TMMOB Mimarlar Odası, Muğla Çevre Platformu (MUÇEP), Mandalya Çevre Platformu (MÇP), Boğaziçi Koruma ve Güzelleştirme Derneği (BKGD) ve Karia Kültür ve Sanat Derneği (KKSD) tarafından yapılan ortak basın açıklamasında Milas, Boğaziçi-Bargilya Tuzla Sulak Alanı’nı tehdit eden projelerle ilgili hukuk mücadelelerinde gelinen noktada kararlılık vurgusu yapıldı:
“Her koşulda çevresel adaletsizliklerle mücadelemiz sürecektir!”
Ayşegül Ş. KAŞKAR / A. Kemal KAŞKAR –
8 Mayıs Perşembe günü saat 11’de Milas Tuzla sulak alanında TMMOB Mimarlar Odası, Muğla Çevre Platformu (MUÇEP), Mandalya Çevre Platformu (MÇP), Boğaziçi Koruma ve Güzelleştirme Derneği (BKGD) ve Karia Kültür ve Sanat Derneği (KKSD) tarafından yapılan ortak basın açıklamasında sulak alanın Ağaoğlu Turizm Kenti ve Vita Park Golf Tesisi ve Turizm Kompleksi projelerinin tehdidi altında olduğuna bir kez daha dikkat çekildi. Açıklama süresince katılımcılar tarafından “Havama, suyuma, toprağıma dokunma”, “Yasalara dokunma, uygula!” ve “Çevreyi hor gören, geleceği zor görür!” sloganları attılar.
MUÇEP Üyesi Neşe Tuncer ve Mimarlar Odası Muğla Şubesi Başkan Yardımcısı Defne Benol tarafından okunan açıklamada; Ağaoğlu projesinin ÇED olumlu kararının ikinci kez iptal edildiği; Vita Park projesinin ÇED olumlu kararınınsa üç kez iptal edildikten sonra temyiz mahkemesi tarafından bozulduğu ve konuyla ilgili 16 Mart 2025 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvurunun 28 Mart’ta incelemeye alındığı bildirildi.
Esasen, uluslararası ve ulusal mevzuatlar bakımından ‘koruma’ altındaki ve 26 Haziran 2021 tarih ve 4167 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile ‘Kesin Korunacak Hassas Alan’ ilan edilen 562 hektar büyüklüğündeki bu sulak alandaki projelerle ilgili olarak Muğla Büyükşehir Belediyesi, Milas Belediyesi, Mimarlar Odası ve MUÇEP’in yaklaşık yirmi yıllık hukuk mücadelesi sürecindeki önemli kilometre taşları şu şekilde özetlendi:
26 Mart 2025 tarihinde ikinci kez iptal kararı verildi
Akdeniz İnşaat Eğitim Hizmetleri A.Ş. tarafından yapılması planlanan Turizm Kenti Projesinin iptali talebiyle açılan davalarda Muğla 1. İdare Mahkemesi, 12 Mayıs 2023 tarihli İkinci Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu kararı hakkında 26 Mart 2025 tarihinde ‘iptal’ kararı verdi. Açılan dava dilekçelerinde özetle şu vurgulamalara yer verildi:
“ÇED olumlu” kararı verilen söz konusu proje, 31 Temmuz 2019 tarihinde “Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan” olarak tescil edilen ve Tarım ve Orman Bakanlığınca 22 Eylül 2021 tarihinde Yönetim Planı ve koruma bölgeleri onaylanan Boğaziçi-Bargilya-Metruk-Tuzla Sulak Alanının tampon bölgesinde yapılmak isteniyor. Proje alanında bulunan Sarımehmet Deresi’nin önüne betonarme bir set (baraj) yapılmış. Bu sedde “derenin doğal akışı”nı olumsuz yönde etkiliyor ve dolayısı ile flora-fauna dengesinin sürekliliği üzerinde ciddi boyutlarda tehdit oluşturuyor. Tuzla Sulak Alanına tatlı su girişi hem kalite hem de miktar olarak büyük önem taşıyor; oysa dere yatağı boyunca “su geçirimsiz malzeme” kullanılarak yapılan 8 gölet, yağmur ve zemin suyunu tutarak sulak alana ulaşmasını engelliyor. Tuzla’nın çok hassas olan tatlı-tuzlu su dengesini bozan ve aşırı tuzlanmaya neden olan bu göletler, doğal yaşam üzerinde büyük risk oluşturuyor. İnşaat sürecinde yapılacak hafriyatlar nedeniyle, muhtemelen yüzey suyundaki akışın miktar, kalite ve yönü de değişecek, bu da sulak alanı olumsuz yönde etkileyecek.
ÇED Raporunda, bölgede yeraltı ve yerüstü su potansiyeli yetersiz olduğu için projenin su ihtiyacının denizden su çekilerek karşılanması ve dahi “ters osmoz sisteminden çıkan yoğun tuzlu suyun yeniden denize deşarjı” yöntemiyle çözüleceği belirtiliyor. Ancak derin deniz ortamını olumsuz yönde etkileyecek başlı başına bir ÇED konusu olan bu sistem projelendirilmemiş, deşarj yerleri bile belirlenmemiş.
