Maden yasasında değişiklik teklifini destekleyen bir grup muhtar ve vatandaş Milas Kalemköy’de buluşup sordu:
“Madem 40 köy madende yok olacak, nerede bu köylerin muhtarları? Nerede bu köylüler?”
A. Kemal KAŞKAR –
Milas Kalemköy mahallesinde düzenlenen toplantıda, “Maden de bizim zeytin de bizim! İkisi birlikte Milas’ta 40 yıldır mümkündü şimdi de mümkün” açıklaması yapıldığı bildirildi.
Anadolu Ajansı kaynaklı habere göre, 20 köyün muhtarı ile bir grup vatandaşın bir araya geldiği etkinlikte açıklamayı yapan Karacaağaç Muhtarı Dursun Uysal, “bölge dışından yapılan yorumların gerçeği yansıtmadığı”nı ve “madencilik ile tarımın Milas’ta yıllardır birlikte sürdürüldüğü”nü belirterek şunları söyledi:
“Biz doğa düşmanı değiliz. Zeytini işleyen de biziz kömürü çıkaran da biziz. Santraller buraya dün kurulmadı, biz 40 yıldır birlikte yaşıyoruz. Zeytin ağacımız göz bebeğimiz, kömürümüz ekmek kapımız. Kimse bize bunları birbirine düşman gibi göstermesin.”
Santral ve maden sahalarında bugüne kadar yaklaşık 700 bin ağacın dikildiğini ve taşınan zeytin ağaçlarının yeni yerlerinde yeniden ürün vermeye başladığını söyleyen Uysal, son günlerde dillendirilen “40 köy yok olacak” iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu vurgulayarak, “Madem 40 köy madende yok olacak; nerede bu köylerin muhtarları? 40 köy demek ortalama 300 kişiden 12 bin insan demek. Nerede bu binlerce insan? Neden bir şey söylemiyorlar bununla ilgili. Cevabı basit; çünkü yalan söylüyorlar. Bir tane muhtar dışında kimse 40 köy yok olacak demiyor. Bu yalanlardan ve bu yalanları söyleyenlerden artık bıktık.
Eğer kömür çıkmazsa, santraller kapanacak ve binlerce insan işsiz, ekmeksiz kalacak. İşte bizim basit gerçeğimiz bu. Asıl o zaman 40 köy yok olur.
Bu meydanda 20 köyden insan var. Biz Ankara’da değil Milas’ta zeytin ağaçlarımızın altında toplandık. Çünkü bu toprakların gerçek sahibi biziz. Zeytini de kömürü de biz biliyoruz” dedi ve sözlerini şöyle tamamladı:
“Maden de bizim zeytin de bizim! İkisi birlikte Milas’ta 40 yıldır mümkündü şimdi de mümkün. Bu topraklarda doğayı da madeni de biz yaşatıyoruz. Yeter ki iş düzgün yapılsın, köylünün hakkı yenmesin, doğaya saygı duyulsun. Biz de bunun her zaman takipçisiyiz” dedi ve herkesi bölgeye gelip durumu yerinde görmeye davet ederek, “Buralar hep yörük köyüdür. Buyurun gelin misafirimiz olun, yaşadıklarımızı bizden dinleyin. Her şeyi yerinde görmek en iyisidir” çağrısı yaptı.




