Milas Emek ve Demokrasi Güçleri tarafından düzenlenen forumda konuşan TİP Muğla İl Yöneticisi Neşe Tuncer; Milas Belediyesi, Milas Kent Konseyi, Milas Ticaret ve Sanayi Odası, Ziraat Odası, Milas’taki parti örgütleri, TMMOB Milas İlçe Koordinasyon Kurulu, Kültür Varlıklarını Koruma Müdürlüğü, Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü, Turizm işletmecileri ve yok olacak köylerin muhtarlarına seslenerek şöyle dedi:
“Bu yasa teklifiyle ilgili söyleyeceklerinizi duymak istiyoruz!”
A. Kemal KAŞKAR –
19 Haziran Perşembe günü saat 18’de Şehir Parkı’nda Milas Emek ve Demokrasi Güçleri tarafından düzenlenen forumda, maden yasasında zeytinlikler ve tarım alanları için büyük bir yıkım olacağı belirtilen değişiklik girişimlerine hayır denildi ve Ortadoğu’da ABD ve İsrail saldırganlığı kınandı.
Nevzat Çağlar Tüfekçi’nin sunuş konuşmasıyla başlayan forumda ilk konuşmacı, TİP Muğla İl Yöneticisi Neşe Tuncer’di.
Sadece zeytin kıyımı değil, mülksüzleştirme, göçe zorlama ve susuzluk …
Tuncer; “Enerji bağımsızlığı”, “stratejik maden”, “yerli ve milli enerji üretimi” gibi kulağa hoş gelen ama içi bomboş söylemlerle gerekçelendirilen ve adrese teslim olarak yapılmak istenen değişikliklerin Yeniköy, Kemerköy, Yatağan termik santrallerinin kömür ruhsat alanlarıyla ilgili olduğunu belirtti ve bu yasa teklifinin kabul edilmesi halinde Milas ve Yatağan’da 40 köyün haritadan silineceğini, 460 bin dönüm tarım arazisi ve zeytinliğin yok edileceğini, bu ruhsat alanlarının Milas ve Bodrum’a su sağlayan Karacahisar ve Çamköy yeraltı su havzasını da içerdiğini söyledi.
Yok edilmek istenen köylerde yaşayan vatandaşların, ata topraklarından sürülüp mülksüzlüğe mahkum olacaklarına, bu durumun Anayasa’nın 35, 44, 56, 63 ve 169. maddelerinde tanımlanan haklar başta olmak üzere, yaşama hakkı, mülkiyet hakkı, hakkını arama özgürlüğü, yerleşme ve seyahat özgürlüğü, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı, geçim hakkı, yönetime katılma hakkı, ‘hayır’ deme hakkı, kültürel haklar gibi pek çok temel hakkı ihlal edeceğine dikkat çeken Tuncer, zeytinliklerin, ormanların ve meraların, sit alanlarının madencilik faaliyetlerine açılmasını kolaylaştıran bu kanun teklifinin derhal, koşulsuz ve bir daha geri gelmeyecek şekilde geri çekilmesini istedi.
Ülkemizin yüksek çıkarları ve kamu yararının enerji ve maden sektörüne imtiyazlar tanınmasında değil, gıda güvenliği ve gıda egemenliğine sahip, temiz ve içilebilir suya erişimi olan, vatandaşları arasında eşit ve adaletli bir gelir dağılımı gözetilen, hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasında olduğunu vurgulayan Neşe Tuncer, daha sonra konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Enerji kesintisinden korkanların, gıdasız ve susuz kalmaktan korkmamasını anlamak mümkün değildir. Enerjisiz kalırsınız korkusuyla haklarımızdan, özgürlüklerimizden feragat etmemizi bekliyor, rıza devşirmeye çalışıyorlar! Haklarımız, özgürlüklerimiz alındıktan sonra her yer elektrik santrali, her yer maden olmuş, ister imar planını Enerji Bakanlığı ister Çevre Bakanlığı yapmış, ÇED süreci olmuş olmamış fark etmeyecek. Bu yasa teklifine ses çıkarmalarını beklediğimiz Milas Belediyesi’nin, Milas Kent Konseyi’nin Milas Ticaret ve Sanayi Odası’nın, Ziraat Odası’nın, Milas’taki parti örgütlerinin, TMMOB Milas İlçe Koordinasyon Kurulu’nun, Kültür Varlıklarını Koruma Müdürlüğü’nün, Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü’nün, Turizm işletmecilerinin, yok olacak köylerin muhtarlarının söyleyeceklerini duymak istiyoruz. Sadece zeytinliklerimizi değil, vatanımızı, haklarımızı, geleceğimizi korumak için de ‘Zeytinime Dokunma’ diyoruz.”