Kararda ayrıca, 2 Haziran 2021 tarihli ilk ÇED Olumlu kararının da açılan davalar ve sunulan raporlar neticesinde Muğla 2’nci İdare Mahkemesi’nin 21 Şubat 2023 tarihli kararı ile iptal edildiği;
Hazırlanan ikinci ÇED Raporunda ise bilgilerin güncellenmesi ve kimi eksikliklerin giderilmesine rağmen Mahkeme kararında yer alan iptal gerekçelerinin ortadan kaldırılmadığı;
2008 yılında inşaatına başlanan ve 2010 yılında yapımı tamamlanan betonarme setin (baraj) projeye olumsuz etkileri göz önünde bulundurularak daha önce Muğla 2’nci İdare Mahkemesinin iptal kararının yerine getirilmediği ve söz konusu baraj setinin kaldırılmadığı başlıklarına da vurgu yapıldı.
Vita Park Golf Tesisi ve Turizm Kompleksi Projesi
Boğaziçi-Bargilya Tuzlasının güneyinde, Tuzla gölünü besleyen başlıca iki tatlı su kaynağından biri olan Kavaklarboğazı (Mazı) deresinin göle döküldüğü noktada yapılmak istenen “Vita Park Golf Tesisi ve Turizm Kompleksi” projesinin üçüncü ÇED olumlu kararına karşı açılan üçüncü davada da Muğla 2’nci İdare mahkemesince iptal kararı verilmiş olmasına rağmen bu karar da Danıştay 4’üncü Mahkemesi’nin 16 Ocak 2025 tarihli kararı ile bozularak dava reddedildi. Dahası, verilen karar kesinleştirilerek, hukukî mücadele yolları tümüyle kapatıldı. Oysa yine Tuzla Sulak Alanı Tampon Bölgesi içerisinde yapılmak istenen 160 konut, 154 müstakil villa, 165 odalı otel, 2 adet 18 delikli golf alanı, 3 sosyal, 4 ticari tesis için 2 bin 200 hektarlık kısmı orman alanı olmak üzere yaklaşık 1 milyon 912 bin metrekarelik alanda 20 yılık bir süreçte açılan üç dava, üç bilirkişi inceleme raporu ve üç iptal kararı vardı.
Neler neler oldu?
Tuzla Gölü’nün 2004 yılında Ulusal Sulak Alan Komisyonunca “Sulak Alan Koruma kapsamına” alınmasıyla başlayan serüven, 2005’te Milas Belediyesi’nce “ruhsat olmaksızın verilen hafriyat izni” de dâhil olmak üzere, Mimarlar Odası Bodrum Temsilciliği tarafından 2005’de açılan bir dizi davanın ardından 2011’de sonuçlanmış; hem “ÇED Olumlu” kararı hem de “hafriyat izni” iptal edilmişti. Ancak aynı tarihlerde ikinci “ÇED Olumlu” kararı ilan edildi.
Mimarlar Odası Muğla Şubesi’nce 2014’te ikinci rapora açılan davalar 2015’de “ÇED Olumlu” kararının, 2016’da da “hafriyat izninin” ikinci kez iptali ile sonuçlandı. 2017’de ise 1/25.000 ölçekli planın ilgili bölümü için “Plan Notu Değişikliği” yapılarak “Golf ve Turizm Kompleksi Alanı” olarak tanımlanınca Muğla Büyükşehir Belediyesi “plan notu değişikliği”ne karşı dava açmıştı.
2018’de plan değişikliği iptal edilmiş ve karar Bakanlıkça istinafa taşınmış ve 2019’da İzmir Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesince reddedilmişti.
Ardından 2019’da Tuzla Lagünü Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan ilan edildi. 2021’de Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Tuzla Doğal Sit Alanı ve Çevresi Kesin Korunması Gerekli Hassas Alan olarak belirlendi. 2021’de Yönetim Planı yapıldı ve onaylandı.
Geçen yıllar içinde sertleşen iklim krizi etkileri, kuraklık, yok olmaya başlayan sulak alanlar etrafında artarak devam eden yapılaşma baskısı gibi sayısız nedenler gözetilerek mahkemelerce verilen iptal kararları neticesinde projeden vazgeçildiği düşünülürken proje ve arazi satıldı.
Yeni mülk sahibi şirketin başvurusu üzerine, kazanılmış onca dava, mahkeme kararları ve bilirkişi raporlarına rağmen, üstelik daha önce aynı nedenlerle sonlandırılan projeye, ısrarla 2023 Haziranında hukuka tamamen aykırı olarak yeniden-üçüncü kez “ÇED olumlu kararı” verildi.
Yine yeniden üçüncü kez Mimarlar Odası Muğla Şubesi ve Milas Belediyesi tarafından “ÇED olumlu kararı”na İptal davası açıldı. 21 Kasım 2023 tarihinde üçüncü kez keşif yapıldı ve 17 Eylül 2024 tarihinde yeniden “ÇED olumlu kararının oybirliğiyle iptaline karar verildi. Yani 20 yıllık bir süreçte tekrar durdurmayı başarmıştık, mahkeme Vita Park’a bir kez daha ‘dur’ demişti.
Ancak …
Ancak karar temyiz edildi ve DANIŞTAY 4’üncü mahkemesince karar bozularak davanın reddine kararı verildi, dahası “kesinleştirilerek” hukuki yolların tümü kapatıldı. Biz de “artık” kararların “böyle” çıkmaya başlaması ve Oda’nın yaklaşık 20 yıllık mücadelesinden vazgeçmemek adına konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşıdık. 16 Mart 2025’te yapılan başvurumuzun 28 Mart’ta incelemeye alındığı bildirildi.
Her koşulda çevresel adaletsizliklerle mücadelemiz sürecektir.










