pazartesi akşamı saat 19.45’te yapılacak TK7259 sayılı uçuş öncesinde yaşanıyor. Uçağın yolcularından biri de Nureddin Nebati.
Uçuş 20:30’a erteleniyor. Türk Hava Yolları tarafından ertelemenin nedeni ‘hava muhalefeti’ olarak açıklanıyor ama … Yolculardan bazıları uçuşun Nebati’nin beklenmesi nedeniyle ertelendiği düşüncesiyle sayın vekile tepki gösterince ‘tartışma’ bir anda alevleniyor. Ve ülkemiz ekonomisindeki çok kötü gidişi ‘gözlerinin içi’ni adres göstererek gözlerden kaçırma çabasıyla anımsanacak eski bakan, bir anda konuyu seçim sonuçlarına getirip, özetle: “AK Parti kazandı, Cumhurbaşkanımız kazandı, bu kadar basit, hazmedin kardeşim” deyiveriyor.
Nebati bunu neden söylüyor?
Uçağın rötar yapmasının sebebi olarak görülüp kendisine tepki gösterilmesine tepki olarak. Ama sevgili ülkemizde protokol için bekletilen başka başka neler neler olduğuna ilişkin derin sayılabilecek bir bilinçaltı oluştuğunu dikkate alıp kendisini sakinleştirebilmesi ve gülen göz içleri eşliğinde “yüksek hoşgörüsüyle” uçağın içişlerini bu denli allak bullak etmemesi gerekirdi.
Ama öyle olmamış işte …
Uçağın rötar yapmasının nedeninin ‘hava muhalefeti’ olduğunu varsaysak bile, kendisine ‘muhalefet’ edilmesini hazmedemeyen Nebati’nin, vatandaşın “seçim sonuçlarını hazmetmesi” yönünde tavsiyede bulunmasına gerek yoktu elbette. Ya da ‘ne gerek vardı’ o cümlelerle tepki vermeye …
Ortaya çıkan tablo, hepimiz için ucu açık bir hazımsızlık haline işaret ediyor olabilir.
Bir yolcunun “Yahu bu otobüs mü ki yolcu bekliyor?” diye söylenmesinden de kolayca anlaşılabileceği gibi, durumun bir yanlış anlaşılmadan, yanlış algıdan ya da önyargıdan kaynaklanabileceği ihtimali hiç hesaba katılmaksızın doğrudan doğruya adeta İçişleri eski bakanı Süleyman Soylu’nun arada sırada “Ooohhh, ooohhhhh!” çekmesi gibi bir tür patlama yaşıyor Nebati de bir anda. Malum sözler çıkıyor ağzından ve gözlerinin içinde ‘kaybettiniz işte nabeeeer!’ şimşekleri çaka çaka oturuyor yerine …
Ve iş çığrından çıkıyor ve o arada birileri de “Hak hukuk adalet!” diye bağırıyor …
İşte durum bu.
Independent Türkçe’den yararlanarak çizmeye çalıştım tabloyu.
Sonra ne mi oluyor?
Dediğim gibi, Nebati yerine oturuyor, kemerler bağlanıyor, uçak 21.03’te İstanbul’a doğru havalanıyor ve 22.04’te İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’na sağ salim iniyor.
Konunun bir başka boyutu da elbette ‘basın-yayın’ hallerimiz.
Olayı bir de “Uçakta slogan atan muhaliflere bakan Nebati’den cevap” başlıklı haberiyle Yeni Akit’ten okuyalım:
“Pazar günü yapılan 2. tur seçimiyle birlikte, sandıktan galip çıkan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 13. Cumhurbaşkanı olarak göreve başladı.
Muhalefette ise seçimin sorumlusu aranırken, sonuçları kabul edemeyenler de yok değil.
Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin bulunduğu, THY’nin Ankara – İstanbul uçağı hava şartları sebepli rötar yapınca, bakan Nebati’den dolayı beklediğini sanan yolcular ile bakan arasında tartışma yaşandı.
