BAKTIKÇA – soru/yorum – A. Kemal KAŞKAR –
“Dostlar alışverişte görsün” diye bir sözümüz var, biliyorsunuz.
İçtenlikten uzak, yapmacık tavırları, iş yapıyormuş gibi görünmek için davrananları ifade etmek için kullanırız.
Geçen hafta ‘tüketimden gelen gücümüzü kullanalım’ çağrısıyla yapılan alışveriş boykotu vesilesiyle pek çok bakanın alışveriş görüntüleriyle karşılaşınca aklıma başka bir şey gelmedi doğrusu …
Ne alacağını bilemez, gerçekte herhangi bir ihtiyacını karşılamak için değil de ‘verilmiş bir görev’in gereğini yerine getirmek üzere ortaya çıkan görüntülerdi. Bu çok netti! Ağlanası hallerdi!Gülünesiydi de …
Artık karikatür çizmeye bile gerek kalmadı sevgili ülkemde. Kendiliğinden karikatürler.
23 yıldır çok kötü yönetilen sevgili ülkemizde iktidar sahiplerininzaman zaman yaptıklarının ya da söylediklerinin aynen yapılarak ya da söylenerek kendilerine muhalefet edilmesine verdikleri tepkiler artık şaşırtmıyor. ‘Boykot’ da demişler, ‘cunta’ da demişler. Daha neler neler söylediklerini hatırlamaya çalışın. Neler neler! Aşağılamalar, tehditler, hakaretler …
“Bak sen de aynısını demişsin!” ya da “Aynı şeyi yapmışsın!” gibi karşı çıkışlar, boşlukta bir ‘hoş seda’ olarak kalıyor. “Hafıza-i beşer nisyan ile malûldür” (‘İnsan belleğinin eksikliği, sakatlığı; unutmasıdır’) gerçeğine ya da ‘unutmuş gibi yapıp görmezden gelme’ şeklinde özetlenebilecek yaygın samimiyetsizliğegüvenerek duymazdan gelinen ‘sen de yaptıydın, sen de dediydin!’ tepkilerinin herhangi bir şekilde ‘yüzleşme ortamı’ oluşturmadığı ve bir adım bile ilerlenemeyen, aksine gerileten, geren bir politik yozlaşmışlıkla geçiyor günlerimiz. Dolayısıyla o kadar çok zaman kaybediyoruz ki … Yazık! Çok yazık. Üstelik, örneğin gazeteciliği suç haline getirip açık ‘yüzleşme ve hesaplaşma’ olanaklarını yok ettikçe kayıplarımız sadece zamanla sınırlı kalmıyor ne üzücü ki!
Bu yazımı hazırlarken Timur Soykan ve Murat Ağırel’in, önceden belirlenmiş, randevulaşılmış ifade işlemlerinin yapılacağı gün ‘şafak vakti operasyonu’ ile gözaltına alındıklarını öğrenmiş bulunuyorum …
Gazetecilik mesleğinin gördüğü bu muamele, sevgili ülkemizin yaşadığı zaman kayıpları faturasını tek başına ağırlaştırdıkça ağırlaştırıyor ...
Timur Soykan, Bayrampaşa Devlet Hastanesi’ndeki sağlık kontrollerinin ardından hastane çıkışında: “Çeteler kaybedecek, halk kazanacak. Bunların hepsi bitecek” demiş. Güzel söylemiş.
Ah şu gazeteciler, sevgili meslektaşlarım. İyi ki vazgeçmiyorsunuz.
…
Yazıma başlama nedenimden vazgeçmeden, ‘zaman kaybetmek’ üzerinden devam ediyorum. İlçemizde fazlasıyla zaman kaybettirilmiş bir örgütlenme çabası olarak Milas Kent Konseyi örneği üzerinden sürdürüyorum yazımı.
Zaman içinde yaşadığı yetersizlikler, başarısızlıklar, belirsizlikler, acemilikler ve beceriksizliklerle yüzleşe yüzleşe, Milas Kent Konseyi’nin Kasım 2024’te yapılan yeniden başlangıçla birlikte doğru yönlenme-yönlendirilme ihtiyacı karşılanmalı diye düşünerek yazıyorum. Buna bir hemşeriniz olarak hakkım ve de bir gazeteci olarak görev ve sorumluluğum olduğunu düşünerek yazıyorum.
Onu bir ‘dernekmiş’ gibi görüp ‘bazı etkinlikler’ yapıyormuş gibi göstermek mümkün. Öyle de yapılıyor zaten.
Önemli günler ve haftalarda açıklamalar, söyleşiler. Yapılmasın mı, elbette yapılsın. Ama Kent Konseyi bundan ibaret bir örgütlenme çalışması değil ki.
Örneğin Milas Kent Konseyi için bu durum: “Geleceği birlikte kuralım” çağrısıyla ifade edilmiş. Yani Milas Kent Konseyi,‘geleceği birlikte kurma’ iddiasıyla sürdürülmesi gereken bir örgütlenme çabası olmalı.