Tuncer, sözlerini, torba yasanın kabul edilmesi halinde başımıza geleceklere dair şu bilgilerle tamamladı:
“ÇED ve ruhsat süreçleri kısaltılacak, ÇED sürecinde diğer izinler alınabilecek. / Maden alanlarına denk gelen Ormanlar, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’ne (MAPEG) ücretsiz devredilecek, / Kurumlardan görüş alma süreçleri MAPEG tarafından yürütülecek. / Stratejik ve kritik madenlerde acele kamulaştırma yapılacak. / Bir alanda farklı madenlerin olması durumunda daha önce tek ruhsat verilirken şimdi farklı ruhsatlar düzenlenecek. / Muğla yöresindeki termik santrallere kömür sağlamak için zeytinlikler madenciliğe açılacak. / Enerji yatırımlarında Orman tahsis izinleri kolaylaştırılacak. / Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, enerji ve maden yatırımları için imar planı yapabilecek, inşaat ruhsatı düzenleyebilecek. / Kamulaştırma kararları “tapu” sayılacak. / EPDK’ya acele kamulaştırma yetkisi verilecek. / Yapı ruhsatı almadan işletmeye geçmiş olan enerji yatırımlarından bu belgeler istenmeyecek, üretim devam edecek. / Kanun teklifi ekinde yer alan iki adet kroki ve koordinat tablosunda yer alan zeytinlikler kamulaştırılacak ve kömür madenciliği yararına açılacak. Tabloda N19 ve N20 nolu paftaların koordinatları Muğla’da, Yatağan, Kemerköy, Akbelen civarındaki parsellere denk gelmektedir.”
“Bu savaş derhal durdurulmalıdır!”
Milas 78’liler adına konuşan Fikret Çoban, Ortadoğu’da şimdilerde İsrail-İran arasında füze savaşı gibi görünen, süren çatışmadan hareketle, bölgede İsrail’in başta ABD’nin (Trump’ın!) omuz vermesiyle vahşice sürdürdüğü saldırganlıklarla ilgili konuşmasında, İran’a yönelik saldırganlıkların gerekçesi olarak dile getirilen “İran’ın nükleer silah sahibi olmasını engelleme” iddiasının, tıpkı “Saddam’ın kimyasal silah saldırganlığını önleme” yalanındaki gibi dayanaksız olduğuna dikkat çekip, ayrıca İran halkına yönelik rejim değişikliği çağrılarının da hiçbir karşılığının olamayacağını belirterek, özetle şunları söyledi:
“İsrail bir terör devletidir. 75 yıl önce batının isteği ve çıkarları doğrultusunda Filistin toprakları işgal edilerek kurulmuş bir terör devletidir. Gazze’de soykırım var. Çocuklar öldürülüyor, kadınlar öldürülüyor, insanlar aç, İsrail kuşatması her türlü insanî yardımı engelliyor. Peki barbar olan kim? Filistinliler mi, İsrail mi? Filistin direnişi terör, İsrail işgali ‘savunma’ öyle mi! Şimdi de, İran’ın nükleer silahı olmaması lazım deniyor. Ama İsrail’in yüzlerce nükleer başlığı olduğu söyleniyor. İran’ın nükleer başlığı yok! Bu durumda hangisi tehlikeli, İran mı İsrail mi? İsrail suçludur. Bunu niye görmüyorlar? Niye İsrail’in saldırganlığı, yaptıklarının hiçbir dünya nizamına uymadığını görmüyorlar bir türlü ve ‘derhal savaşı durdur’ diye baskı kurmuyorlar? Çünkü hepsi savaştan besleniyor, kan kokusu burunlarında hepsinin. Bir yıldır Gazze abluka altına alınmış, tüm yaşam damarları kesilmiş, 60 bine varan insan öldürülmüş, bunların 35 bini çocuk. Çocuklar yaşamak için dünyaya gelir ama Filistin’de öldürülmek için doğuyor çocuklar. Şimdi hedefte İran var. Bu savaş derhal durdurulmalıdır. Savaş; dünya, Ortadoğu, İran hakları için yıkımdır. Savaşlardan geriye ölüler, yas tutanlar ve hırsızlar kalır! Savaşa hayır! Barış hemen, şimdi!”