Yolcular arasında bulunan muhalifler ‘Hak, hukuk, adalet’ diye slogan attılar.
Duruma tepki gösteren Bakan Nebati ise, ‘AK Parti kazandı, Cumhurbaşkanı Erdoğan kazandı, hazmedin kardeşim’ dedi.”
Bu haberi okuyunca, Nebati’nin ‘hazımsızlık teşhisi’nin doğru olduğunu düşünür insan. Öyle ya, Arabayı atın önüne koyarsanız, yani Nebati uçağa biner binmez ‘uçaktaki muhalefet’e “hak hukuk adalet” sloganı attırıverirseniz, ‘Bakan iyi yapmış, ağızlarının payını vermiş!’ diyesi gelir insanın.
Konu, bu noktadan itibaren karşılıklı ‘hazımsızlık’ tespitlerinden hareketle -yine karşılıklı olarak- ‘mide bulantısı’ ve hatta ‘kusma’ hallerine taşıyabilecektir bizi. Kişisel ya da kamusal alanlarda bu gidişata karşı önlemler almalıyız. Böylesi şeylerle yorulmamalıyız.
İçinden çıkmamız gereken çukurlardan biri de budur!
…
Böylece, daha fazla ayrıntıya girmeden seçim sonrası döneme geçmiş olayım.
Seçim sonuçları üzerine ne diyeceğimi sevgili okur-yazarlarım tahmin edecektir ama yine de birkaç cümle ile ifade edeyim:
Sevgili ülkemizin tarih içindeki yolculuğu sürüyor. Mücadele sürüyor, sürecek: “Yeryüzü, aşkın yüzü oluncaya dek.”
Elbette aynı şeyleri yapıp yapıp da ‘farklı sonuçlar’ elde edilemeyeceği belli. Bakalım kim, kimler neleri farklı yapacak? Her şeyden önce, yaptıkları ne kadar farkedilecek?
Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek
Adnan YÜCEL
Aşksız ve paramparçaydı yaşam
bir inancın yüceliğinde buldum seni
bir kavganın güzelliğinde sevdim.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Aşk demişti yaşamın bütün ustaları
aşk ile sevmek bir güzelliği
ve dövüşebilmek o güzellik uğruna.
işte yüzünde badem çiçekleri
saçlarında gülen toprak ve ilkbahar.
sen misin seni sevdiğim o kavga,
sen o kavganın güzelliği misin yoksa…
Bir inancın yüceliğinde buldum seni
bir kavganın güzelliğinde sevdim.
bin kez budadılar körpe dallarımızı
bin kez kırdılar.
yine çiçekteyiz işte yine meyvedeyiz
bin kez korkuya boğdular zamanı
bin kez ölümlediler
yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Geçtiğimiz o ilk nehirlerden beri
suyun ayakları olmuştur ayaklarımız
ellerimiz, taşın ve toprağın elleri.
yağmura susamış sabahlarda çoğalırdık
törenlerle dikilirdik burçlarınıza.
türküler söylerdik hep aynı telden
aynı sesten, aynı yürekten
dağlara biz verirdik morluğunu,
henüz böyle yağmalanmamıştı gençliğimiz…
Ne gün batışı ölümlerin üzüncüne
ne tan atışı doğumların sevincine
ey bir elinde mezarcılar yaratan,
bir elinde ebeler koşturan doğa
bu seslenişimiz yalnızca sana
yaşamasına yaşıyoruz ya güzelliğini
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Saraylar saltanatlar çöker
kan susar birgün
zulüm biter.
Menekşeler de açılır üstümüzde
Leylaklar da güler.
Bugünlerden geriye,
bir yarına gidenler kalır
bir de yarınlar için direnenler…
Şiirler doğacak kıvamda yine
duygular yeniden yağacak kıvamda.
ve yürek,
imgelerin en ulaşılmaz doruğunda.
ey herşey bitti diyenler
korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler.
ne kırlarda direnen çiçekler
ne kentlerde devleşen öfkeler
henüz elveda demediler.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!