Dikkatinizi çekmek istiyorum: ‘Örgütlenme’ diyorum.
Üstelik, işin kolayına kaçmadan.
Bir iki anımsatmayla sürdürmeliyim: Konseylerin karar organı ‘Genel Kurul’dur. Adı ‘Yürütme Kurulu’ olan ve görevi genel kurul kararlarını uygulamak olan bu kurul ‘Yönetim Kurulu’ gibi çalıştırılıyorsa örneğin, bu önemli bir sorundur konseyler için. ‘Ne fark eder canım’ deyip geçilebilecek bir durum değildir.
Altına ‘kent konseyi’ imzası atılarak yapılan işler çok güzel işler olabilir. Ama kent konseylerinin çalışmalarının güzelliğinin asıl ölçütü, yapılan çalışmaların, hemşerilerimizi yönetimde ne denli söz (ve giderek karar) sahibi yapabildiğidir. ‘Hemşerilik’duygusunu, hep birlikteliği, dayanışmayı yükseltebilmesidir.
Bu anlamda çıta ne kadar yükseğe çıkarılırsa o kadar iyidir …
Kent Konseyleri kent yönetimine demokratik katılım için vardırlar. Katılım ne kadar yaygınlaştırılabilmişse, yaşamak o kadar güzelleşecek. Toplumsal, ekonomik, siyasal, kültürelalanlarda, yaşamın her alanında özgürlükçü demokratik toplum modeline doğru küçük de olsa adımlar atılmış olacak. Bunun için kent konseylerinde ‘çalışma grupları’ olmalı. Çalışma grupları çalışmalı. Konsey ancak böyle çalışmış olur.
Demek istediğim: Kent Konseyi, çalışma grupları olmazsa olmaz.Çalışma grupları çalışmazsa olmaz.
Örneğin: ‘Milas’ı Çevre Yolu Zulmünden Kurtarma Çalışma Grubu” niye yok? Kurulsa, olsa, çalışsa, seçilmişlere-atanmışlara rahatsızlık verse ve üstelik verdiği rahatsızlıktan ötürü ‘özürdilemeden’ yapsa çalışmalarını. Açıklamalar yapsa, imzalartoplasa, yol kenarlarında farkındalık etkinlikleri düzenlese, köprülü yaya geçitlerinin üstüne pankart assa gibi gibi işler görse, ne güzel olur.
Kent yaşamına dair birçok sorunun çözümü için konsey çatısı altında kurulabilecek o kadar çok çalışma grubu var ki … Bir örnek daha: ‘Okul Önlerinde Sık Sık Dağıtılan Hayır Lokmalarından Ölçüsüzce Yiyen Çocuklarımızı Şeker Hastalığına Karşı Koruma Çalışma Grubu’. Olur mu? Elbette olur. Kurulup uyarılarıyla farkındalık oluşturursa da, yeni nesil için çok yaşamsal bir iş görmüş olur.
Bu konuda bazı eğitim ve sağlık emekçilerinden uyarılar aldığım ve onlara hak verdiğim için yazıyorum bunu.
Ben böyle böyle yazıyorum ama, sahi, Milas Kent Konseyibünyesinde herhangi bir ‘Çalışma Grubu’ var mı?
Kurulmuş değil, adı üstünde, çalışan bir çalışma grubu elbette.
Çalışsa haberimiz olurdu herhalde.
Bütün bu ihmaller ve ihtimaller bir yana, Milas Kent Konseyi’nin, çalışmalarından benim haberim olmayan bir ya da birkaç çalışma grubu varsa çok iyi … Ama yoksa, iki sorum var:
1. ‘Çalışma Grubu’ olmayan Kent Konseyi nasıl çalışır?
2. “Çalışma Grubu olmayan Milas Kent Konseyi’ni Çalıştırma Çalışma Grubu” kurulsa iyi olur mu?
Bir de: “Sizce Kent Konseyi bir şeyler yapacaksa nasıl yapmalı?” diye soruşturma açılabilir ve bunun için de ayrıca bir çalışma grubu çalıştırılabilir pekalâ.
Bir de; Milas’ta gazete satış noktalarını arttırma ve gazete okur-yazarlığının yaygınlaştırılması için de çalışmalar yapılsa …‘Yapılmamalı’ diyen var mı? Siz bilirsiniz, isterseniz yapılmayabilir de …
…
“Geleceği Birlikte Kuralım” sloganının belirlendiği kuruluş dönemindeki bir gönüllüsü olarak Milas Kent Konseyi’nin geleceksiz, yani bir anlamda ‘gazetecisiz’ kalmaması için not etmek istedim.
Mesleğime ve Milas Kent Konseyi’ne gönülden, içten saygılarımve sevgilerimle.