Çoban sözlerini; kendilerine İslam ülkesi deyip de ABD ve İsrail’in Ortadoğu’daki katliamlarına yardım edenler kadar, sessiz kalanların ve topraklarındaki üsleri kullandıranların da suçlu olduğunu vurgulayıp İsrail ile tüm ticari ilişkilerin durdurulması, tam ambargo uygulanması çağrısında bulunarak tamamladı.
“Doğaya yağmayı sürdüren bu politikanın karşısında duracağız!”
Bir diğer konuşmacı, DEM Parti Milas Eşbaşkanı Sedat Polat’tı. Polat, 13 Haziran’da AKP tarafından yapılan yasa değişikliği teklifiyle doğaya karşı yağma ile yeniden karşı karşıya olunduğuna, Türkiye’nin mevcut ekonomisine ilişkin politika üretemeyenlerin halka ait olana el koymaya çalıştıklarına, doğa üzerinden kâr ve rant hırsı içinde olduklarına dikkat çekerek, “Doğaya yağmayı sürdüren bu politikanın karşısında duracağız. Yağmanın ve bu talan düzeninin karşısında olmaya devam edeceğiz” dedi.
Konuşmasının son bölümünde Ortadoğu’daki İsrail-ABD saldırganlığına değinen Polat, bu kirli savaşın bir an önce son bulması, halkların hak ettikleri eşit ve demokratik toplum düzenlerine kavuşması temennisini dile getirdikten sonra, ülkemizdeki “kardeşlik süreci”ne değinip, bu sürece tüm sol, sosyalist, demokrasiden yana güçlerin destek vermeleri çağrısıyla sözlerini tamamladı.
“Ne yiyeceğiz biz? Nerede yaşayacağız?”
SOL Parti Milas İlçe Başkanı Hüseyin Yorulmaz ise, Ortadoğu’daki son duruma değinerek, “Ortadoğu’da yaşanan bu gelişmelerin gerekçeleri arasında sanki daha önce herhangi bir ülkeye demokrasi getirmişler gibi İran’a demokrasi getireceklerini söylüyorlar. Elinde nükleer silah olan bir devlet, elinde nükleer silah olup olmadığı belirsiz İran’a hiza-istikamet vermeye çalışıyor. Demokrasi iç dinamiklerle gelirse gelir, dış dinamiklerle asla gelmez” dedi.
Yorulmaz, konuşmasında daha sonra, bir yandan Ortadoğu’da İsrail’in kesintisiz saldırganlıkları yaşanırken öte yandan ülkemizde de ısrarla ‘doğanın yağmalanma çalışmaları’nın sürdürüldüğüne dikkat çekerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Maden yasasında değişiklik teklifiyle yeraltı ve yer üstü zenginliklerimizin yağmalanması sürdürülmek isteniyor. Biz sömürge miyiz? Bizim topraklarımızı nasıl oluyor da yağmalamak istiyorlar! Bu yasa sadece Muğla’yı değil tüm Türkiye’yi ilgilendirmektedir. Zeytinyağının litresini 2 milyon liraya, zeytinin kilosunu bin liraya mı yiyeceğiz? Ne yiyeceğiz biz? Nerede yaşayacağız? Bunun cevabını iktidar milletvekilleri versin! Bir avuç zümre bu ülkenin topraklarını yağmalamaktadır! Direne direne kazanacağız!”
“Kömür sudan daha değerli olabilir mi?”
Forumda Yeşil Sol Parti adına konuşan Mamo Polat da, “Türkiye’de o değersiz kömürleri çıkarmak için çok değerli zeytinlerimiz başta olmak üzere tarımın tüm alanları olumsuz etkilenecek. Buna bugüne kadar olduğu gibi yine hayır denmelidir. Kömür sudan daha değerli olabilir mi? Temiz havadan daha değerli olabilir mi? Topraklarımızdan daha değerli olabilir mi? Savaşlara, madene, talana hayır. Birlikte hareket etmeliyiz. Ya hep beraber ya hiç birimiz!” dedi.




